YEŞİL SAHALARIN GÜN SONU

Hepimiz oynamak istiyorduk. Tozlu sahalarda top peşinde koştuğumuz zamanlarda sevdiklerimizin  dönüşünü taklit eder, onlar gibi oynamaya çalışırdık. Sevdiğimiz futbolcularla büyümüş nesillerdik. O güzel oyunu sevdiren adamlar, o yılların en güzel futbol hikâyelerini bırakıp gittiler.

Bizlerde onlardan arta kalanlarla bu günleri geçiriyoruz derken son 1 yılda futbol adına çok güzel şeyler oldu. Dışardan bakınca çok güzel, ama içi boş stadyumlarımız oldu.  Unutmadan birde küçüklerimiz mahalle aralarında, arabanın camına top gidecek telaşından kurtuldular. Yeni doğan çocuklara tuttuğu takımın zıbınını giydirmeye başladılar. Ama artık sahalarda o küçük çocuklara büyüyünce miras bırakabilecek güzellikler yaşatamıyoruz. Biz nerede yanlış yapıyoruz?

Ülkece futboldan anlıyoruz. Bir sıralama yapmak gerekirse kendimi bile ilk 77 milyon içerisinde göremiyorum. Esasen çok güzel konuşuyoruz. Ama iş sorumluluk almaya gelince tribünlere gitmiyoruz. Aslında güzel bir çalışma yapılsa hepsi bitecek. Yabancı futbolcudan başka ülkeye bir şey getirmiyoruz. Bizler taraftarda satın alalım. Polonya’da Legia taraftarları oldukça başarılı, makul fiyatlara onları buralara çekebiliriz. Olmadı Avusturya’nın Alp Dağları’nda Altach’lılar da futbolu çok iyi izliyorlar. Neden olmasın?  Biz futbolu sadece seviyoruz. Ama sevdiğimiz için en ufak bir şey yapmıyoruz. Gelin güzel stadyumları  İngilizler’in ‘Highbury’sine benzetelim de hepimiz futbolun güzelliklerinden kurtulalım.

Neyse fazla uzatmayalım. Saha içinde oynayanlar bile aynı dertten müzdaripler. İşler kötü gittiğinde suçu ‘top bizi sevmedi’ diye meşin yuvarlağa bağlıyorlar. Saygılarımla

Kalın sağlıcakla…