FİZİK TEDAVİ VE ORTOPEDİ HANGİ ALANLARDA ORTAK ÇALIŞIR?

DRT Denizli ekranlarında yayınlanan ‘Haberin Merkezi’ programına konuk olan Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Hatay ve Fizyoterapist Miray Didem Ata programda fizik tedavi ve ortopedi bölümlerinin hangi alanlarla ortak çalıştıkları konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Hatay ve Fizyoterapist Miray Didem Ata, DRT Denizli ekranlarında yayınlanan ve Tolga Alp Düzgören tarafından hazırlanıp sunulan ‘Haberin Merkezi’ programına konuk oldu. Op. Dr. Hatay ve Fizyoterapist Ata programda fizik tedavi ve ortopedi bölümlerinin hangi alanlarla ortak çalıştıklarını değerlendirdi.

DENİZLİ: Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Ortopedi Bölümü ne tür rahatsızlıklarda ortak çalışma yürütür?

OP. DR. HATAY: “Tıp bir bütündür. Bütün branşlar birbirleriyle ortak çalışırlar. Birçok zaman başka branşlardan da yardım alıyoruz. Ama fizik tedavi derseniz çoğunlukla protez ameliyatlarından sonra, spor yaralanmalarında, kırık cerrahilerinden sonra, herhangi bir şekilde, herhangi bir uzvunu kaybetmiş hastalarımızın yeni takılan uzvunun adapte olmasında veya bazı nedenlerden dolayı hareket kısıtlılıklarında fizik tedaviden destek alıyoruz.”

 

DENİZLİ: Hastanenizde bu tarz operasyonlardan hangileri yapılıyor?

OP. DR. HATAY: “El cerrahisinden protez cerrahisine kadar hepsi yapılıyor. Hepsini de oldukça yetenekli arkadaşlarımız yapıyor. Tedaviyi yaptıktan sonra fizik tedaviyle devam ettiriyoruz. Bu operasyonlar ayrı ayrı inceleniyor. Protez ameliyatlarının tamamından sonra olmazsa olmaz fizik tedavidir. Çünkü bir cerrahi operasyon yapıldıktan sonra her şey bitmiş olmuyor. İnsan vücudu organik. Bir kırık veya bir protez cerrahisinden sonra hastayı kendi halinde bırakmak doğru değil. Son derece dikkatli bir şekilde, takip altında rehabilitasyonlara önem vermek gerekir.”

 

DENİZLİ: Operasyon sonrası hangi gruplara fizik tedavi yapılır?

FİZYOTERAPİST ATA: “Ortopedi cerrahileri çok fazla sayıda alana dağılmış durumda. Bize ihtiyaç duydukları her an biz ortopedistlerimizin yardımına koşuyoruz. Özellikle operasyon sonrası hastanın ilk birkaç günü çok kıymetli bizim için. Örneğin; bir diz protezi ameliyatı sonrası hastanın mobilizasyon dediğimiz ayağa kaldırma esnasında doğru şekilde hareket ettiriyor olmak hastanın sonraki sürecinde de ona yarar sağlayacağı için ilk günden başlıyoruz. Doğru oturma pozisyonu, doğru yürüme pozisyonu, merdiveni inip çıkabilmesi gibi konularda hastanemizde destek oluyoruz. Fizik tedavi ameliyatın ertesi günü resmi olarak başlamış oluyor. Burada önemli olan şey hastaya erken hareket kazandırmak. Ortopedi cerrahilerinden sonra erken harekete başlamadığımız zaman, hastalarda kas kuvveti kaybı, eklem hareket açıklığının kaybını yaşadığımız için bunları sonrasında kazandırmak çok kolay olmuyor. Yani operasyondan sonra iyileşme süreci beklenmiyor. Beklediğimiz zaman hastaya zaman kaybettirmiş oluyoruz. Biz aslında temelde ortopedist ameliyat sonrası ne tür bir fizik tedavi olmasını arzu ediyorsa hemen o noktada devreye giriyoruz ama çoğunlukla ilk günden başlamış oluyoruz. Bu hastanın iyileşme sürecine hız kazandıran sonraki sürecinde işe dönüş, yaşama dönüş, spora dönüş aktiviteleri gibi süreçlere hastayı hızlı döndüren bir kazanım elde etmemizi sağladığı için fizik tedavi anlamında uzun bir süre beklemiyoruz. İlk gün veya ikinci gün hareketi kazandırmaya başlıyoruz. Bu hastalar için kısmen ağrılı oluyor ama sonrasında çok rahat ediyorlar. Her ortopedi operasyonundan sonra fizik tedaviye ihtiyaç duyuluyor. En azından yapamıyorsak bile hastayı doğru hareket ettirmeye çalışıyoruz. İsteriz ki bu bütün hastanelerde böyle olsun. Çünkü bu hakikaten hastanın iyileşme sürecini hızlandıran bir şey. Elimizden geldiğince tüm operasyonlara girmeye çalışıyoruz.”

