HEPİMİZİN CUMHURİYETİ

94 yıl önce kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti bu vatanın tüm evlatlarının ortak eseriydi. Dünyanın süper gücü olan önceki devletimiz Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’nın türlü türlü ifsadatları ve bizim de özümüzü kaybetmemizle çöküşe kadar sürüklendi.
Osmanlı’nın son yıllarında yeni bir umut için Mustafa Kemal, Kazım Karabekir gibi milletimizi kurtuluş için birleştirebilecek askerî liderlerle, Anadolu’nun mümtaz şahsiyetleriyle yeni bir yürüyüş başlamış ve bu yürüyüş 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla en önemli suretini almıştı.
Milletimizin ilk yıllardaki Cumhuriyet’e olan inancı, zamanla dini ve kültürel değerlerinin birer birer ayaklar altına alınması ile azaldı.
İslamiyet’e belki en yakın yönetim sistemi olan Cumhuriyet, İslam aleyhine kullanıldıkça gerçek anlamını kaybetti. İnsanlar “Cumhuriyet” kelimesini “dinsizlik” olarak algılamaya başladı. Bunun sorumlusu böyle algılayanlar değil, buna sebep olanlardır. Aynı şey “laiklik” için de geçerli. Kavramları zıvanadan çıkarmakta üstümüze yok!

Neyse ki, zamanla iktidarların milletle ve değerleriyle barışması sonucunda Cumhuriyet gerçek anlamı olan “halkın egemenliği” anlamına tekrar kavuştu.
Askeri, ekonomik, kültürel darbelerle bu egemenlik sürekli ayaklar altına alınmaya çalışılıyor fakat milletimiz de artık eski hatalardan ders alarak bu egemenliği ne pahasına olursa olsun korumaya çalışıyor. Bu bile “Cumhuriyet” değerinin ne kadar önemli olduğunu ve milletimizin nasıl sahiplendiğini gösteriyor.
Askeri darbelerin artık imkânsız gibi olduğu en son FETÖ hainlerine indirilen balyozlarla anlaşıldı.
Ekonomik darbelere karşı da Allah’a şükür daha dayanıklıyız. En son ABD’nin 3. Dünya ülkelerine bile uygulamadığı vize yasağının ardından kısa bir etki sonrası ekonomimizin tekrar rayına girmesi buna güzel bir delil.
Peki ya kültürel darbeler! Aah! Ah! En büyük sıkıntımız burada da, anlatmaya takatim yok. Allah bu darbelerden de milletimizi muhafaza etsin, aklımızı başımıza aldırsın inşallah!
Başlıkta belirtiğim gibi “Cumhuriyet” yönetim sistemi olarak da, anlam olarak da, hepimizin ortak değeridir.
Ak Parti düşmanlarının protesto yürüyüşlerine Cumhuriyet yürüyüşü denmesi;
sadece tesettürlü olmayan hanım kardeşlerimize Cumhuriyet kadını denmesi;
İslamiyet ve dindarlar aleyhine ne varsa adlarının başına “Cumhuriyet” konması;
hâlâ okul girişlerine Cumhuriyet öncesi örneği olarak çarşaflı ve dindar bir bayanın, Cumhuriyet sonrası örneği olarak da açık bir bayanın resminin konması,
en hafif ifade ileCumhuriyetimize yapılan en büyük ihanettir. 
Cumhuriyetimize yapılan FETÖ, PKK, DAEŞ, DHKP-C gibi terör ihanetlerinin yanında, bu kavramı İslam aleyhinde kullanma ihaneti de tamamen biter de gerçekten lâyık olduğumuz Cumhuriyetimize kavuşuruz inşallah!

Ecdadımızın büyük fedakârlıklarla bu aşamaya getirdiği Türkiye Cumhuriyetimizin bayramı hepimize kutlu olsun.