İKİ FİDAN…

Bir çığlık olmak isterdim, insanların sessizliğinde.
Gözyaşı olmak isterdim, daha iyi anlayabilmek için onları.
Hayat geçiyor iyisi tatlısı ile.
Daha önce Yılmaz Güney’in bir sözünü yazmıştım hatırlarsınız belki.

Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... 
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak”
Çok değil bundan bir hafta önce İstanbul Gazi Mahallesi’nde iki gencecik çocuk öldü.
Ulusal gazeteler boy boy vermedi bunu…
Bende takip ettiğim bir kaç sayfadan gördüm…
Gördüm de görmez olsaydım keşke…
İki fidan daha bu hayattan kopup gitti.
Arkadaşları ile buluşmuşlar, barajda…
Saz almışlar ellerine Munzur Baba diye türkü söylüyorlar…
Amaçları ise sadece doğum günü kutlamak…

Sonra yola çıkıyorlar.

Evlerine gidecekler.

Önce polisi görüyorlar.

Arkadaşına söylüyorlar duralım diye.

Arkadaşı da önce tamam diyor, sonra gaza basıp kaçıyor.

Art arda yankılanan silah sesleri…

Sayısı iddiaya göre 25-30 el…

İşte; o kör kurşunlar Barış’a ve Oğuzhan’a isabet etti…

İkisi de can verdi…

Polis tutanaklarındaki kayda göre polisler, sazı uzun namlulu silah sanmış…

Bunu da dipnot olarak ekleyelim…

Çok değil bundan birkaç ay önce de Yanında bir kadınla seyir halinde olan Mustafa Ceceli’yi polisler durdurdu…

Ceceli, gaza bastı…

 Sonrasında Mustafa Ceceli önde, polisler peşte kovalamaca başladı.

301 liralık ceza ödeyen Ceceli kurtuldu…

O çocuklar da keşke bu kadar şanslı olsaydı…

Şimdi sorarım bu çocukların katili kim?

Daha bıyıkları terlememiş çocukların ölmesinin nedeni sadece Gazi mahallesinde oturmaları mı?

Günlerdir düşündüm bu sorunun cevabını, ancak bulamadım.

Onlardan bana kalan ise sadece gözyaşı oldu…

Umarım adalet yerini bulur…