SAYIN VALİM HOŞGELDİNİZ

Vali Hasan Karahan, ayağının tozu ile geldiği Denizli’de etkinliklere katılmaya başladı… Vali Karahan’a, Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Kömürcüoğlu Mermer işbirliğiyle bu yıl 7'incisi düzenlenen “Uluslararası Taş Heykel Kolonisi’nin kapanış programında ilk röportajı DRT Denizli ve Denizli Gazetesi’ne verdi. Vali Karahan , “Buradaki eserlerimizi şehrimizin meydanlarında, değişik alanlarında görmek isteriz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Taş Heykel Kolonisi’nin 7’ncisini düzenlendiğine dikkati çeken Vali Karahan, “Etkinlik çocukluk aşamasını çoktan geçmiş artık. inşallah daha uzun yıllar sürer. emeği geçenleri tebrik eder, koloninin devamını dilerim” dedi.

Sayın Vali Hasan Karahan’a DRT Denizli ve Denizli Gazetesi Ailesi olarak “Hoşgeldin” diyoruz...

GAZETECİ ADAYLARI, NEDEN BU MESLEĞİ SEÇTİKLERİNİ YAZDI…
DRT Denizli
ve Denizli Gazetesi Haber Merkezi’nde Amasya Üniversitesi Merzifon Meslek Yüksek Okulu Gazetecilik ve Habercilik Bölümü 2 Sınıf öğrencisi Rukiye Başkaya, Hatay-Antakya Mustafa Kemal Üniversitesi Basın ve Yayıncılık Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Emre Rençber ve Konya Selçuk Üniversitesi- Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü mezunu Şeyma Öztürk stajlarını yapıyor. Gazeteciliğinin mektebini okuyan Rukiye Başkaya, Emre Rençber ve Şeyma Öztürk,  “Bir zamanlar şöyle haber atlatılırdı” anıları olmayacak. Dünyanın öbür uçundaki küçük bir kıvılcım, baş döndüren dijital gelişmeden dolayı  sosyal medya üzerinden milyonlarca insanın haberi oluyor… Genç gazeteci adayları Rukiye Başkaya, Emre Rençber ve Şeyma Öztürk’e “Neden bu mesleği seçtiklerini anlatın” dedim.

“GAZETECİ OLMAK İSTİYORUM, ÇÜNKÜ İNSANLARIN SESİ, NEFESİ OLMAK İSTİYORUM”

Rukiye BAŞKAYA:
“21 yaşındayım. Amasya Üniversitesi Merzifon Meslek Yüksek Okulu Gazetecilik ve Habercilik bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Bu bölüme yolum, lisedeyken kendi çapımda yazdığım yazıları okuyan felsefe hocam sayesinde düştü. Benim kendime inancım yokken, o bana inandı. Beni destekledi. Gazetecilik bir meslek mi bilmiyorum. Çünkü herhangi bir meslek gibi çalışma saatinin olmadığını, gecenin 3’ü sabahın 5’i her an apar topar işe gitmek zorunda olduğumu biliyorum. Gazeteci olmak istiyorum. Çünkü insanların sesi, nefesi olmak istiyorum. Bir haksızlık varsa, birinin canı yansa, elimden bir şey gelmese de, herkese duyurmak bir çaresi varsa yapılması gerekilen yapılsın istiyorum. Ya da bilinmeyen güzel bir haberi bulup, herkesin yüzünde gülümseme oluşsun, başkalarının mutluluklarını kendi mutlulukları saysınlar istiyorum. Hiçbir zaman yeterli olamayacağımı, sürekli okuyup araştırarak kendimi yenilemem gerektiğini biliyorum. Başarıyla adından sıkça söz ettiren, tarafsız bir gazeteci olabilir miyim bilmiyorum. Tarafsız bir gazetecilik var mı onu da bilmiyorum. Ama objektif, olanı olduğu gibi aktarmaya odaklı bir gazeteci adayıyım”

“RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN TEK YOLU UYANMAKTIR”

Emre RENÇBER:
“21 yaşındayım. Hatay-Antakya Mustafa Kemal Üniversitesi Basın ve Yayıncılık Bölümü 2’inci sınıf öğrencisiyim. Medyanın benim hayatımdaki yeri çok ayrı. Söz konusu medya ise benim için akan sular duruyor. Bu mesleği seçmemdeki en büyük etkenlerden birisi meraklı olmam. Nerede bir olay görsem durup, o olayı izlerim. İmkânım varsa oradan görüntü ya da o konu hakkında bilgi alırım. Aslında eğlenceli bir meslek. Geziyorsun, görüyorsun birçok insanın şahit olmadığı olaylara şahit oluyorsun. Hayatın maceralarla dolu oluyor. Birçok insanın görmek isteyip de göremediği yerlere gidiyor veya konuşmak isteyip de konuşamadığı kişilerle baş başa röportaj yapma, konuşma şansın oluyor. En önemlisi ise halkın dili oluyorsun. Bu mesleğin ne kadar iyi yönleri varsa bir o kadar zorlukları da var. Dışarıdan bakılınca kolay bir meslek gibi görünüyor olabilir ama kesinlikle öyle değil. Gecen olmaz. Gündüzün olmaz. Tatilin olmaz. Bayramın olmaz. Ama yürüdüğün yolda zorluklar yoksa o yol seni iyi bir yere çıkarmaz. Eğer bir yerlere gelmek, hayallerimizi gerçekleştirmek istiyorsak bazı şeylerden fedakârlık yapmamız lazım. Çünkü rüyalarımızı gerçekleştirmenin tek yolu uyanmaktır… Siz de uyanın ve bir an önce harekete geçin!”


“GAZETECİ OLMAK, HAYATI PLAN YAPMADAN YAŞAMAKTIR”

Şeyma ÖZTÜRK:
“Konya Selçuk Üniversitesi- Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünden bu sene mezun oldum. Şu an DRT Denizli ve Denizli Gazetesi’nde staj yapıyorum. Yeni bir gazeteci adayıyım! Bunun için daha çok yolum var ve ben bu yolda adım adım ilerlemeye çalışıyorum.

Gazeteci demek, tek bir fotoğraf için kilometrelerce yolu düşünmeden gitmektir. Gazeteci demek, yağmurlu bir günde kendinden önce fotoğraf makineni ve kameranın ıslanmasını önlemektir. Gazeteci demek, gittiğin yerlerde insanların acısına ortak olmak, mutluluklarını paylaşmak demektir. Gazeteci olmak, hayatı plan yapmadan yaşamaktır. Gece gündüz demeden canla başla çalışmaktır. 23 yaşında olmama rağmen bunları düşününce içimde gazetecilik ruhu yeşermeye başladı bile. Daha küçük bir fidan iken, koskoca çınar olma yönünde hedeflerim var. Ve günün birinde bu hedefe ulaşacağım. İnanmak başarmanın yarısı demişler, buna sonuna kadar katılıyorum.  

Ve biz DRT ekibi olarak, Denizlili vatandaşlarımıza, Denizli’de olan önemli olayları aktarıyor ve onlara hayata dair bir pencere açıyoruz. Siz vatandaşlarımız okuyun ki, bilin. Okumak her yaşta ve her daim güzeldir. Okumanın yaşı yoktur!”

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 875’NCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin
gelirleri, Denizli’ye kalmıyor. Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN  SÖZÜ:

“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.”  Mustafa Kemal Atatürk