ÖZDEMİR, “BEL AĞRISI BİR HASTALIK DEĞİL BELİRTİDİR”

Ramazan ayı boyunca DRT Denizli ekranlarında yayınlanan ‘Ramazan Konukları’ programına konuk olan Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beyin Ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mevci Özdemir, akut ve kronik bel ağrılarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler vererek; “‘Bel ağrısı bir hastalık değil belirtidir. Buna neden olan birçok etken bulunmaktadır” dedi.

Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beyin Ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mevci Özdemir, Ramazan ayı boyunca DRT Denizli ekranlarında yayınlanan ‘Ramazan Konukları’ programının konuğu oldu. Programda bel ağrılarının nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlatan Doç. Dr. Özdemir, akut ve kronik bel ağrılarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Özdemir, “Bel ağrısı bir hastalık değil belirtidir. Buna neden olan birçok etken bulunmaktadır. Biz bu ağrıları akut ve kronik olarak iki başlık altında incelemekteyiz. Üç aydan az ise akut, fazla ise kronik bel ağrısı olarak tanımlamaktayız. En başta bel fıtığı, kemik ve kıkırdakların hep aynı hizada olması gerekir, hizadan taştığı zaman sinirlere baskı yaparak bel fıtığına neden olmaktadır. Baskı uyguladığı sinirin ulaştığı, gittiği yere ağrı oluşturmaktadır” dedi.

ERKEN TANI ÖNEMLİ

Muayene esnasında bel ağrılarının nedenini belirlemenin mümkün olduğunun altını çizen Doç. Dr. Özdemir, “hastalarımızın bacak hareketlerine göre bu bel ağrılarının bel fıtığından mı yoksa başka sebeplerden mi kaynaklandığını tanımlayabiliyoruz. Bacağını kaldırmasını istediğimiz bir hastanın yaptığı hareketten bunun fıtık kaynaklı bir ağrı olduğunu anlayabiliyoruz. Başka bir örnekle dokunduğumuz yerde tümörden kaynaklı bir ağrı var ise dokunulan yer ile ilgili bir müdahale etmemiz gerekir. Hastalarımız genelde son aşamaya kadar bekleyip artık dayanılamayacak ağrılar içindeyken geliyorlar ve bizim ameliyattan başka müdahale şansımız kalmıyor. Ancak ağrıların başladığı erken dönemde bize başvururlar ise cerrahi operasyona başvurmadan iğne ve ilaçlar ile ağrıya müdahale edebiliyoruz” diye konuştu.

“YÜRÜYÜŞ YAPTIKTAN SONRA DİNLENME İHTİYACI HİSSEDER”

Ağrıların bir başka sebebi olan kanal daralması hakkında da bilgilendiren Doç. Dr. Özdemir, şunları aktardı: “kanal daralması, kireçlenme ve fıtık gibi nedenler ile bağ dokularının aşırı büyümesi sonucunda daralma oluşmasıdır. Belirtilerinden bahsedecek olursak, hastalarımız 300-500 metre yürüyüş yaptıktan sonra durup dinlenme ihtiyacı hissederler. Yürüme mesafesinde başlayan kısalma ile hastalarımız bu tanıya kendileri de ulaşmaktadırlar. Bu vakalarda sıklıkla ameliyat tavsiye ediyoruz ve hastalarımızın memnuniyeti çok yüksek orandadır. Bir diğer ağrı sebebi ise, bazı yaşı ilerlemiş hastalarımızda çok ufak nedenler ile bile oluşan kırıkların yarattığı ağrılardır. Hastalarımız inanmakta güçlük çekiyorlar ancak hapşırmak, öksürmek, ufak şiddette düşmek bile yaşlı hastalarımızda kırıklara ve ağrılara neden olmaktadır.  Kırılan bölgedeki ağrıyı gidermek ve tedavi etmek için hastamıza lokal anestezi uyguluyoruz ve kırılan omurga kemiğinin içine kemik çimentosu enjekte ediyoruz. Bu tip hastalarımızda da tıpkı bel fıtığında olduğu gibi erken müdahale çok önemlidir. Çünkü lokal anestezi ile gerçekleştirdiğimiz bu küçük müdahale yerine, geç kalındığında genel anestezi altında büyük operasyonlar yapmak ve platin takarak kırık yeri tamir etmek zorunda kalacağız.”             