 

DENİZLİ: Fizik tedavinin olmazsa olmazı ortopedik operasyonlar hakkında bizleri biraz aydınlatabilir misiniz?

OP. DR. HATAY: “Eğer fizik tedavi yapılamayacaksa bazı müdahalelerin yapılması hasta için iyi sonuçlar vermiyor. Protez ameliyatında hastanın ağrısını kesebiliyorsunuz ama fonksiyonlarını geri döndüremiyorsunuz. Fizik tedavi ile bu fonksiyonlar tamamlanıyor. Cerrah ameliyat yaptıktan sonra ameliyat bitmiş olmuyor. Özellikle protez ameliyatlarında mutlaka fizik tedavi gerekiyor. Bazı protez ameliyatlarında öncesinde fizik tedavi yapmak gerekiyor. Ağrılı olduğu ve hastanın kullanmadığı için kasları zayıflamış oluyor. Eklem çevresinde yapışıklıklar oluşuyor. En azından 15 seans fizik tedavi alması, ameliyatın sonrasında ikinci bir fizik tedavi uygulanması son derece faydalıdır. Bu planlı operasyonlarda böyle. Planlanmadık olaylarda hemen müdahale ediyoruz. Sonrasında hastanın hastalığına göre hangi hareketleri ne zaman vereceğine göre konuşarak programlayıp seansları başlatıyoruz.”

 

DENİZLİ: Hastanın fizik tedavi sonrası günlük hayatında da bu tedaviyi uygulaması gerekli mi?

FİZYOTERAPİST ATA: “Operasyon sonrasında da öncesinde de, operasyondan bağımsız da olsa fizik tedavi uyguladığımız zaman bizimde hastalardan beklentilerimiz oluyor. Fizik tedavinin ana alanı budur. Genel olarak baktığımız şey hastanın fonksiyonlarının geri kazanımına yön verebilmek. Tamamen sağlamak değil. Bunu sağlayan genellikle cerrahi operasyonları oluyor. Sonrasında o fonksiyonların kazanımını doğru sağlayabilmek için doğru yönlendirmelerde bulunuyoruz. Bu birçok farklı yöntemle sağlanabiliyor. Teknolojinin gelişimiyle birlikte fizik tedavide farklılıklar kazanıyor. Bizde bu farklılıklara bir şekilde uyum sağlıyoruz. Toplumda buna uyum sağlıyor. Fakat bizim toplumsal olarak bir zafiyetimiz var. Biz egzersiz yapmayı sevmeyen bir toplumuz. Fizik tedavicilerin en çok zorlandığı konu budur. Bizim beklentimiz fizik tedaviyi verdikten sonra hastanın dışarıda da biraz daha egzersiz yapması. Sadece bizim verdiğimiz bir, iki saatlik fizik tedavi ne yazık ki tüm yaşamını kurtarmıyor. Son yıllarda toplumsal olarak bu konularda biraz bilinçlendiğimizi düşünüyorum.”

 

DENİZLİ: Diz rahatsızlıklarının hangi aşamalarında cerrahi operasyona, hangi aşamalarında fizik tedavi ve rehabilitasyona yönlendiriyorsunuz?

OP. DR. HATAY: “Eğer 65 yaş altındaysa ve protez ihtiyacı varsa genellikle cerrahiden kaçıyoruz. Daha çok fizik tedaviye yönlendirerek belli bir yaşa gelmesini bekliyoruz. Cerrahiye ihtiyacı varsa, yaşı ve konumu uygunsa yapıyoruz ama çok agresif davranmıyoruz. Çünkü ileri yaşlarda protez ameliyatı yapmak bir ikinci ameliyata ihtiyaç duymayı azaltıyor. Biz çoğunlukla diyetisyene göndererek kilo verdiriyoruz ve kilo almasını istemiyoruz. Ardından fizik tedaviye göndererek ağrılı olan o dönemini atlatması için gerekli uyarıları yapıyoruz. Bu şekilde belli bir yaşa gelene kadar fizik tedaviye yönlendiriyoruz.”

 

DENİZLİ: Peki hastaya diz protezi uygulaması yapıldıktan sonra nasıl bir rehabilitasyon süreci işliyor ?

FİZYOTERAPİST ATA: “Diz protezinin ilk günlerinde, ilk gecesinden itibaren doğru oturma pozisyonu dize birkaç küçük egzersizle dizi hareketlendirme hareketlerine başlıyoruz. Ertesi sabah hastalarımız bir yardımcı ve bir koltuk değneği yardımıyla bizim eşliğimizde yürüyor İlk gecede yürütülebilirler. Ama onları çok yormamak adına ilk geceden yürütmeden ertesi gün yürütmeye başlıyoruz. Yani hemen hareketi kazandırmaya başlıyoruz aslında. Ortopedistlerimizin uygulayacağı başka şeyler oluyor. Hastaların pansumanları, direnç çekimleri vesaire gibi. Onlar da olduktan sonra biz hareketi kazandırmaya başlıyoruz. Hastaların diz protezinden sonra korktukları şey, ‘dizimi kullanabilecek miyim’, ‘bükebilecek miyim’, ‘yere oturabilecek miyim’, ‘merdivenden inip çıkabilecek miyim’ oluyor. En büyük kaygıları genelde bu olur. Vücuda farklı bir materyal takıldığı için kafada büyütülen ve bilinmeyen de bir şey. Aslında doğru müdahale ile hasta eskisine oranla çok daha fazla rahat bir şekilde bu biraz önce saydığım hareketlerin tamamını yapabilecek hale geliyor. Bağdaş dahi kurabiliyorlar, merdivenden inip çıkmakta zorlanmıyorlar.”

