YORK - 2

Geçen haftaki yazımda York'la ilgili bazı ilginç bilgileri paylaşamadım. Gerçi burası bugün İngiltere'nin bazı diğer kentleri kadar tanınmış sayılmaz. Londra'yı, Oxford'u, Cambridge'i. Manchester'ı, Liverpool'u... daha çok duymuşuzdur.

Oysa York'un tarihi iki Bin seneden fazla. Bataklığın ortasına kurulmuş bu kent orta çağlarda önemli bir merkez olmuş, etrafı bugün bile dimdik ayakta duran kent surlarıyla çevrili bir yer. İngiltere'nin kentin eski mahallerini tamamen çevreleyen ve en uzun surları olan tek şehri.

300 yıl kadar Romalıların kolonisi olan İngiltere'de orta çağların o civarda olan tüm kavimleriyle savaşlar sürüp gitmiş. Romalıların dışında, Anglosaksonlar, Keltler, Normanlar ve hatta Vikingler bile York'a uğramadan edememişler.

Bataklığın ortasına kurulmasının elbette nedeni vardı. Bataklıkta kenti savunmak o tarihlerde çok daha kolay olmuş.

O zamanların kent savunmasıyla ilgili daha önce hiç duymadığım bilgiler de edindim.

Surlar orada İstanbul, İznik, Assos veya Diyarbakır surları kadar yüksek değil. Bizi gezdiren gönüllü rehberin ifadesiyle, gerekli de değilmiş. Surları toprak yığınının üzerine yapmakla oldukça önemli bir yükseklik zaten kazanmışlar. 5 km uzunluğundaki surların dış tarafında büyükçe bir hendek de mevcut.

Gönüllü rehberimiz arkeoloji derneğinden olduğu için çok bilgili. Soruyoruz: "Surları bekleyenler düşmanların üzerine kızgın yağ mı döküyorlardı?"

Rehberimiz mantıklı: "Yağ o devirlerde orada çok kıymetli. Zor bulunan bir gıda maddesi ve aydınlatmanın yegane kaynağı" diyor. Peki o zaman...?

"Düşman tehlikesi geldiğinde hendekler sadece nehir suyuyla değil, aynı zamanda kentin lağımıyla da dolduruluyordu. Surlardan düşmanın üzerine kızgın yağ değil ama kızgın lağım dökülüyordu."

Bu açıklamalardan -doğrusu- çok etkilendim. Tarih kitaplarında bu bilgiler var mı bilmiyorum. Gerçekler bazen çok "temiz" olmayabiliyor. Kızgın lağım mutlaka en az kızgın yağ kadar etkili olmuş ki Yorklular kentlerini uzun zaman bu teknikle savunabilmişler.

Kentin ortasında Clifford'un Kulesi (Clifford's Tower) denen bir sur kulesi mevcut. Asi Clifford orada idam edilmiş.

Bugün büyükçe bir toprak yığınının üzerindeki taş kule zamanında bir kalenin parçasıymış ve ahşaptan bir yapıymış. 1190 yılında orada yaşayan Yahudilere karşı yapılan saldırıda kaçan Yahudiler bu kuleye sığınmış. Faizle geçinen ve şimdi müşterilerinin hışmına uğrayan Yahudileri bizdeki 2 Temmuz 1993 günü Sivas'taki Madımak otelinde yapıldığı gibi ateşe vermişler. Yardım alamayan ve çaresizlikten orada hapsolan Musevilerin intihar ettiklerini yazıyor İngiltere'nin o kalın kara kaplı ve karanlık tarihi.

York Üniversitesi ve York St. John Üniversitesi dışında Leeds'in şubesini açtığı bazı fakülteler York'un yüksek öğretim "sanayi" dalını oluşturuyor. Dünyanın dört bir yanından İngiltere'de okumak isteyenlerin çokluğu bugün orada en az turizm kadar gelir getiren bir hizmet dalıdır.

Dini inançları bakımından York insanının altıda birinin dinsiz olduğunu beyan etmesini ilginç buldum. Avrupa'nın kuzeyine doğru gidildiğinde dini inançlar bir hayli değişmekte.

Birleşik Krallıktaki Dinler (2001 yılı)

York

İngiltere

Hıristiyan (Anglikan, Katolik, Protestan, Ortodoks vs)

% 74,42

% 71,74

Ateist

% 16,57

% 14,59

Müslüman

% 0,58

% 3,1

Budist, Hindu, Yahudi, Şıkh... ve bilgi vermeyenler

Geri kalanı