OKUL KORKUSU YAŞAYAN ÇOCUĞA NE YAPILMALI?

Bu hafta okullar açıldı. Bu yıl ilk kez, yeni öğretim yılına uyum için bir hafta önceden ders başı yapacak olan 1’inci sınıflara, yeni sınıflar da eklendi. Gerek aileler ve gerekse çocuklar açısından okulun ilk günü hep heyecan verici bir deneyim olmuştur. Ancak bu durum kimi zaman sorunlara da yol açabiliyor.

Okul fobisi olarak değerlendirilen bir durumda; okuldan korkma, okula gitmek istememe, gidildiğinde de aşırı stres ve korku yaşama söz konusudur.

Okul korkusu daha çok 5-8 yaşlarında evden, anne ve babadan ilk ayrılmaların yaşandığı dönemlerde başlar. Okula gitmeye karşı yaşanan bu tepkiyi çocuklar zaman zaman karın ağrısı, bulantı kusma gibi bedensel şikayetleriyle belli ederler. Bazen bu öyle ileri düzeyde olur ki, gerçek yaşanan organik hastalıkla bunun arasında bir fark göremezsiniz. Okul korkusu yaşayan çocuklar halsiz, iştahsız, mızmız, baş ve karın ağrıları çeken, huysuzluk yapan, isteksiz, moralsiz ve mutsuz bir görünüm çizerler. Ama aynı çocuğa, “peki öyleyse, bugün okula gitmeyebilirsin” dendiğinde, tüm bu  şikayetlerinin geçtiğine tanık olursunuz. O,  çoktan olağan yaşantı moduna geçmiş, oyununa dalıp gitmiştir. 

Okul fobisinin bir çok sebebi vardır; Okula bağlı ve kişisel sebepler en başta yer alır. Okula karşı yaşanan korku çoğu zaman geçicidir. Anne, baba için bir anlam ifade etmese de çocuk için önemli bir durum olabilir. Okula gitmek istemeyen bir çocuk için yapılacak ilk iş, onu anlamak olmalıdır. Çocuğu dinlemeli ve anlamaya çalışmalıyız. Temizliğe çok dikkat eden danışanlarımdan, S.  Okulda  tuvaletleri kullanamıyor, doğal olarak tuvalet ihtiyacı da hissettiği için okulda kendini dayanabildiği ölçüde sıkıyordu. Sık sık idrar yolları enfeksiyonu geçiren danışanım okulun son saatlerinde devamlı karın ağrısı ve bulantı ile okuldan erken çıkıyordu. Bu bir süre sonra okula gitmeyi istememek ve bir takım mazeretler ileri sürerek okumaktan uzaklaşmaya kadar ciddi boyutlara vardı. Görüldüğü üzere basit önlemlerle halledilebilecek bazı sorunlar maalesef işin başında ele alınmadığından çok daha farklı boyutlara ulaşabilmektedir.

Zaman zaman öğretmenle yeterli iletişim kurulamaması, öğretmenin sert bir tutum izlemesi, okulda çocuğun arkadaşlarıyla anlaşamaması ve özellikle anne ve babaların yüksek başarıya motive ettikleri çocuklarda gördüğümüz “performans anksiyetesi” hep birer korku nedeni olabilir.

Özellikle, kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında evden ve anneden ayrı kalma korkusu okul korkusuna dönüşebilir. Bu davranışı gösteren çocuklar ilgili yerlerde kendilerine gösterilen yakınlığı ve sevgiyi yeterli bulmamaktadırlar. Evlerinde ve annelerinin yanında fazlasıyla “doyurulan” bu çocuklar için okul cazip bir yer olmaktan çıkmıştır.

Aynı şeyi anneler de yapabilir. Bazen anneler çocuklarından ayrılamaz. Ayrışmanın sağlanamadığı ailelerde daha sonraki yıllarda daha dramatik psikolojik sorunlar çıkabilir.

Okul korkusu yaşayan çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?

•        Suçlayıcı ve alaycı olmayın. Öncelikle çocuğu anlamaya yönelik bir çabanın içinde olunmalıdır. Rahatlatıcı ve destekleyici bir iletişim kurulmalıdır.

•        Çocuklar herhangi bir baskı uygulanmadan en kısa sürede okula gönderilmeye çalışılmalıdır. Gerekirse bu konuda bir uzman psikolog ya da hekimden yardım alınabilir. Çocuğun evde bırakılması sorunu çözmeyecektir.

•        Korkutma, öğüt verme, dayatma ve baskı ters teper. Asla böyle bir girişimde bulunulmamalıdır.

•        Okul, öğretmen ve aile beraberce sorunun üzerine kafa yormalı, rehberlik hizmetlerinden yararlanılmalıdır.

•         Okulu cazip ve eğlenceli hale getirecek bazı aktivitelerde bulunulmalıdır.

•         Gerekirse bir süreliğine aile okula kadar çocuğa eşlik etmelidir.

•         Okul üzerine çocuğun da fikirlerine değer verilen aile içi toplantılar düzenlenmelidir.

Başarılı ve hayırlı bir yıl olması dileğiyle…