ARŞİVİMDE BULUNSUN

FETÖ/PDY davasının sanıklarından eski rektör Prof. Dr .Hüseyin Bağcı mahkemedeki savunmasında şahsıma mesnetsiz isnatlarda bulunmuştur. Bu konuda aşağıdaki basın açıklamasını yapmış olmakla birlikte, bir kişisel arşiv olarak gördüğüm ve güncel olmaya çalıştığım haftalık yazı serimde bir özeti bulunsun istedim.

Bağcı, benden 2015 rektörlük seçimlerinde aldığım 210 oyun hesabını sormaktadır. 2015 rektörlük seçimine, kendilerine “Çağrı Grubu” adını veren ve 2011 seçimlerinde Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Prof. Dr. Necdet Ardıç ve Prof. Dr. Ahmet Kutluhan’a oy veren, her fakülteyi temsilen birkaç kişiden oluşan, ağırlığını milliyetçilerin oluşturduğu kırk kişilik bir grup tarafından aday gösterildim. Daha önceki seçimlere tek başıma girmişken bu defa bir grup ile girmenin avantajını yaşadım. 2015 seçimine katılmayan ve 2011 seçiminde ağırlıklı sosyal demokrat 191 oy alan Prof Dr Necdet Ardıç ve ağırlıklı milliyetçi 85 oy alan Prof Dr Ahmet Kutluhan’ın oylarına talip oldum. Prof. Ardıç’ın oylarının 70 kadarını Prof. Dr. Fahir Demirkan, 120 kadarını ben aldım.

****

Prof Ahmet Kutluhan’ın 85 oyundan, şimdiki rektör Prof Dr Hüseyin Bağ ile yaklaşık % 50’şer aldık. Bu hesap önceki seçimlerde aldığım 41 oy ile birlikte toplam 200’ü aşan bir oya tekabül eder. Bu hesaba, 2011’de rektör atanmasından sonra üniversiteyi FETÖ’ye teslim ettiği için Bağcı’dan kopan milliyetçi ve sosyal demokrat oylar dahil değildir. Seçimlere üç gün kala Çamlık Gözde Pastanesi’nde 100’e yakın öğretim üyesi ile toplantı yapan bir adayım.

Benzer toplantıları 2011 seçimlerinde yapmakla gizlim saklım yok diyen Bağcı, 2015 seçimlerinde bu tür toplantıları neden yapmamıştır ya da yapamamıştır.

Madem ki; oy hesabı yapılıyor, o halde ben de soruyorum. 2011 atamasını takiben ortaya konan kadrolaşmadan rahatsız oldukları için Bağcı’yı terk eden milliyetçi ve sosyal demokrat tabandan sonra, kendi ifadesi ile FETÖ’cüler de kendini terk etmiştir. Bu durumda oy tabanı sıfırlanan Bağcı, önceki seçimlerde aldığı 195 oyu korumak bir tarafa, üstüne 88 oyu, yani toplam 283 oyu nerden

****

ve kimden almıştır. Bağcı kendi ifadesi ile, gizli olduğunu söylediği toplantılardan ve bu toplantılarda alınan kararlardan haberdardır. Gizli yapılan oylamada, kimin kime oy verdiğinden de haberdardır. Ama görev verdiği kişilerin kim olduklarından haberdar değildir. Kendisi ile birlikte hemen tamamı açığa alınan idari kadrosunun izahını nasıl yapmaktadır. Dört yıllık Prof. Dr. Necdet Ardıç dönemi hariç, 1997 den beri dekan, rektör yardımcısı ve rektör olarak görev yapan Bağcı, kadrolaşmanın kendisinden önce yapıldığını iddia etmektedir. Ardıç’ın rektörlüğünün son iki yılında tek bir kadro dahi açılamadığına göre, kadrolaşmayı hangi ara ve kim yapmıştır?

İddia, isnat ve iftiraları bir kenara bırakalım da somut olanı konuşalım.

Mensubu olduğum KBB kliniği FETÖ’cü kadrolaşmaya karşı alenen ve hukuken karşı çıkan bir Anabilim dalıdır. Kliniğimize kişi tarifi yapılarak yapılan yardımcı doçent ataması nedeniyle rektörlüğe karşı dava açtık. Yine kliniğimize yapılan doçent atamasında da rektörlüğü mahkemeye verdik. Tüm itirazlarımıza rağmen bu kişiler eski rektör Bağcı tarafından atanmış, ancak ikisi de 15

*****

Temmuz sonrası açığa alınmıştır. Bu konuda yaptığımız hukuki mücadelenin altı adet mahkemesi vardır. Hele bu davalardan biri kadrolaşmayı kolaylaştırmak amacıyla yapılan Akademik Değerlendirme Yönergesi değişikliğine karşı olmak bakımından stratejiktir. Bağcı’nın savunması, kadrolaşmayı deşifre eden bu çabalarımıza karşı intikam duyguları ile hareket ettiğini düşündürmektedir.

Bağcı, kendini aklayabilmek için, iftira atarak “Haysiyet Cellatlığı” yapmaktadır.