37’NCİ YILINDA BİR 12 EYLÜL VE BİR DARBE YAZISI

Bugün 12 Eylül.. Bu büyük yıkımın 37. Yıldönümü.. Biz de Melih Pekdemir’in deyimi ile “Ferhat’ın Şirin Solcuları” olarak bir “nostaljik 12 Eylül Kınaması” yazalım istedik. 12 Eylül, “underground fıkraları” ile ünlü idi.

Çünkü “konuşmak ve eleştirmek yasaktı.” Bu fıkralar, Başbakan Yıldırım Akbulut döneminde de epey ünlü oldu. Hatta 12 Eylül Darbesi’nin mağduru siyaset adamı rahmetli Süleyman Demirel de sık sık “12 Eylül fıkraları anlatır ve politik örnekler verirdi.”

DARBEYE KARŞI FIKRALARLA MUHALEFET

İşte bir 12 Eylül fıkrası;
“12 Eylül döneminde Ali Baransel, Darbeci Konsey tarafından tüm basın-yayından sorumlu kişi olarak atanır. Bir gün gazetelerden birinde bir fıkra yayınlanır. Kenan Evren bu fıkrayı görünce çılgına döner. Fıkra şöyledir: ‘Güney Amerika'da bir uzmana sormuşlar; darbe yapmak mı daha kolaydır, yoksa turşu yapmak mı? Uzman, ‘Darbe yapmak daha kolaydır. Çünkü hıyar turşusu yapmak için aynı boy taze hıyarları seçeceksin, onları uygun kıvamda tuz, limon, sirkeli suyun içinde uygun süre bekleteceksin vs. oldukça uzun iş. Ama darbe yapmak için üç hıyarı yan yana getirmek yeterlidir’ demiş. Evren, bu fıkrayı okuyunca derhal Ali Baransel'i çağırmış; ‘Bu ne rezalet, böyle bir saçmalığın yayınlanmasına nasıl izin verirsin, neden kontrol etmezsin’ diye çıkışmış. Ali Baransel ne olduğunu anlamak için gazetedeki fıkraya bir göz atmış ve ‘Sayın paşam, boşuna üzülüyorsunuz, bakın burada üç hıyar diyor, beş hıyar demiyor ki’ demiş. Bunun üzerine Kenan Evren gazeteyi alıp fıkraya tekrar bakınca hak vermiş..”

CUNTACILAR İNEĞİ NASIL SAĞAR?

Bizden de hatırladığımız bir 12 Eylül bilmecesi; 5 darbeci paşa bir ineği nasıl sağar?  Cevap; ‘Paşalardan biri ineğin memelerini tutar, diğer dört paşa ineğin birer ayağından - dört ayağından- tutar ve ineği indirir, kaldırırlar.. Böylece inek de kolayca sağılmış olur..’

BİR HATIRLATMA; “ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?”
12 Eylül’ün önemli tanığı ve taraflarından Melih Pekdemir anlatıyor;  “Bir ihtimal, boynumuza ilmek atılmak iddiasıyla yargılandığımız bu mahkemede de, bilmediğinize inandığımız bazı hususları hatırlatmak boynumuzun borcudur. Bu dönemde açılan bütün davaların hazırlık soruşturmalarının, emniyet müdürlüklerinde yürütülen işkenceli sorgulamaların tam 90 gün sürdüğünü de hatırlıyor musunuz? Bizzat devletin açıklamasına göre, bu soruşturmalarda 175 kişinin işkencelerde resmen öldürüldüğünü de biliyor musunuz? Kenan Evren'in verdiği ‘asmayalım da besleyelim mi’ direktifiyle sıkıyönetim mahkemelerinin peş peşe idam cezaları kestiğini unutmamışsınızdır.

Bu yıllarda yaptığı bir ABD gezisinde, Amerikalı gazetecilerin sorusu üzerine aynı Kenan Evren'in 1980-86 tarihleri arasında işkence yaptıkları iddiasıyla 9337 görevli hakkında 5602 dava açıldığını, 1401 davada 2294 devlet görevlisine işkence yapmaktan ceza verildiğini açıklamaya mecbur kaldığını da duymuş muydunuz?.”

