BAŞKAN KARADABAN’I KUTLUYORUZ…

Bizim çocukluğumuzda “Yerli Malı Haftası” coşkuyla kutlanırdı… Evimizde ne varsa onu götürür sınıfta arkadaşlarla paylaşırdık… Paylaşmayı ilkokulda öğrendik… Annemiz, notu ıslatır, sabah onu odun ateşinde ters çevrilen saçta kavururdu... Notun yanına kendir, buğday da eklenince yemesi harikadır… Hele erik pestili götürülür, ekmek gibi yenirdi… “Yerli Malı Haftası” için sınıfımıza, pazardan alınmış sadece portakal, mandalina ve kestane gelirdi… Herkesin evinde bir inek vardı… Süt içmeden gelen arkadaşımız parmakla gösterilirdi... Sözü nereye getireceğim…

Denizli Fırıncılar Odası Başkanı Bekir Karadaban, kanayan bir yaraya parmak basmış… Başkan Karadaban, Yerli Malı Haftası nedeniyle Denizli genelindeki muhtarlara 'Ekilmeyen boş arazilere buğday ekin' çağrısında bulunulmuş… Karadaban, her gün evimize aldığımız ve  nasıl üretildiğinden haberimiz olmayan ekmeğin ham maddesi buğdayda yaşanacak sıkıntıyı işaret etmiş…

İHA Denizli Bürosu’ndan Bayram Coşkun’un haberine göre; Başkan Karadaban, ekilmeyen tarım arazisi kalmayacağını yerli buğday kullanacaklarına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'yerli araba' yerli vurgusu anlaşılmış oldu. Biz de dedik ki ekilmeyen toprağımız kalmasın, buğdaylarımızı kendimiz üretelim, verimli topraklarımızı değerlendirelim. İlçelerdeki muhtarlarımız da, çiftçilerimiz de, boş kalan arazileri muhtarlıklar vasıtasıyla buğday eksinler. Yerli olacak her şeyi, gelecek nesillere pay bırakabilmenin mutluluğunu yaşayalım. 5 yıl 10 yıl sonra geldiğimiz noktayı hep birlikte görelim" dedi. Akköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen buğday ekimine katılan mahalle muhtarı Cemal Hıdır, boş arazilerin değerlendirmesi, ekilmeyen yerlerin ailelerden izin alıp, yerli buğday ekim çalışmalarına başladıklarını söyledi.

Akköy Mahallesi sakinlerinden Mehmet Fahri Aktepe'de sezonu boş geçiren arazilerin ekilmesinin ve yerli buğday olarak üretim yapılmasının ülkemiz açısından önemli olduğuna dikkat çekerek, "Kendi yağımız ile kavruluruz" dedi.  Başkan Karadaban’ın haberini görünce heyecanlandım…

KARASABANLA EKİLMEYEN TOPRAĞIMIZ YOKTU…
Bizim çocukluğumuzda köyümüzde bir traktör vardı… Karasabanla ekim dikim yapılırdı… Bir karış toprak boş kalmazdı… Harman zamanları çiftçilerin mahsulü kaldırdığı zamanlar ise dayanışma üst seviyelere çıkardı… Çocuklar, harman yerinde oyunlarını oynardı…  Düvenlerle günlerce saman ve buğday ayrılırdı… Buğday ambara, saman kış için samanlığa depolanırdı… Bu işlemler hep hayvan gücü ile yapılırdı… Hiç yorgunluk hissedilmezdi…

Şimdi kentlerde, bir buğday başağının nasıl yetiştiğinin hikayesini bilen kaç çocuk var…?

Bence sıfır… Çünkü, kente yaşayanların tarlada dikili bir ağacı, sebzesi yoktur… Geleceğimiz soframıza gelen yiyeceklerimizin nasıl geldiğini öğrenmesi için Yerli Malı Haftası konulmuş…

İŞTE; YERLİ MALI HAFTASI’NIN TARİHÇESİ
Yerli Malı Haftası (Resmî adıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası), 12-18 Aralık tarihleri arasında Türkiye'de tüm okullarda kutlanan belirli günler ve haftalardandır.

Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amaçlanmıştır.  

Bu amaçla Atatürk başkanlığında, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi toplandı.  Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde TBMM’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularını anlattı. 1946 yılından itibaren Yerli Malı Haftası olarak kutlandı.

1983 yılında adı “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” olarak değiştirildi.

Biz, ithal ürünler, yerine kendi ürettiğimiz ürünleri yemeye özen göstermeliyiz…

HATİCE VE ÇAĞATAY BİR YASTIKTA KOCASINLAR
Kredi Yurtlar Müdürlüğü’nde gmrevli Mehmet Ali Alkan ile Öğretmen Mukaddes Alkan’ın oğlu Bilgisayar Mühendisi Çağatay Alkan, Altun Ailesi’nin Matematik öğretmeni Hatie Altun’la rüya gibi bir düğünle dünya evine girdi. Gen.çiftlerin mutluluğa tanıklı etmek isteyen yakınları TWENTY20  Düğün Salonuna sığmadı. Genç çiftlere bir boyu mutluluklar, bir yastıkta kocamalarını dilerim…

 “PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1013’UNCU GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor. Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:
“Türkiye’mizi layık olduğu seviyeye yükseltebilmek için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek mecburiyetindeyiz...”

Mustafa Kemal ATATÜRK