KRAMPONLU PATRONLAR

Futbol oynamak ve izlemek için her şey o kadar elverişliydi ki sormayın gitsin. Hava güzel, pazar günü maça gelmek için her şey var. Ancak takım milli takım arasında geri gitmiş. Tribünler yine bomboş. Daha ne olabilir ki galibiyette olmayıversin. Sokaklarında Denizlispor’un konuşulmadığı, çocuklarının sokaklarında futbol oynamadığı, kimsenin umurunda olmayan bir Denizlispor olmasa da olur diye düşünüyorum.

Tribünlerde bu kulübü düşünen, bu takımın gerçek sahibi olan bin kişiye teşekkür etmek istiyorum. Güzel, güneşli bir pazar günü yapılacak bir çok şey varken, sesleriniz kısılıncaya kadar bağırdığınız. Saygı duymaktan başka bir şey yapamıyorum.

Gelelim saha içine gencecik gözleri parlayan ve bu futbolculuğa adım attıklarında önlerinde Türk bayrağı, avuçlarının içinde futbol topu eşliğinde ettikleri yeminin sonuna kadar arkasında durdular ve son dakika da kazandılar. Biz gerçekten genç oyuncularımızı fazla büyütüyoruz. 18-19 yaşında çocukların dün sahada nasıl futbol oynadıklarını gördünüz mü ? Çıktığı günden bu yana  fizik olarak bir adım ileriye gidemeyen bizim gençlerimiz o inançlı çocuklara bir baksınlar.

Saha içinde ise oyunun sadece belli bölümlerde etkili olan bir Denizlispor vardı. Kappel hücumda fazla görünmedi. Ancak bunun en önemli sebebi Altınordu’nın sol beki Yusuf’un 90 dakika boyunca sol kanadı parsellemesinden kaynaklandı. Son dönemlerde değerleri ortaya çıkan ofansif beklerin değerinin burada daha net anlaşıldığını düşünüyorum.  Orta sahada ise Sankoh’un ilk yarının ardından geriye koşmayı bırakın yürümeye bile zorlandığını gördük. Anlaşılan milli takım arasında Denizlispor çok çalışmış. Yasin Ozan’ın ayakta bile kalamadığını gördük. Forvet hattında alternatifsiz olan Denizlispor’da Yasin’in mutlak suretle toparlanması gerekiyor. Aksi takdirde yeşil-siyahlı ekip çok sıkıntı çeker.  Savunma konusuna gelirsek Keremcan ve Ziya’nın maç boyunca şikayet etmesi çok doğal. Özellikle yenilen gollerde ki hatalar yenilir yutulur gibi değil. Ayrıca 1. Lig’de bu kadar pozisyon hatası yapan bir takım savunması da yok. Daha birçok sıkıntı var aslında ama neyse demekle geçiştirmek istiyorum.

Neyse Jacques Derrida’nı dediği gibi efendim ‘taç çizgilerinin ötesinde hiçbir şey yoktur.”

Saygılarımla