KOYU KARANLIK BASKI DÖNEMİNDEN SAYILARLA BİR İNSANLIK DRAMI..
12 Eylül’de dönemin Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren’in baş mimarı olduğu darbenin geride bıraktığı tablo 'resmi rakamlar' göre şöyle idi:
* Gözaltına alınanlar: 650.000 kişi * Fişlenenler: 1.683.000 kişi, * Açılan dava sayısı: 210.000, * Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar: 230.000 kişi, * Bunlardan 141-142-163. maddelerden yargılananlar: 71.500 kişi, * Sivil mahkemelerde açılan davalar (1980-88 yıllar arası): 9,508, * Yargılanan 'örgüt üyesi': 98.404 kişi, * Hüküm giyen 'örgüt üyesi': 21.764 kişi, * Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14.000 kişi, * Pasaport verilmeyenler: 388.000 kişi, * Faaliyetten men edilen dernek: 23.700, * Toplam 644 cezaevindeki hükümlü-tutuklu sayısı: 52.000 kişi (1990'da kalanlar) * Açlık grevinde ölenler: 14 kişi, * Kaçarken vurulanlar: 16 kişi, * 'Çatışma'da öldürülenler: 74 kişi, * Gözaltı veya cezaevindeyken Doğal ölüm raporu verilenler: 73 kişi, * 'İntihar' ettiği bildirilenler: 43 kişi, * İşkence sonucu öldürülenler: 171 kişi, * Açılan işkence soruşturma veya davası: 9.962 (1982-1988 arası), * İşkence yaptıkları suçlamasıyla yargılanan güvenlik görevlisi : 544 kişi, * 1402 Sıkıyönetim yasasına göre yapılan işlem : 18.525, * Hakkında işlem yapılan memur: 7.245, * Hakkında işlem yapılan öğretmen sayısı: 3.854, * Hakkında işlem yapılan güvenlik görevlisi: 988, * Hakkında işlem yapılan din görevlisi: 266, * Hakkında işlem yapılan öğretim görevlisi: 120, * Hakkında işlem yapılan mülki amir: 35, * Hakkında işlem yapılan hakim-savcı: 47, * Bölge dışına sürülenler: 7.233 kişi, * Görevlerine son verilenler: 4.891, * Yasaklanan film sayısı: 927, * Haklarında idam cezası istenenler: 7.000 kişi, * Ölüm cezası verilenler: 517 kişi, * Askeri Yargıtay'ın onayladığı idam cezası: 124 kişi, * Dosyası Meclis'te bulunan idam hükümlüsü: 259,  * İnfaz edilen idam cezası: 50,  * İnfaz edilen sol görüşlü idam mahkumu: 18 kişi, * İnfaz edilen sağ görüşlü idam mahkumu: 8 kişi..” 1980 – 1985 yılları arasında; * 22.912 kişiye 0-1 yıl ceza verildi, * 10.784 kişiye 1-5 yıl ceza verildi, * 6.186 kişiye 5-10 yıl ceza verildi, * 2.396 kişiye 10-20 yıl ceza verildi, * 939 kişiye 20 yılın üzerinde ceza verildi, * 630 kişiye müebbet hapis cezası verildi, * 420 kişiye ölüm cezası verildi.

12 EYLÜL VE GAZETECİLERE VERİLEN CEZALAR

12 Eylül darbesinin en mağdur ettiği kesimlerin başında ise gazeteciler ve yayıncılar vardı. Koyu karanlık baskı dönemi Türkiye’de görev yapan gazeteciler için de adeta kabus yılları olmuştu. 12 Eylül 1980-1985 yılları arasında gazetecilerle ilgili ceza ve yaqptırımlar rakamlarla şöyle oldu;

*
Cezaevlerindeki gazetecilerin aldığı ceza toplamı: 3.315 yıl 3 ay, * İstanbul gazetelerinin yayın yapamadığı gün sayısı: 300 gün, * Gazetecilere istenilen hapis cezası: 4.000 yıl, * Cezaevlerindeki gazeteciler: 31, * Polisçe aranan gıyabi tutuklu gazeteciler: 13, * Silahlı saldırıda öldürülen gazeteciler: 3, * Yalnızca 1989'da 16 günlük gazeteye açılan dava: 394, * Tazminat davalarının sayısı:211,  * İstenilen tazminat miktarı: 12 milyar 848 milyon, * Yakılarak yok edilen gazete, dergi, kitap: 39 ton, * Yok edilmek üzere depolarda bekleyen yayın: 40 ton, * Basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa sayısı: 151, * Yasaklanan yayın sayısı: 927

MARTI’YA ÖLÜM İLANI GAZETE KAPATTIRDI
Türkiye Komünist Partisi’nin son genel sekreteri “Laz İsmail ve Martı” lakapları ile bilinen İsmail Bilen 1983 Kasım’ında Berlin’de öldü. İsmail Bilen ile ilgili Türkiye’deki TKP’liler gazeteye “Martı Öldü” diye bir ölüm ilanı verdiler. Martı’nın İsmail Bilen olduğu öğrenilince darbeci generaller Hürriyet Gazetesi’ne 1 günlük kapama cezası verdi.

DENİZLİ MHP’DE DİPTEN GELEN DALGA; YUSUF GARİP

Adı Yusuf Garip.. Mesleği Avukatlık.. Siyaseti Ülkücü ve MHP’li.. Bahsettiğimiz isim sessiz ve derinden gelen, Denizli MHP’nin son 9-10 yılında her platformda adından söz edilen ismi Yusuf Garip’den başkası değil.. MHP Denizli eski Merkez İlçe Sekreteri, Merkezefendi  Belediye Meclis Üyesi ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Av. Yusuf Garip “duruşu, tavrı ve açıklamaları” ile “Devlet Bahçeli tarzı bir politikacı” özellikleri taşıyor. Denizli MHP’de sık sık “dipten gelen dalga” yakıştırmaları ve yorumları alan Yusuf Garip’le ilgili politik detaylar yarın bu köşede.. 

BİR “KAYALIK ÇOCUĞU’NUN” ENGELLENEMEZ BAŞARI ÖYKÜSÜ

Geçtiğimiz ay Isparta’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tam not alan Isparta Şehir Hastanesi’nin Denizlili Başhekimi Op. Dr. Kadir Gökhan Saçkan bir okul daha bitirdi. Ve “Tıp Doktorluğu, acil hekimliği, kalp cerrahlığı ve hastane yöneticiliğine” ek olarak şimdi de Sosyal Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü (Saglık Yönetimi Işletme) Yüksek Lisans Diploması aldı.

Genç yaşta Uşak il sağlık müdürlüğü de yapan ve Denizli’nin en uzun süre görevde kalan başhekimi ünvanını taşıyan Saçkan’ın Denizli’nin Kayalık Mahallesi’nde başlayan (engellenemez) başarı öyküsü 13 Eylül Çarşamba günü Denizli Gazetesi’nde.. Bu yazıyı sakın kaçırmayın..

 


Yorumları göster (0)

Güncel kategorisinde en çok okunanlar

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