15 TEMMUZ FETÖ İHANETİ

Ne ihanetti be! FETÖ terör örgütünün tüm dünyaya “işte ihanet dediğin böyle yapılır” diye gösterdiği gündür 15 Temmuz 2016 tarihi. Tabii aynı zamanda asil milletimizin “vatan nasıl savunulur” diye gösterdiği gündür o gün!

Vatanın nasıl savunulduğunu gösteren çok sayıda olay vardı zaten tarihimizde. Ama böyle kendi içinden vurulduğu, bu kadar geniş çaplı bir münafıklık yaşamamıştı milletimiz. Bırakın milletimizi, İslam tarihinde, hatta dünya tarihinde bu büyüklükte bir ihanet görülmemiştir. Hangi olayı alırsanız alın 15 Temmuz ihaneti (ihanet tarafında bulunan kişi sayısı olarak) diğer tüm ihanetlerden açık ara önde gelir.

Evet, üzerinden tam bir yıl geçti ama hâlâ capcanlı gözümüzün önünde. Alçaktan uçarak korku salmaya çalışan kendi uçaklarımız, kendi halkına ateş açan helikopterler, tanklar, asker kıyafetindeki FETÖ’cü teröristler… 

Hepimizin şahit olduğu bu hain darbe girişiminin bastırılması Allah’ın yardımı ile Sn. Erdoğan’a güvenen aziz halkımız ve ihanete karşı duran gerçek vatansever asker ve polisimiz sayesinde oldu. Bunu netleştirelim. Bu cihetle bakınca “15 Temmuz Kahramanlık Destanı” şeklinde adlandırılması da anlamlı.

Peki, şu an hangi durumdayız? Maalesef FETÖ üyeleri dışarıda da olsa hapiste de olsa aynı efsun etkisinde devam ediyor. Pişman olmuş gibi yapma var ama gerçek pişmanlık yok. Pişman olan varsa da az.

100 bin kişiden fazla kişi memuriyetten ihraç oldu. Binlerce kişi hapiste, binlercesi de sırasını bekliyor…

Peki, ihraç olanlar arasında masumlar var mı? Maalesef var. FETÖ’den kurtulalım derken FETÖ’nün daha da tuzağına düşüldü ve düşülüyor. Devlete düşman FETÖ mensupları varken, bir de devlet tarafında iken ihanete maruz kalıp mağdur edilenler de devlet ve hükûmete düşman edilmeye çalışılıyor. Bu az sayıda masumlar yine de hakikatin ortaya çıkarılacağından umutlular ve devlete düşman değiller. Ama bu tuzağa düşürmeye çalışanların olduğunu da açık ve net biliyorum.

Bu mağduriyetlerin giderilmesi için kurulan OHAL Komisyonu 17 Temmuz’dan itibaren itirazları kabul etmeye ve değerlendirmeye başlayacak. İnşallah bu komisyon kararları ile sadece az sayıda olan masumlar ortaya çıkarılır ve FETÖ mensupları aradan sıvışmaz. İnşallah!

Hâkim ve Savcılarımızın da dava süreçlerinde FETÖ mensubu olduğu net olanlara (17/25 Aralık sürecinden sonra devam edenler) zerre şefkat göstermemelerinin, çeşitli kaynaklarla masum olduğu belli olanlara da hiç gecikme olmaksızın “takipsizlik” kararı vermelerinin vicdani bir görev olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Hele hele küçük çocuğu olan annelere daha da özen gösterilmesini, bu mücadelenin sadece bugünlere yönelik değil, gelecek nesiller için de önemli olduğunu düşünmelerini özelikle rica ediyorum.

Hak ile batılın ayrılmasının en zor olduğu bu süreçte tüm Hâkim ve Savcılarımıza, Allah’tan büyük feraset, basiret, cesaret, sabır, şefkat ve adalet duygusu diliyorum.

Cenab-ı Hâkk milletimize bu ihanetlerden doğru dersler çıkarmayı nasip etsin, bir an önce bu sürecin suhuletle çözülmesini sağlasın inşallah.