SAAT 00:45 ÇINAR MEYDANI

Teyzemin torunu evleniyor, Pamukkale’de düğündeyiz. Bir ara kızım İstanbul’daki arkadaşlarının Boğaziçi köprüsünden geçemedikleri için evlerine dönemediklerini söyledi. Boğaziçi köprüsü askerler tarafından tutulmuştu. Tabii ilk aklımıza gelen bir terör saldırısı oldu. İstihbarata dayalı olarak tedbir alındığını düşündük. Olayları sanal ortamda takip etmeye başladık. Derken başbakan bu bir kalkışma dedi. Biz ne olmuş, ne olacak merakı içinde iken Bahçeli’nin “hükümetin yanındayız” mesajı geldi.


Düğünden eve dönüş yolunda radyoyu açtık. Darbeciler bir bildiri ile sokağa çıkma yasağı ilan etmişlerdi. Buna rağmen insanların meydanlara toplandığını bildiriliyordu. 12 Eylül darbesini yaşayan ve her fırsatta darbelere karşı yazan biri olarak, hiç tereddütsüz Çınar Meydanına yöneldim. Bu sırada Cumhurbaşkanımız bir yayın organına bağlandı. Vatandaşları demokrasiye sahip çıkmaya ve meydanlara davet etti. Camilerden salalar okundu ve ardından Çınar meydanına davet anonsu yapıldı. Birader, oğlum ve ben Çınar meydanına vardığımızda saatler 00 45 i gösteriyordu. Meydandaki kalabalık henüz cılızdı. İlk dikkati çeken Türk bayrakları dışında bayrak ve flamanın yokluğu idi.  Derken bozkurt işaretleri ile kalabalık bir grup geldi. O andan itibaren insan profiline biraz daha yakından bakmaya çalıştım. Aileler vardı; başörtülüler kadar dekolte giyinmiş olanlar vardı. Kenarda bir sarhoş ortama hoşluk katıyordu. Meydan hızla doldu ve kalabalık “dik dur eğilme bu millet seninle” sloganları eşliğinde Lise caddesine doğru hareketlendi.


Biz ordayken birkaç öğretim üyesi arkadaş daha geldi. Biraz daha oyalandıktan sonra meydandan ayrıldık. Dönüş yolunda tugayın çıkış kapılarının tamamının iş makinaları ile çıkışa kapatıldığını gördüm. Demek ki o saatte çınar meydanında göremediğim yöneticiler kriz yönetimi yapıyor ve tedbir alma derdinde idiler. Yoldayken Pasvak idari sorumlusu çalışanımız aradı, yarın yemek dağıtılacak mı diye soruyor; tabii ki dedim hiçbir şey olmamış gibi devam ediyoruz.


Eve geldiğimde saat ikiyi aşıyordu. Darbecilerin direnci kırılmış ve durum yavaş yavaş netliğe kavuşuyor gibiydi. Neler olduğunu ev halkı ile konuşurken telefonumuza mesaj geldiğini farkettik. PAÜ, Çınar meydanına davet ediyordu. Derken sosyal medya ortamında davetler gelmeye devam etti. Bense zaten doğru zamanda, doğru yerde bulunmuş olmanın huzuru ile biraz daha haber izledikten sonra ertesi gün yapacağım ameliyatlara hazır olmak üzere yattım.


Bu yazının konusu “O gece ne oldu?” dan ziyade ne yaşadığımı tarihe bir not olarak düşebilmektir.