YERLEŞTİRME SINAVLARINDA YABANCI DİL

Yabancı dil öğrenmek ve öğretmek konusunda sınıfta kaldığımız tescillidir bizim. İster son 15 yılı ele alalım, ister merkezi sınavlara geçilen son elli yılı, isterse tevhidi tedrisata geçilen 1924 yılındaki kanunu esas alalım, yabancı dili ne öğrenebildik ne de öğretebildik. Buna rağmen liseye geçiş ve üniversiteye geçiş sınavlarında çocuklarımıza yabancı dil soruyoruz bakalım ne öğretmişiz ya da ne öğrenmişler diyerek. Sınav demek tartışmasız doğru cevabı olan soru demektir. Bir dil üzerinden tartışmasız sorulabilecek soru demek, o dilin kuralını sormak demektir. Halbuki günlük hayatımız hem anadilde hem de yabancı dilde kurallı  konuşma üzerine kurulu değil. Dil anlamak ve anlaşmak üzerine var olan bir kavram.

Bir televizyon programında dinlemiştim Ferhan Şensoy’u. Fransızca eğitim yapan, dikkat edin Fransızca öğreten değil, Fransızca eğiten Galatasaray lisesini bitirdikten sonra Fransa’ya gitme fırsatı bulur. Bir büfeden “Gitanes” marka sigara alacaktır. “Bir jitan verir misiniz” cümlesini kafasında kurar ve büfeciye seslenir. Büfeci anlamamış bir tavırla “vi” der. Hemen geri çekilir ve nerede hata yaptığını tarttıktan sonra tekrar büfeye sokulur. Bu sırada bir Fransız gelir ve tek kelime ile jitan der ve sigarasını alır gider. Gerçekten hangimiz büfeye gidip “lütfen bana bir samsun verir misiniz” diyoruz.

Lise yerleştirme sınavlarında İngilizce’nin kaldırılması gündeme gelmişti ama arkası getirilmedi. Yazık, yine imkansızı denemeye devam edeceğiz anlaşılan. Öğrenmeme ve öğretememe konusunda tescilli olduğumuz bir konunun ne sınavı Allah aşkına. Bırakalım isteyen öğrensin onu. Biz okullarımızda bu imkanı gerek donanımlı öğretmenler, gerek müfredat, gerekse kitaplar vasıtası ile sunalım, ama öğretip öğretemediğimizi yazılı sınavlarla sorgulamayalım. Özellikle lise giriş ve üniversite giriş telaşına giren öğrencilerin ve öğretmenlerin dinleme ve konuşma gibi sınav dışı olan öğrenme metotlarını boşladıklarını unutmayalım.