KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI

Bu önemli konuya birkaç istatistiksel bilgi ile başlamak istiyorum.

“Türk çocukları kitap okuma konusunda çoğu Afrika Ülkelerinin gerisinde kalmış durumdadır. Japonya’da toplumun % 14 ü, Amerika’da % 12 si, İngiltere’de ve Fransa’da %21’i düzenli kitap okurken Türkiye ‘de yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap okumaktadır.


            Türkiye’de 1 kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210, İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor.  Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla.

Kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçika ve Avusturyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye’de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.”

           

     Gerçekten okumayan, okusa da okuduğunu anlamayan bir toplum haline geldik. Bazıları bu konuda ekonomik yetersizliği ön planda ele alıyorlarsa da ben buna katılmıyorum. Bir kriter olabilir, ama asıl neden biraz daha derinlerde yatıyor diye düşünüyorum. Tembellik gibi örneğin…

            Atalarımız çok güzel söylemişler; “marifet iltifata tabidir.” Evet, eğer bir şeyler üretmek, artı değerler katmak istiyorsak, çocuklarımızı cesaretlendirmeliyiz. Yaptıkları iyi şeyleri görmek, değerlendirmek, bu konuda onları cesaretlendirmek, belli bir süre sonra onların benzer konulara da ilgi duymalarını sağlar. İlgi, onların üretkenliklerindeki en önemli unsurdur. İlgi öğrenmenin sağlanmasında ve kalıcı olmasında önemli bir yer tutar. Çocuğun ilgisi bedensel ve ruhsal gelişimine de katkıda bulunur. Şüphesiz, bedensel ve zihinsel gelişmeye paralel olarak, ilgi alanlarında da yaşa uygun değişimler yaşanabilir. İlgilerin oluşumunda en büyük görev anne ve babaya düşmektedir. 

Yoğun görev bilinci (!) içinde bazı anne ve babalar genelde yapıldığı gibi, buyurgan bir davranış modeli sergilemektedir. Oysa verimli sonuç elde etmek istiyorsak,  örnek teşkil edecek tarzda davranmamız gerekir. Örnek olmak kolay değildir. Önce kendi dünyanda bunu gerçekleştirmelisin. Yani önce kendin okumalı ona örnek olmalı sonra da ondan benzer davranışlar sergilemesini istemelisin. Kitap okuyan, sanatsal faaliyetlerin içinde yer alan, okuduğu, dinlediği ya da seyrettiği sanatsal faaliyetleri onunla paylaşan bir anne- baba, çocuğunun ilgi alanını belirleme de çok önemli olan ilk adımları atmış demektir. Siz çocuğunuza ders çalışmasını emrederken (!) kendiniz T.V. kumandasına sıkı sıkıya sarılır, onu elinizden bırakmazsanız, lütfen çocuğunuzdan da okumasını beklemeyiniz. Her sabah oflaya puflaya işe giden anne babanın çocuğuna, çalışmanın erdeminden bahsetsek ne derece etkili olabiliriz. Lütfen bu konuda da önce kendi davranış modelinize bir bakın.

Doğru alışkanlıklar kazandırılması, kişilik gelişimine de olumlu olarak yansıyacaktır.

Kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasında ilk yapılması gereken, örnek olmaktır. Kitap okumak, kişinin zihinsel, duygusal, ve sosyal gelişimine büyük katkıda bulunur. Kitap okuma alışkanlığının ilk başladığı yer, okunmasa da sadece resimleri izlense de aile ortamıdır. Her akşam yarım ya da 1 saatlik okuma saati koyabilirsiniz. Çocuğuyla birlikte okuyarak ona canlı bir model sunan, okuması için çocuğunu teşvik eden anne baba, çocuğun okuma isteğinin gelişimine önemli katkıda bulunur. 

Çocuk ilgi duymadığı konularda okumakta zorlanacaktır. Bu yüzden onun ilgisini keşfetmek gerekir. Yaşa uygun okuma alternatifleri çocuğa sunulmalı bunun içinden çocuk kendisi, bir seçimde bulunmalıdır.

Geri kalmışlığımıza konan teşhisler arasında okuma ve anlama noktasındaki cehaletimize daha bir dikkatle eğilmemiz gerektiğini düşünüyorum.