KALIN BAĞIRSAK KANSERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ ANLATTI

Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Genel Cerrahi hekimlerinden Op.Dr. Umut Faydacı , DRT Denizli ekranlarında yayınlanan  ‘Haberin Merkezi’ programına konuk oldu. programda kalın bağırsak kanserini ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Op.Dr.Umut Faydacı kalın bağırsak kanseri ve cerrahi müdahaleleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Faydacı, ‘Hücrelerin normal bir ölüm programı vardır, belli bir süre yaşarlar ve ardından ölürler. Kanserli hücreler bu ölüm zamanınıgerçekleştiremeyen hücrelerden oluşmaktadır. Öncelikle bulunduğu bölgeyi ardından sağlıklı diğer bölgeleri etkisi altına alan kanserli hücrelerden oluşmaktadır. İnme, kalp hastalıkları ve kanser en yüksek ölümlü rahatsızlıklardır. Fazla hormonlu gıdalar, sağlıksız beslenme kanseri en çok tetikleyen etmenlerdendir ve ciddi anlamada dikkat edilmesi gerekmektedir.

Dr. Faydacı, en çok görülen kanser türleri hakkında bilgilendirdi ve kolorektal kanserlerin hem kadın hem erkekte ilk üçte görüldüğünü ekledi.

‘Erkeklerde en çok görülen kanser türleri sıralandığında, prostat, akciğer ve kalın bağırsak tümörleri olarak söyleyebiliriz. Kadınlarda ise meme ve akciğer kanserleri ve üçüncü olarak da kalın bağırsak kanseri görülmektedir. Her iki gruptada ilk üçte karşımıza çıkmakta olan kolorektal kanserler önlenebilir bir kanser türüdür ancak bu konuda bilinçlenmek gerekmektedir. Özellikle birinci aşama sağlık kuruluşlarımızda detaylı taramalar yapılmaktadır ve henüz kanser aşamasına gelmemiş polipler belirlenmekte ve önlenmektedir.

‘KALITIMSAL KANSER GENİ OLAN KİŞİLERİN KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEMESİ GEREKMEKTEDİR.’

Dr. Faydacı, “Ailede ciddi anlamda bir kalıtımsal kanser geni yok ise kalın bağırsak kanseri 50 yaşından sonra görülmektedir. Eğer yakınlarınızda kanser görülme oranı var ise ve bu ellili yaşlarda görüldüyse sizin de muayenelerinize bu yaştan 10 yıl önce başlamanız gerekmektedir. Bir polipin kanserleşmesine kadar geçen süre 8-10 yıla kadar almaktadır. Endoskopik muayenelerde bu tümör henüz polip aşamasındayken yakalayabiliyoruz. Birinci basamak sağlık kuruluşlarında gaitada gizli kan testleri uygulanmaktadır. Tıpkı doğum kontrol testleri gibi büyük abdestinizi bu teste uyguladığınız zaman negatif ve pozitif belirti göstererek hastalık durumunu göstermektedir. Ancak bu testi etkileyen bazı beslenme durumları da bulunmaktadır. Bu test uygulanmadan önce belli bir diyet yapılır ise durumu değiştirebilen etkenler engellenmiş olur. Gaitada gizli kan pozitif olduğu zaman genel cerrahi bölümüne başvurulmakta ve gastroskopi ve kolonoskopi dediğimiz görüntüleme yöntemleri ile detaylı bir inceleme gerçekleştirmekteyiz. Pozitif çıkan hastalarımızda ilk aşamada umutsuzluğa kapılıp üzülmemelidirler çünkü pozitif çıkan hastalarımızda %3 oranında kanser görülmektedir. Kalın bağırsak tümörleri uzun süre polip olarak varlığını sürdürmektedir ve bu sebeple tespit edilme süresi de uzun olmaktadır. Kalın bağırsak kanserinde risk faktörleri; 50 yaş üstündeki bütün hastaları gözlem altında tutmaktayız, ailede iltihabi bağırsak hastalığı görülen kişilerde, düşük lif oranı içeren şekilde beslenen kişiler yine aynı şekilde risk grubuna girmektedir. Direkt ateşe maruz kalan, mangal tarzı yiyecekleri çok fazla tüketen ve aynı zamanda yoğun şekilde alkol sigara tüketen kişilerde kolorektal kanser riski bulunmaktadır. Risk grubundaysanız 40 yaşından önce, değilseniz sonra genel cerrahi muayenelerini aksatmamalıyız. Kolonoskopi muayenelerinin hastalarımızı endişelendirdiğini biliyoruz ancak tedirgin olacakları hiçbir durum bulunmamaktadır. Bu işlem öncesinde uyguladığımız diyet ile hastamızı muayeneye uygun duruma getirmekte ve tamamen genel anestezi altında kolonoskopik muayeneleri gerçekleştirmekteyiz. Kişiler hiçbir şekilde ağrı ve sızı hissetmemektedirler.” Diye konuştu.

‘KİMLER KOLONOSKOPİK MUAYENEYE BAŞVURMALIDIR?’

Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Genel Cerrahi hekimlerinden Dr.Faydacı
“Dışkıda gözle görülen bir kanamanın bulunması, çok koyu renkte ve kötü kokulu dışkılamanın olması, kramp tarzı karın ağrıları ve tuvalete çıkıldığında dahi hala varmış hissi yaşanması hastanın muayeneyeihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bunların yanı sıra son 6 ayda yeme alışkanlığında bir değişiklik olamamasına rağmen aşırı düzeyde istemsiz kilo kaybı yaşanması tümör belirtisi olarak kabul edilmektedir. Evre 1 ve 2’de yüzde 70 ve 80 oranında kurtulma oranı bulunmaktadır. Evre 3’te ameliyattan önce radyoterapi ve kemoterapi vererek tümörü küçültmeye çalışıyoruz. Hastamızı muayenenin ardından hemen evre belirlemesi yapmaya çalışıyoruz. Kalın bağırsaktan başlayan tümörün diğer organlara sıçrayıp sıçramadığına bakıyoruz ve hastamızın ölümcül riskini azaltmaya çalışıyoruz. 1 2 ve 3 evre kanserlerimizde tedavi şansımız oldukça yüksek, 4’üncü evrede de elimizden geleni yapıyoruz ve yine cerrahi müdahaleden çekinmiyoruz. Birinci ve ikinci evre direkt cerrahi operasyona alıyoruz ancak üçüncü bölgedeyse cerrahi operasyon önce kemoterapi görmesini sağlıyoruz ve ardından ameliyata alıyoruz. Rektum kanserinde ise yani son evrede ışın tedavisi ile operasyonları desteklemeye çalışıyoruz. Bu operasyonları gerçekleştirmek içinde bir ekip çalışması yürütüyoruz ve multidisipliner şekilde süreci devam ettiriyoruz.’ Şeklinde konuştu.

Kanser hastalığında erken tanının önemine değinen Op.Dr.Faydacı, ‘Kişilerde hiçbir rahatsızlık belirtisi bulunmasa bile taramaların hayati önemi bulunmaktadır.Özellikle ailesinde risk faktörü olan kişilerin bu taramalara önem vermesini rica ediyoruz. Bahsettiğimiz belirtileri kendisinde gören hastalarımızın ise geç kalmadan genel cerrahi hekimlerine başvurmasını rica ediyoruz.’ Dedi.

 


Yorumları göster (0)