YAŞAMA DAİR

Danışanlarımla yaptığım terapi konuşmalarında aramızda kimi zaman şöyle bir konuşma geçer; “yaşam alternatiflerden ibarettir”. Bu sözüme bazısı, “o zaman yandık nasıl karar vereceğiz şimdi ?” derken, diğer bazıları da, “bu harika! desenize aslında bunca kaygı, keder ve korku boşunaymış…” şeklinde karşılık verir.

Yaşam üzerine düşünmek güzeldir. Yaşamı farkında olarak sürdürebiliyor olmak da… Ne var ki, çoğu birey bu farkındalıktan çok uzakta; sadece yaşamış olmak için yaşamakta ya da tam tersi yaşamın ayrıntıları içinde eriyip yok olmaktadır. Oysa yaşamın içinde hem siyah vardır beyaza yakın, hem de beyaz vardır siyaha yakın. Ama bu ne tam siyahtır ne de tam beyaz. Yaşam hep geçişlerle değişim yaşar. Mevsimler gibi, ilkbahar- yaz, sonbahar- kış…

****

Türkçemizin tam bozulmadığı facebook çağı öncesindeki deyimiyle; ifrat ve tefrit…Yaşamda bu iki uç kaygıyı ve takıntıyı beraberinde getirir. Obsesiflerin en önemli düşünce özelliklerinden biri budur; ya tam, ya da hiç… Onların dünyasında gri tonlar yoktur. Her şey tam olacak. Hoca Nasreddin misali… Rüyasında altınların sayılarak eline verildiğini gören hoca, sayma işi 99’ da kalınca, “hayır! Olmaz, tam 100 altın isterim” demiş. Tam o sırada hocayı karısı uyandırmış. Uyandığında hoca bakmış ki ortalıkta altın maltın yok, tekrar gözlerini kapatmış ve şöyle seslenmiş; “tamam 99’da kabulümdür!.” Ama nafile… Hocanın altınları kaçırdığı gibi ayrıntıcıların da yaşamı ıskaladıklarını düşünüyorum.
****
Yaşamı farkında sürdürmek ya da yaşam üzerine düşünmek ayrıntılara saplanıp kalmak demek değildir. Sadece yaşamış olmak için yaşamak da meziyet değildir. Bütünüyle sığ bir yaşantı, ya da yaşama dair sorulara tek bir cevap çok basite kaçmaz mı?. Kimi zaman bunun da yeri olur ama şüphesiz farkındalık, dolu dolu bir yaşam demektir.
****
Alternatiflerin dışında içinde sayısız bilinmezlikleri de barındıran yaşam, bu yönüyle son derece dinamiktir. “Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır.” özlü deyişi adeta bir yaşam felsefesi gibi bütün haşmetiyle karşımızda dururken daha fazla söze ne hacet.  Dünya her sabah yeniden kurulurken aynı zamanda geçmişin kirlerinden temizlenir ve fazlalıklarından arınır. Taze başlangıç geçmişinden arınmışlığı ve özgürlüğü ifade eder aynı zamanda… Yine ve yeniden varoluşun bir simgesidir… Her taze başlangıç, dünün kalıplaşmışlıklarına bir dik duruş ve yeknesaklığın çemberine bir çomak sokmaktır.
***
Yaşama sadece belirliliği yönünden bakarsanız, belirsizliği yaşamın kaygısı olarak algılarsınız. Bu anlayış sorun odaklı yaşamı seçmek demektir. Sorun odaklı yaşayanlar çözüm üretemezler. Başını kuma gömmüş deve kuşu misali gerçekleri görmekten acizdirler. Oysa yaşam, içinde çözüm barındırmadığı sorunu size sunmaz. İşte bu yüzden yaşamın kendisi bizatihi dinamiktir. Çözüm üretmek kadar insanı yaşama bağlayan başka bir güç var mıdır?

Ama, “Niçin ben?” sorunsalı altında inlemek çözüm getirmeyecektir. Çözümden uzak olmak yaşama küsmenin bir başka izah tarzıdır. Çözüme odaklanmak üretkenliğin yanı sıra, dinamizmi, iletişimi, sevmeyi, sevilmeyi, saygıyı, sayılmayı, duyarlılığı, doğallığı, özgürlüğü, hoşgörüyü ve yaşamın ta kendisini içselleştiren bilge kişiliklere özgü bir davranış modelidir. Çözüm odaklı bireyler yaşamı sorgulayan ama yargılamayan kişiler olmakla birlikte, aynı zamanda yukarıdaki saydığım özellikleri nedeniyle, daha güzel bir dünya uğruna onurlu bir mücadelenin de içinde yer alan kişilerdir.

****

Akıp giden zamana dur diyebilmek ancak farkında olanlara mahsus bir erdemdir. Hem bireysel yaşamlarını hem de içinde yaşadıkları toplumsal düzeni sorgulayan bu değerli insanlar, zamanlarını tüm insanlık için verimli kullanabilmeyi beceren insanlardır. Zamanın boşa akan bir ırmak gibi yitip gitmesine bigane kalamazlar. Onu yaşamak ve yaşatmak dertleridir, çünkü…

Yaşam her şeye rağmen yaşanmaya değer bir süreçtir. Bir “emanet” hassasiyetinde yaşanıp yaşatıldığında anlamını bulacaktır. Bizde emanete hıyanetlik yoktur.

Günlük meşguliyetlerin bireyleri alıp götürdüğü ve sürüklenmelerin yaşandığı günümüz dünyasında bir dik duruş sergilemeye var mısınız?