“BEL AĞRILARININ TEMEL SEBEBİ BELİMİZİN BİLİNÇSİZ KULLANIMIDIR”

Bel ağrılarının sebepleri hakkında da detaylı bilgiler veren Doç. Dr. Özdemir, ani yapılan hareketlerin ve omurgaya zarar veren pozisyonların bel ağrılarına neden olduğunu belirtti. Doç. Dr. Özdemir, “Bel ağrılarının temel sebebi belimizin bilinçsiz kullanımıdır. Özellikle ofis çalışanlarının sürekli oturarak çalışmaları, otururken pozisyonlarının belde dejenerasyonlar oluşturması olarak gösterilebilir. Mümkün olduğunca bel desteği ile dik oturmak çok önemlidir. Bel fıtıkları genelde yandan patlar, bu sebeple yana doğru kontrolsüz eğilmeler buna sebep olmaktadır. Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekir. Sürekli aynı işi yapıyorsanız arada bir birkaç dakika dahi olsa biraz adımlayıp ya da oturup dinlenmeniz gerekir. Hastalarımızın bel kaslarını güçlendirici egzersizleri yapmalarını tavsiye ediyoruz. Ani hareketlerden kaçınmalı ve omurgamızı korumalıyız. Bunların yanı sıra diğer bütün hastalıklarda olduğu gibi sigara kullanımı bel fıtığını tetikleyici nedenlerden biridir. Omurganın beslenmesi damarlar yolu ile değil difüzyon yolu ile gerçekleşmektedir. Bu sebeple sigara kullanımı büyük oranda etkili olmaktadır e omurganın beslenmesini engellemektedir. Bel fıtıklarının çok küçük bir bölümü ameliyat gerektiren ciddiyette olmaktadır. Şiddetli ağrı, ayakta kuvvet kaybı ve idrar kaçırma gibi problemler var ise acilen ameliyata alınması gerekmektedir. Ayakta his kaybının hissedildiği an 24 saat içerisinde acilen müdahale edilmesi gerekmektedir. Ancak bu koşulda ayaktaki güç geri gelmektedir. Aksi takdirde zedelenme her geçen gün ciddiyetle devam etmektedir.

Bu ciddiyette bir durumda hastalarımıza hemen operasyon öneriyoruz ancak korkarak yaptırmak istemiyorlar, bu durumda onları ikinci bir hekim önerisine yönlendiriyoruz. Bir hekimden daha aynı düşünceleri alan hastamız bu kez gerekli olduğuna inanıyor ve bize ameliyat için kendisini teslim ediyor. Uyguladığımız işlem hakkında bilgi vermemiz gerekirse, mikrocerrahi diskektomi, mikroskop altında hastanın fıtığına ulaşıp o fıtığın alınması demektir. Baskıya maruz kalan küçük bir alandan giriyoruz, kasları kenara alıyoruz ve kemik dokusunun olduğu alandan aşağı inip fıtığı temizliyoruz. Bu operasyondan sonraki problem ise fıtığın tekrar nüksetmesidir. Girdiğimiz alandan fıtığı temizliyoruz ancak aynı bölgede kıkırdak dokusu aynı şekilde duruyor. Yeterli oranda egzersiz yapılmazsa, zarar veren hareketlerde bulunulursa fıtığın tekrar patlayarak nüksetmesi riski %3 oranında bulunmaktadır” dedi.

“OMURGAYA ZARAR VERİCİ HAREKETLERDEN KAÇINMALILAR”

Son olarak; “Koruyucu hekimlik çok önemli, bu sebeple bizim hastalardan ricamız geç olmadan bize ağrıların erken evresinde gelmelerini rica ediyoruz” diye ekleyen Doç. Dr. Özdemir, “Rahat bir yürüyüş ayakkabısıyla her gün 45 dakika yürüyüş yapmalarını istiyoruz. Koşu bandı ya da engebeli yollarda yapılan değil düz zeminde, mümkünse tartan pistte yürüyüş yapmamalılar. Bunun yanında imkanı olanların yüzmelerini öneriyoruz. Kesinlikle omurgaya zarar verici hareketlerden kaçınmalılar. Daha ciddi bir konu var ki, sürekli devam eden bel ağrıları omurga tümörlerinin de belirtisi olabilir. Tümörlerin başlangıç düzeyinde bize gelmeleri durumunda müdahale edebiliyoruz ancak bu ağrıları geçiştirdikleri ve son evrede bize geldikleri durumda felç kalma riskleri de çok yüksek oluyor” diye konuştu.


Yorumları göster (0)