DARBELERLE BÜYÜDÜK, GELECEĞİMİZ DARBELERİ YAŞAMASIN…

Darbeleri yaşayan kuşağız… 12 Eylül 1980 darbesinde Erzincan 59. Topçu Tugayı’nda vatani görevi yapıyordum. Erzincan Tugayı’nda yaşanan hareketlilikten dolayı bir şeyler olduğunu hissediyorduk. 11 Eylül 1980 günü Silah Depo da 22:00- 24:00 nöbetim vardı. Nöbetim 12 Eylül 1980 günü saat 22:00’ye kadar devam etti… Nöbetçilere yemek ve su getirildi. 13 Eylül 1980 günü Tugay Komutanı tüm askerlere hitaben bir konuşma yaptı. Tugay komutanı “Ordu, yönetime el koydu. Ülkemizi bölmek isteyenler, adalet önünde hesabını verecektir” dedi…Darbelerin kaygan zeminleri, TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler tarafından yok edilmelidir…Gelecek kuşaklarımız, bizim yaşadığımız sıkıntıları yaşamasınlar... Denizli’ye sosyal, ekonomik ve politik olarak yön vermiş isimlerle çektiğimiz “Fotoğraflarla Anılar” programında darbelerde yaşadıkları anıları anlattırıyorum... CHP Merkezefendi Belediye Meclis üyesi Ahmet Fuat Özkan,12 Eylül 1980’de Güney İlçesi’nde görev yapmaktadır. Darbeyi mahalle imamı haber verir… İmam sabah namazında kapının tokmağını vurur ve Ahmet Fuat Özkan’ı uyandırır. İmam, “Hocam devrim oldu” der… Ahmet Fuat Özkan’da 12 Eylül’de, en ağır bedel ödeyenler arasında yer almıştır... Darbe yaşamış birisi olarak, darbenin ne kadar kötü olduğunu yaşamayan bilemez... Darbeler halkı silindir gibi ezer geçer... Artık darbelerin yaşanmayacağı bir Türkiye’yi inşa etmek için hepimize görevler düşüyor…

“GAZETECİLİK BİR İŞ DEĞİL, BİR AŞKTIR “
DRT Denizli
ve Denizli Gazetesi Haber Merkezi’nde staj yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü’nde öğrenim gören  geleceğin gazetecisi Seda İpek’e “Neden bu mesleği seçtin?” dedim. “Hayattan zevk alan ve koşuşturmayı, seven bir yapım var” diyen Seda İpek’in yazısı gelecek vaad ediyor

“20 yaşındayım. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Belki de tesadüf yada nasip,bu bölümde olmamın sebebi ama her ne sebep olmuşsa da  ‘iyi ki’ diyorum. Tercihim bu yönde olmuş.Çünkü hayattan zevk alan ve koşuşturmayı, seven bir yapım var. Sonra güzel Türkiyem’in güzel yerlerini gezip insanların yaşadıkları yerlerin zorluk ve sıkıntılarına bir nebzede olsa ortak olup paylaşmak istiyorum.Bazen hüzün, bazen sevinç, bazen de acı olaylarla karşılaşsak da bizler,  gazeteci adayıyız.Halkın sesi, gözü, kulağıyız. En büyük hedefim gelecekte adı duyulan ve gerçekten büyük işler başaran bir gazeteci olmak. Onun için ‘durmak yok.Yola devam’ diyoruz. Sonra seviyorum ordan oraya koşuşturmayı,bombalar patlarken canımı düşünmeden insanlığa yapılan zulümlükleri objektifimden çıkan karelerle tüm halka duyurmayı yada çok değerli devlet büyükleriyle yapacağım röportaj hayalleri kurarken bile yaşadığım o heyecan paha biçilmez.Gazetecilik bir iş değil, bir aşktır. Çünkü bu mesleğin gecesi gündüzü yoktur. O yüzden bu alanı seçmemin tek sebebi bu işi sevmem ve kendimi de çok iyi biliyorum. Eğer bir işi sevmişsem, zorluklarına göğüsgermek çok da zor olmayacaktır. Benim için ve her seçim bir vazgeçiştir.Onun için hayat senin… Nerede ve nasıl olacağına ancak sen karar verirsin. İnsan nerede olmak istiyorsa; orda olmalı… Bende ‘Haberin Merkezi’nde, tam da olmak istediğim yerdeyim. “

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 882’NCİ GÜNÜDÜR…
Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin
gelirleri, Denizli’ye kalmıyor. Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN  SÖZÜ:
“Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız.” Mustafa Kemal ATATÜRK