 

DENİZLİ: Fizik tedavi süreci gündelik hayatı nasıl etkiliyor?

FİZYOTERAPİST ATA: “Hastalar bizimle vakit geçirmek durumundalar. Ancak hastaların tüm gününü almıyoruz. Mutlaka 2 ya da 3 saat kadar yaptıktan sonra onların evde istirahat etmelerini sağlıyoruz.”

 

DENİZLİ: Vücudun belli bir bölgesindeki ağrı bir uyarıdır. Hangi durumlarda bir uzmana başvurmak gerekiyor?

OP. DR. HATAY: “Ağrı tabi ki bir sinyal. Ağrı uzayarak devam ediyorsa, giderek artıyorsa o zaman kendi başınıza ağrı kesicilerle uğraşmak yerine bir uzmana gitmek gerekiyor.Bu karın ağrısından eklem ağrısına kadar da böyle.Bir karın ağrısı mesela hafif bir şeyler aldınız geçmedi. Ertesi gün ağrı şiddetlendi. Belki de içerdeki bağırsak düğümlenmesidir. Kalça eklemi diyelim, ağrınız var, ertesi gün daha da şiddetlendi. Bu belki de kemiğin damarındaki tıkanıklıktan dolayı, kemiğin kendi kendini canlılığını yitirmesi ile sonuçlanacak bir rahatsızlık olabilir. O yüzden uzuyor ve giderek artıyorsa, mutlaka bir uzmana gidilmesi gerekiyor.”

 

DENİZLİ: Fizik tedavi ve rehabilitasyonda bir yaş aralığı var mıdır?

FİZYOTERAPİST ATA: “Fizik tedavinin yaş aralığı yok. Yeni doğmuş bir bebekte oluşan felçli olması durumu da bir fizik tedaviyi ilgilendirir. 98 yaşındaki birinin diz ya da kalça protezi olması da bizi ilgilendirir. Hareket ya da fonksiyonel kısıtlılık olan her hastalık ya da her durum bizim devreye girmemizi gerektiriyor. Çok küçük yaşta özürlü olan bebek hastalarımız var. Fark edildiği anda fizik tedaviye başlanılıyor. Özürlü çocuklarımıza erken verdiğimiz hareket onların gelecekte birazcık daha hareketli olmasını sağlayabiliyor.”

 

DENİZLİ: Koruyucu önlem anlamında ne gibi tavsiyeleriniz var?

OP. DR. HATAY: “Eklemlerimiz bize belli bir süre kullanmamız için verilmiş. İnsan ömrü ne kadarsa, o kadar kullanılacak. Ama biz bunu bozabiliyoruz. Özellikle kilo diz eklemini, kalça eklemini, ayak bileklerini, ayakları, mutlaka etkiliyor. O yüzden boyumuza uygun kiloda kalmalıyız ki vücudumuzda oluşabilecek ortopedik hastalıklardan kurtulabilelim. Taşıyabileceğimizden daha fazlasını taşımak, eklemin açılmasına, bağların esnemesine sebep oluyor. Bu da tekrar kendini toplamakta zorlandığında şişmelere sebep oluyor. O yüzden kontrollü, eklemlere fazla yüklenmeden hayatımızı geçirmemiz gerekiyor. Bizim yapı taşlarımız var, kıkırdaklarımız için söylüyorum. Kıkırdakların yapı taşlarında kolajenler mevcut ve bunu dışarıdan almıyoruz zaten. Belli bir yaştan sonra takviye kullanmıyorsak, kıkırdaklarımız yumuşuyor ve dökülmelere sebep oluyor. Aynı şekilde kalsiyum, bunlar da kemik dokusunun yapı taşları olduğu için mutlaka gıdalarımızda bunları eksik bırakmamalıyız.”

 

DENİZLİ: Bu konuda sizin de görüşlerinizi alabilir miyiz?

FİZYOTERAPİST ATA: “Benim bu konudaki en önemli önerim; egzersizi hayatımızın içine almalıyız. Toplumsal olarak bu bilinçle yetişmediğimiz için çoğumuz 35-45 yaşlarımızda egzersizle bir rahatsızlığımız sonucu tanışıyoruz. Ben egzersizin doğru ve bilinçli yapıldığında birçok hastalıktan koruyucu olduğunu belirtmek istiyorum.”

 

 


Yorumları göster (0)