OKUMAK VE ÖĞRENMEK

Okumak en son ki istatistik sonuçlarına bakarsak bize bir hayli uzak görünüyor. Biz 10 yılda bir kitap okurken Japonlar yılda (dikkat edin 10 yılda değil sadece bir yılda) 10 kitap okuyor. Okumayan ve öğrenmeyen bir toplumdan da maalesef her şey ancak bu kadar oluyor. Kısacası bizde okumak önemli olduğu kadar aynı zamanda sorunlu bir alan… Genelde okumadığımız ya da okuduğumuzu anlamadığımız ve sabırla uygulamadığımız için sorunlar bitmek yerine birikmekte ve bir süre sonra da içinden çıkılması güç boyutlara ulaşmaktadır.

Şimdi okuyacağınız satırlarda öğrenmenin bir başka boyutuna tanık olacaksınız. Öğrenmeyi ve okumayı okulla sınırlı tutan bir zihniyetin çocukları olarak, bilgi çağında yaşadığımız şu günlerde, niçin çocuklarımızla bu yönde daha sağlıklı bir iletişim kuramayışımızın nedenlerine de ulaşabileceğiz. Takdir edersiniz ki, okumak ve öğrenmek hayatın tam içinde var olan bir olgudur. Okumayan ve öğrenmeyen kendini geliştirmeyen bir kişi zamanla körelmekte ve yerinde saymakta zamanla geride kaldığını fark etmektedir.

Çocuklara okumayı sevdirmenin en genel yolu, en az diğer hoşlandıkları şeyler kadar sevdirebilmek ve de önemsetmektir. Bunu yaşamdan örneklerle yapabilirsiniz.  

Yeni yayına hazırlamakta olduğum kitabımda (Hipnoz Yöntemiyle Hızlı Okuma ve Öğrenme) bu konuya ilişkin bir bölüm var, şimdi sizlere o bölümden kısa bir alıntı vermek istiyorum:

“Doğduğumuz andan itibaren kesintisiz yaptığımız belki de tek şey; öğrenmektir. Bu yüzden öğrenmek süreklilik gösteren bir işlevdir. Sanılanın aksine sadece okulla da sınırlı değildir. Okulda form değiştirdiğini söyleyebiliriz ama, başlangıcı kesinlikle okul öncesinde olup, bütün bir yaşam boyunca süren en önemli aktivitelerden biridir.

Ben bir şeyler öğrendiğimde, bu bilgiyi nasıl ve nerede kullanabilirim sorusunu kendime hep sormuşumdur. Bu beni motive etmiş ve daha fazla bilgi için heyecanlandırmıştır. Bilgiye sahip olmak onu kullanmakla hedefine ulaşır. Bilgileri edinip onları kullanmamak, olsa olsa sizi bir bilgi yığını ya da bir ölü kütüphane haline getirir.

Hipnotik telkinler aracılığıyla öğrenmek öğrenmenin en önemli unsurlarından olan eğlenerek öğrenmeyi sağlaması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Öğrenilen şey üzerine merak uyandırabilmek ve onu hayatın içinde kullanabilmek öğrenmenin sürekliliği ve etkililiğini arttıran faktörler olarak bilinirler. Hipnotik telkinlerle ulaşılan imajinasyon dünyası bu güzelliklerin yaşanmasında sizlere büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Neyi, niçin ve nasıl okuduğunun bilinci içinde hareket etme fırsatını yine bu yöntem sayesinde elde edeceksiniz.

Öğrenmeyi bir işkence olmaktan çıkartıp gerçek bir haz ve arzulanan bir meta haline getirdiğinizde önünüzde hiçbir engelin sizi yolunuzdan alıkoyamadığını fark edeceksiniz. Bu olgunluğa ulaşıldığında, artık kendi mecrasında akıp giden yaşamınızın bir tarzı olarak kabul ettiğiniz öğrenme sürecini yaşamaya başlayacaksınız. Rutinde yapıla gelen işler için nasıl ki, ek bir çaba gösterdiğinizi düşünmüyorsanız, öğrenme aktiviteniz için de fazladan bir çabanın içinde olmadığınızı, aksine sizi dinlendiren ve size zevk veren bir güzelliği yaşadığınızı kabul edebileceksiniz.”

Yukarıda da ifade edildiği üzere çalışmak ve okumak bir sorun değil, bir güzellik ve rutinde yapılan bir aktivite olarak kabul edilmelidir. Aileler zorunluluktan daha çok, öncelikle öğrenme sonrası elde edilecek kazanımlara odaklanırlarsa daha rahat sonuç alacaklardır.