İÇİNE KAPANIK KİŞİLER

İletişim dendiğinde hemen herkesin anladığı konuşmaktır. Oysa iletişim konuşmak kadar aynı zamanda dinlemektir, dinleyebilmektir. Maalesef genel olarak iletişimden beklenen anlaşmaktır. Anlaşamadığımızda ya da sonuçta bizim istediğimiz gerçekleşmediğinde ortaya konan bir iletişim olarak kabul görmemektedir. Bütün bu süreçlerde yaşananları iletişim olarak değerlendiremiyor; konuşabiliyor, meramımızı karşımızdakine anlatabiliyor olmanın güzelliğini paylaşamıyoruz. Halbuki, iletişime geçmek farklı bir şey, bunun sonunda bir anlaşmaya varmak farklı bir şeydir.  Anlaşamayabiliriz ama iletişim yollarını açık tutarak konuşabiliriz, bir paylaşımda bulunabiliriz. Konuşmadığımızda anlaşmamız çok daha zor olacakken, konuşabildiğimizde en azından bu bir ihtimal olarak daima var olacaktır.

İşte bu çok önemli kişiler arası unsuru yeterli düzeyde yaşayamayan ya da yaşamasına engel konulan kişiler içine kapanık kişilik modelini sergilerler. İletişime geçemeyen bu kişiler doğal olarak duygularını ifade etmekte de zorluk çekerler. Duygularını içe atmak yerine ifade edebilme özgürlüğünü yaşayan insanlar içine kapanmak yerine dışa açık davranış modeli sergilerler. Kendilerine güvenli, rahat ve huzurlu davranışlarıyla dikkat çekerler. Hemen her zaman duygularını ifade etmek yerine bastırmayı öğrenen (ya da bastırması öğretilen) bu kişiler zamanla pasif agresif kişilik dediğimiz bir kişilik modeli ortaya çıkar.

Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde ihmal ve ihlal edilen aile ortamlarında yetişen kişiler, duygularını ifade etme imkanına genel olarak ulaşamazlar. Bu durum zamanla tepkisel davranış modellerinin geliştirilmesine neden olur. Bu yüzden özellikle aile içinde sağlıklı iletişim ayrı bir önem kazanmaktadır.

Bu kişilerin yaşadıkları ve sergiledikleri duygu ve davranışlar şöyle özetlenebilir: Değersizlik ve yetersizlik: Bu duygu tabloya hakim bir duygudur.Bu beraberinde kendine güven duygusunda sorun yaşanmasına da neden olur.

Yaşamlarının genelinde kaygı hakimdir.
Yaşamda karşılaştıkları sorunlarda daha çok kaçınma davranışları sergilerler. Sorunlarla yüzleşmek yerine kaçınır ya da kaçarlar. Kaçınanlar o an için kısa gün karı olarak bir rahatlama hissetseler de uzun vadede sıkıntının bir çok alana sirayet etmesine engel olamazlar.

Kızgınlık, kırgınlık, çaresizlik ve pişmanlık duyguları ön plandadır.

Kendilerine haksızlık yapıldığına inanırlar.

Hayallerindeki kişiliği sergileyememek ve haksızlığa uğradıkları inancı, öfkelenmelerine neden olur.

Otorite figürlerine karşı da tepkisellikleri belirgindir.

Ne yapılabilir?
Bir çok psikolojik sorunda başarıyla uygulanan bilişsel davranışçı yöntemler burada da başarıyla uygulanmaktadır. Düşünce, duygu ve davranışlar arası ilişki ve etkileşimi yeniden düzenleme temeline dayanan bu terapi yönteminde bazı yanlış davranış modelleri ve duygusal etkileşimleri ele alınır. Bilişsel yeniden yapılandırma ile kişinin önünde aşılması güç bir engel gibi duran iletişim sorunları ve duyguları ifade etme güçlüğü bu sayede aşılabilir. Kişinin değerlilik ve yeterlilik üzerine olumsuz inançları bu yöntemle aşılabilir.