Bindik bir alamete

Ve yavaş yavaş referandumun tarihi netleşmeye başladı.

Peki bundan sonra ne olacak. Kimisi “Ben de varım” derken, kimisi yokum demeyi tercih etti.

Ünlüsünden ünsüzüne herkes bu akıma kapıldı.

Ya sonrası demekten kendimi alıkoyamıyorum.

Elbette herkesin görüşüne saygımız var.

Çünkü tarafsız bir gazeteci olmak bunu gerektirir.

Ancak yapılanlara bakılınca kendimle çelişmeye başladım.

Linç kampanyaları bile başladı.

“Sen evetçisin, sen hayırcısın vatan hainisin” gibi söylemler aldı başını gidiyor.

Biz neden bir olmayı başaramıyoruz ki…

***

Geçtiğimiz haftalarda bir çocuğa muhabir soruyor “Büyüyünce ne olacaksın” dedi.

Daha 11-12 yaşındaki çocuğun sözlerine şok oldum…

“Cumhurbaşkanı olacağım, idamı getireceğim” diyor.

Sahi bizim çocuklarımız ne ara böyle düşünmeye başladı.

Biz küçükken idam bilmezdik, ya doktor olurduk ya da öğretmen.

Hayallerimiz büyüktü, ölümü ve idamı bilmezdik.

Çünkü biz hayat kurtarmak isterdik.

Çünkü bize öğretmenlerimiz bunu öğretti.

İnsan hayatının her şeyden üstün olduğunu öğrettiler bize…

Zamanında ilkokul çocuklarının eline idam ipi veren bir öğretmeni de gördük biz.

Bilinçaltına öfke, nefret işlenen çocuk başka ne düşünecek ki.

Bırakın çocukları!

Kötülüklerinizi, nefretinizi onlara aşılamayın.

Onların hayallerinin önüne duvar örmeyin.

Eğitimin geldiği nokta bu olmamalı…

Eğitimde reform derken bundan mı bahsediyolardı yoksa ?

Neyse ne diyelim bindik bir alamete.