KENDİNİ BİLEN RABBINI BİLİR..

"Kendini bilen Rabbını bilir"(Men arafe nefseh fe gad arafe Rabbeh) der Cüneyd-i Bağdadi. Kendini tanımak demek, özünde potansiyel olarak var olan ve emeksiz ve bedelsiz bir şekilde sahip olduğun cevherin ve nimetin farkına varmak demektir. Bu cevheri fark edip de onun yaratıcısını fark edememek olmaz.  

Kendini bilmek;haddini bilmek,mesuliyetini idrak etmek ve varoluşunun bilincine vararak gereğini yerine getirmektir. İlimden maksat da budur. Yunus Emre de bize bunları söylüyor:

"İlim, ilim bilmektir./İlim kendin bilmektir

            Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır"

            Hacı Bektaş-ı Veli de;

“Her ne ararsan kendinde ara” der

Her gün hocasına gelerek, bana doğru yolu göster diyen öğrenciye hocası; “Her gün bana geleceğine biraz da kendine gel evladım” der.

Hacı Bayram-ı Veli  de şöyle der:

Bayram özünü bildi/ Bileni anda buldu

Bulan ol kendin oldu/ Sen seni bil sen seni

Özenti bir aşağılık kompleksi ürünüdür:

Kişilik oluşumunu tamamlayamamış kendisi olamamış, Allah’ın kendisine verdiği kadir kıymeti idrak edememiş kimseler hep birilerine özenerek bir şeyler yapmaya çalışırlar. Örnek almak ile özenmek farklı şeylerdir.

Ne yapacağını bilen uygulamada rahat hareket etmek için örnekten yararlanır. Ne yapacağını bilmeyen ise hayranını aynen taklit eder. Özenti halinde olan kişi, sahip olduğu değerin farkında olmadığı için her şeyden önce kendisine yabancıdır. Bu durum Kur’an’da gaflet olarak nitelendirilir.

Şeyh Galip şöyle der:

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen

Merdume-i dide-i ekvan olan ademsin sen

(Kendine iyice bak, sen alemin kaymağısın, sen yaratılmışların gözde şahsı olan bir insansın)

Kendini bilen, seviyeli bir kişiliğe sahip olan kimse zaten belli bir bilinç düzeyine de erişmiş demektir.

Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor:
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan  bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında   öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için.

Bilinçli insan;

  • Ben kimim ve niçin yaşıyorum? Sorusunu en doğru şekilde cevaplar,
  • Özgüveni vardır ve haddini bilir.
  • Sorumluluklarını yerine getirir, işin iyisini, doğrusunu ve güzelini yapma gayreti içerisindedir.

Bir hadis-i şerif:

“İnsanların bir kısmı hayrın anahtarı, şerrin kilididir, bir kısmı da şerrin anahtarı hayrın kilididir. Ne mutlu hayrın anahtarı olana, yazıklar olsun şerrin anahtarı, öncüsü olana.

            Selam ve dua ile…