DEMOKRASİ NÖBETLERİ

Daha ilk gün ilk saatlerde meydanlara koşan vatandaşlardan biriyim. O günden bu güne birkaç gün hariç düzenli bir şekilde Çınar meydanına gidiyorum. Yine o günden bu güne meydanlarda toplanma ile ilgili olarak dozu ve şekli değişen eleştiriler yapılıyor.


İlk eleştiriler bu kalkışmanın bir tezgah olduğu yönünde idi. Bereket versin ki bu milletin sağduyusu kısa sürede bu psikolojik harp tekniğini bertaraf etti. Kara propaganda yapanların cesaretini kırdı.


Daha çok dillendirilen eleştiri ise bu mitinglerin AK parti mitingi olduğu yönünde. Benim gözlemim Türk bayrağından başka hiçbir bayrak ve flama bulunmayan bu mitinglerde, her siyasi ve ideolojik görüşten insanın meydanda olduğu yönünde. Çınar meydanındaki platformda görüşlerini bildiren kimi sivil toplum örgütü temsilcilerinin iktidar ile farklı siyasi görüşlere sahip olduklarını da biliyorum. Bunu gören ve bilenler bu defa ama AK parti bu mitingleri sahipleniyor eleştirisi getiriyor.


Çınar meydanında asılı, Cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk ve şimdiki Cumhurbaşkanımız Erdoğan arasına yerleştirilmiş Başbakan Yıldırım, Ana Muhalefet Partisi Lideri Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Bahçeli’nin resimlerinden oluşan afiş bu iddiaları tekzip eder gibi. Dahasını söyleyim; bir belediye meclis üyesinden öğrendiğim kadarı ile siyasi partilere gerek meydanda çalınmasını istedikleri şarkılar, gerekse platform konuşmalarına katılım bakımından bir yazı ile davet yapılmış. Belediye başkanlarının ve bakanların iktidar partisinden olmasının verdiği görüntünün ise bir alternatifi zaten yok.


Halkın meydanlara çıkmasını gereksiz ve hatta tehlikeli bulanlarımız da var. Bu görüşlerin, içinden geçtiğimiz ve hala atlatıp atlatamadığımız belli olmayan tehlikenin farkında olmadıklarını düşünüyorum. Darbeci subayların ifadelerinden de anlıyoruz ki başta TRT, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Boğaziçi Köprüsü olmak üzere işgal altındaki mevzileri halkın kendisi geri almıştır. Tam o saatlerde bazılarının bankamatiklere ve makarna raflarına koştuğuna da şahit olduk. Yani bir muhtemel sokağa çıkma yasağına karşı hazırlık ve bu yasağı zimmi kabul içinde olan vatandaşlar da vardı. Can derdindeki insanları suçlamak değildir kastım, ancak herkes bu tavır içinde olsa idi darbeciler bundan cesaret alırdı diye düşünüyorum. 


Bu mitinglerin bir özelliği de toplumu oluşturan her sınıftan ve katmandan insanların yan yana, bir selam, bir merhaba mesafesinde buluşması oldu. Bu akşamlarda uzun süredir görmediğim tanıdıkları gördüm, gün içinde bulamadığımız sohbet ortamlarını bulduk, kimi emekli olmuş, kimi yeni iş kurmuş olanları orada öğrendik. Bu mitinglerin her yıl aynı tarih ve yerde bir hafta kadar tekrarlanmasında fayda var diye düşünüyorum. Şimdi yapıldığı gibi bir hafta boyunca çeşitli kamu ve özel kurumlardan gelen ikramların sunulduğu bir ortam, bir çeşit bayram.


Nihayet siz bu satırları okurken iktidar ve muhalefet tüm tarafların katıldığı final mitingi de çoktan gerçekleşmiş olacak. Muhalefet bu mitingde yerini alarak yapılan eleştirilerin üzerini birlik beraberlik mesajı ile örtmüş olacak. Çünkü, bu kalkışma vesilesi ile dünyada emperyal ülkelerin ve emperyal amaçların olduğunu hatırladık, stratejik ortaklık gibi söylemlerin bizim anladığımız manada geçerli olmadığını öğrendik. Anladık ki bize bizden başka dost yoktur, biz birlik beraberlik içinde olduğumuz sürece de; ne içimizdeki hainler, ne de dışarıdaki düşmanlar başarılı olamayacaktır...