HAYATIMIZ MESAJ OLDU

Telefonuma her gün yüzlerce mesaj ve paylaşım geliyor. Bunların çoğunu ayrıntılı okuduğumu söyleyemem. Daha çok konusunu anlamaya çalışıyor ve bir diğer mesaja geçiyorum. Mesajların yüzde doksanı günaydın, iyi günler, iyi akşamlar, hayırlı cumalar, dini ve milli bayram kutlamaları, kandil kutlamaları diye birbirini tekrarlayan şekilde sürüp gidiyor. Yolda işyerinde birbirini gördüğünde selamlaşmayan, daha doğrusu bu konuda ihmalkar davranan insanlar sosyal medyada daha istekli olabiliyorlar. Galiba günün saatleri uğraşılara ayrılıyor. Belirli bir zaman dilimi sosyal medya için ayrılıyor ve o zaman diliminde herkese selam veriliyor, kutlama yapılıyor.

Bazı mesajlar günün anlam ve öneminde binaen anlamlı oluyor. Bir tanıdık sürekli bu anlamda mesajlar atıyordu. Yaşandığı hayatı da az çok bildiğimi için mesajlarla hayatı ve duyguları arasında bir ilinti kurmuştum. Öyle güzeldiler ki, onları silmeye kıyamadığımdan biriktiriyordum. Bir gün kendisi ile karşılaştım. “Mesajlarını alıyorum çok güzeller” dedim. Cevabı “Ne mesajı len” oldu. Meğer o mesajları şirket hattından, bir şirket çalışanı tüm müşterilere ve tanıdıklarına atarmış. Mesajın sahibi olarak telefonuma düşen ismin, mesajın içeriğinden haberi yok. Bu durum istisnai mi sanki. Yüksek makamlardaki özel kalemlerin bir görevi de bu…

Mesaj, insanın varlık ortaya koyma ihtiyacını karşılayan kolay ve en kestirme yol. Karşı tarafın varlığını tanıdığı ve hatırladığı ortaya koyan bireysel mesajlar giderek azalıyor. Facebook ve whatsaap gruplarında bir mesajla bir çok kişiye ulaşabiliyorsun. Yapılan paylaşımlar muhatabın varlığını tanımaktan ziyade, kendi varlığını ortaya koyma gayretinin bir sonucu.

Mesajlar içerik olarak sürekli kendini tekrarlıyor. İyilik dileyen ve gün kutlayan mesajların kısa ve anlaşılır olması nedeniyle mesaj sahibinin varlığına iyi hizmet ediyor. Bir de derin anlamlar içeren mesajlar var. Bunların sosyal medyaya düşmesi ile birlikte, er ya da geç üyesi olduğunuz birkaç gruptan aynı mesajı alıyorsunuz. Sonuç olarak bir taraftan kişiler sürekli kendini tekrarlarken, diğer taraftan mesajlarda sürekli kendilerini tekrarlıyorlar.

Mesajlar içinde yaşadığımız toplumun aynası gibi. Toplumun nasıl farklı kesimlere ayrıştığının ve aralarındaki fay hatlarının derinliğini gösteren bir veri adeta.
Üretime ve üretim ilişkilerine ilişen mesajlarımız yok denecek kadar az mesela. Bu, işin doğasında mı var? yoksa bu durumu, üreten bir toplum olmadığımızın bir göstergesi olarak düşünebilir miyiz bilemiyorum.

Şu sıralar bir ay kadar yurt dışında yaşayasım var. Eğitim birincisi Finlandiya olabilir mesela. Ya da dünyanın en kudretli ülkesi Amerika. Ya da Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da. Ya da mutlu insanların ülkesi Kanada. Merak ettiğim, bu ülkelerde mesaj trafiği, mesaj içerikleri ve dinin sosyal hayattaki görünürlük durumu nasıldır?