ŞEHİDİMİZ MUSTAFA ALPER AĞABEYİME

Geçtiğimiz hafta Denizli’mizde çok kuşkulu bir kazada vefat eden Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper ağabeyime Cenab-ı Hakk’tan rahmet diliyorum. Muhterem ailesinin, Denizlili hemşehrilerimin, yargı camiasının ve milletimizin başı sağolsun. Mekanıcennetin en yüksek makamlarında olsun inşallah.

Aynı kazada vefat eden Muzaffer Akşehirli beye de aynı duygularla rahmet diliyorum.

Denizli’miz kaderin bir cilvesi yine başka bir kahramanı, Vali Recep Yazıcıoğlu’nu da aynı tarzda kuşkulu bir kaza ile şehit vermişti. O da bazı ihanet ve çıkar çevrelerinin tekerine çomak sokuyordu.

Mustafa Alper’in vefatından sonra kına yakan bazı FETÖ’cülerin mesajlarını görünce, “Tamam, bu adam, adam gibi adammış, FETÖ’cüler nefret ettiğine göre tam vatansever, cesur bir savcıymış” dedim ve bizzat tanışmadığım halde, bir ağabey gibi kendime yakın hissettim.

Olayı duyar duymaz suikast ihtimalinden zaten şüphe etmiştim. Hemen ardından kaza videosunu izlediğimde şüphem karmaşıklaşarak arttı. FETÖ’cülerin avazı çıktığı kadar zafer nidaları attığını okuyunca dayüzde doksan ihtimalle suikast olduğuna kanaat getirdim.

Zaten FETÖ’yle ciddi mücadele ediyorsanız, çok göz önünde bir hedefsiniz. Tabii bu hedefte olmanın sonucu illaki bizzat ölüm olmuyor. Çoğu zaman bunu itibar suikastı olarak yapıyorlar. Onurlu insanların itibarını zedelemek bazen kurşun sıkmaktan daha etkili olabiliyor. İtibar suikastını çoğunlukla FETÖ’cülerin FETÖ düşmanlarınıFETÖ’cü olarak lanse etmeleri ve sözde deliller üreterek kendilerinden gösteren bir algı yönetimi ile görüyoruz. Bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar böylece. Hem düşmanlarını saf dışı ediyorlar, hem de vatansever insanları en büyük çekincesi olan “iftira” ile yaralıyorlar. Tabii bu iftiraları çoğu zaman tutmuyor. Ama “çamur at, izi kalsın” mantığı her zaman hainlerin, Allah korkusu olmayanların kullanabildiği bir yöntem. Allah hepimizi iftiralardan muhafaza etsin!

Bu olayda suikastın kaza süsü ile yapılmış olması, olayın üzerinin kolayca kapanabilme imkânını veriyor. Bunun yanında FETÖ, kendi hipnozundan kurtulamamış kurbanlarına karşı, “Bakın, bizimle uğraşana Allah nasıl da bela veriyor” gibi safsatalarına da malzeme bulmuş oluyorlar. Kaçak FETÖ’cülerin mesajlarından da böyle düşündükleri açıkça anlaşılıyor. Yıllardır din algısını kendilerine göre saptırmış olan bir örgüt için bu anlayış da çok doğal aslında. Allah ıslah etsin diyelim de, belki içlerinden birkaçı hipnozdan uyanır. Zor ama belki!

Ölüm öyle veya böyle zaten başımıza gelecek. Allah, ahireti kazanmamıza vesile olacak, dinine, vatanına, insanlara faydalı bir hayat ve ona layık bir son versin hepimize.

İşte o güzel sonların en güzeli olan “şehitlik” makamı ile cennete uğurladığımız Mustafa Alper ağabeyimin 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaptığı şu konuşma beni duygulandırdı:

“Biz helal süt emdik, bugüne kadar da devletimizin helal lokması ile büyüdük, onun helal okullarında okuduk ve evimize helal lokma getirdik. Belki bugün bir daha geri dönmeyebiliriz ama belki 10 yıl sonra belki 20 yıl sonra bu millet bizi demokrasi şehidi, yargı şehidi olarak hatırlayacak.”

Mustafa Alper, beklediği o ihanet gecesinde şehit olmadı ama birçok ihaneti ortaya çıkarıp önemli adımları attıktan sonra o yüksek makama yükseldi.

Ne mutlu bu vatan ve İslam uğruna şehit olanlara!

NOT : Bu köşe yazısı 15.05.2017 tarihinde yayınlanan köşe yazısına hitaben  yeniden düzenlenmiştir.