KAOSA KARŞI HUZUR

26-28 Ekim tarihleri arasında Kocaeli’ne bağlı 1300 metre rakımlı Kartepe’te Uluslararası 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu düzenleniyor. The Green Park Kartepe Resort’da, insanlığın ekonomik, siyasal ve sosyal problemlerine çözüm olma hedefiyle yola çıkılan bu muhteşem organizasyonda biz de Öğretim görevlisi Emrah NOYAN kardeşimizle birlikte “Darbe Ekonomisi ve Darbelerin Vergi Yapıları Üzerine Etkisi: Türkiye Örneği” başlıklı tebliğimizle iştirak ettik. Burada tebliğimizde nelere değindikten ziyade, açılış oturumundan yola çıkarak dünya ölçeğinde darbeler ve darbe girişimlerinin nelere mal olduğu üzerine beyin jimnastiği yapalım dedik. Arzu edenler tüm ayrıntılara www.15temmuzsempozyumu.com sayfasından ulaşabilirler.

Ülkemizin, çok partili siyasi hayata geçmesinden bu yana 1950-2017 arası 67 yılda 5 kez darbe ile karşı karşıya kaldığı bir süreçte çok acılar yaşadık. Son olarak ismi FETÖ darbesi ve hatta daha doğru ifadeyle alçak işgal girişiminde milletin dediğimi yoksa güç odaklarının dediğimi olacak sorularının cevabı büyük harflerle meydanlara yazılmıştı. Halk milli iradeye sahip çıktı ve akabinde yaşanan süreçte de hiçbir siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tek yürek halinde defaetle sahip çıktığını tekerrür ettiren fiiller icra etti.

Sempozyumda açılışta yapılan tespitleri yorumsuz olarak okuyucularımıza aktarıyorum.

50 yılda 96 ülkede 471 darbe ve darbe girişimi gerçekleştirilmiştir.

Darbe ya da girişiminde bulunulan ülkelerin %90’ından fazlası gelişmekte olan, siyasi istikrarı hemen ekonomik istikrarına istikrarsızlık olan yansıyan ülkelerdir, yani gelişmekte olan namı diğer az gelişmiş ülkelerdir. Tabi günümüz Türkiye’sini bu sınıfta sayamayız.

Bu ülkelerden 77 sinde fert başına düşen milli gelir 2000 doların altındadır.

Her yıl 10 ülkede darbe veya darbe girişiminde bulunulmaktadır.

Türkiye hariç, darbe ve darbe girişiminde bulunulan ülkelerin %82’si IMF ve benzeri finans kuruluşlarına borçludur ve darbelerle çoğunluğu ülkeler arası yarıştan kopmuşlardır.

Hiçbir darbe veya darbe girişimi dış destekler olmadan gerçekleşmemektedir.

Her darbe veya girişimi öncesinde uzun süre algı operasyonları ve toplum mühendisliği faaliyetleri icra edilir, zemin hazırlanır, örneğin Türkiye’de 1960, 1971, 1982, 28 Şubat 1997 postmodern darbesi ve 15 Temmuz öncesi de bu yapılarak ortam, müdahalelere uygun hale getirilmeye çalışılmıştır.

Türkiye’de çok partili siyasi yaşama geçilmesinden bu yana darbeler, darbe girişimleri ve demokrasiye çeşitli müdahalelerle 68 siyasi parti kapatılmıştır.

Darbelerin öncesi ve sonrasında durumla vazifeli olan ya da ortamdan vazife çıkartan pek çok sivil generaller türer.

Her darbe sonrası ilgili ülkelerde halklarda yoksullaşma yanında, sosyal, dini, kültürel ve oldukça şiddetli ekonomik dejenerasyonlar meydana gelmiştir.

Türkiye’de yaşanan son darbe girişimi kendi insanına silah sıkan görüntüsünden yola çıkıldığında, sivil halka, şiddetten uzak genel topluma karşı yapılmak istenmiştir.

Yukarıdaki tespitlerden hareketle özet olarak diyebiliriz ki;

Devlet, bir kurum ya da grubun eline geçerek yönetilecek yönlendirilecek bir mekanizma değildir. Sadakat sadece milletedir. Güç kurumsal hale getirilmeli ve müdahale edilmemelidir.

Artık dünyanın hiçbir yeri güvenli değildir. Her gün adı yeni, icrası farklı birçok kötülükle karşılaşan ve küresel buhran yaşayan dünya çıkmaza sürüklenmekte ve yaşlanmaktadır. Böyle olunca mukavemeti azalmaktadır. Bu yüzden tek çözüm dünya ölçeğinde hâkim kılınması gereken sevgi dilinin hâkimiyetidir. Böyle olunca dünya güzel görecek, güzel düşünecek, zinde kalacak ve insanlık bundan lezzet alacaktır.