NOTTINGHAM

Edinburgh ve York'tan sonra yine İngiltere'nin şöyle ortalarında yer alan Nottingham'a geldiğimde ne bulacağım hakkında pek fazla fikrim yoktu. Burada dünürlerimin kızı üniversite hocası, ayrıca aklımda kalan bir de futbol kulüpleri var: Nottingham Forest.

Bugün 2. ligte oynayan Nottingham Forest 1865 yılında kurulmuş ve 1862 yılında kurulmuş olan Nottingham'ın ikinci futbol kulübü Notts County ile beraber bunlar dünyanın en eski futbol kulüpleridir. Bunlardan Nottingham Forest 1979 ve 1980'de UEFA şampiyonlar ligi şampiyonu olmuş.

Bizde pek olmayan ama Birleşik Krallık ve eski kolonilerinde son derece popüler olan ragbi ve kriketin burada gelişmiş tesisleri mevcut. Buz pateni merkezini incelerken 1984 kış olimpiyatlarında altın madalya alan buz dansı çifti Torvill ve Dean'n çalışmalarına burada başladığını öğrendim.

Birleşik Krallık eyaletleri İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda olimpiyatlara tek ülke olarak katılırken dünya ve Avrupa futbol müsabakalarına ayrı devletler olarak katılırlar.

Batı ülkelerindeki gençlerde sporun yeri bizimkilerinkinden çok daha farklı. Hatta bazı güzide üniversitelere girebilmek için ÖSYM sınavı yerine herhangi bir spor dalında olimpiyatlara katılmış olmak yetiyor. Madalya da almışsan burs da veriliyor. Bu arada bizim bazı kızlarımız ortaokul ve liselerde beden eğitimi dersine katılmamak için rapor almaya çalışır.

300 Bin nüfuslu Nottingham'da dört tiyatro ve iki üniversite var: Nottingham Üniversitesi ve teknik üniversite niteliğindeki Nottingham Trent Üniversitesi. Üniversite hastanesi olan Kraliçe Medikal Merkezi ise Büyük Britanya'nın en büyüğü.

Bazı kentler efsaneleriyle anılır. Mesela Almanya'nın Hameln kenti "Fareli Köyün Kavalcısı", yine Almanya'nın "Bremen Mızıkacıları" da adı üstünde Bremen kentinin damgasını taşır. Bunun gibi Nottingham'ın da "Robin Hood"u var.

Robin Hood gerçekten ve bugün anlatıldığı gibi yaşadı mı, yoksa hiç mi yaşamadı artık pek önemli değil. Nottingham onun heykelini dikmiş ve reklam amaçlı her alanda kullanıyor.

Kentin altı kumtaşı kayalıkları ile bezenmiş. Dolayısıyla bu kayalara kazmayla mağaralar açmak zor değil. Eski yüzyıllarda ikamet olarak kullanılan o mağaralar Hitler'in bombardımanlarında barınak olarak görev yapmış. Bugün ise bazıları şarap veya bira mahzeni veya meyhane olarak kullanılıyor. Turistleri gezdirdikleri mağaralar da az değil.

Nottingham'ın ilk sanayi işletmeleri tabakhaneler olmuş ve bu deri fabrikalarında çalışan fakir işçiler o mağaralarda yaşamış. Daha sonra oya-dantel fabrikaları Nottingham'ın namını dünyaya yaymış. Bugün ise o iki sektörden de sadece izler kalmış.

1491-1547 yılları arasında hükümdarlık yapan kral 8.Henry İngiltere'nin en meşhur hükümdarlarındandır. Hakkında çok hikayeler ve dolayısıyla kitaplar ve filmler yazılmış ve yapılmıştır. Karılarını boşamaya izin vermediği için Papa ile de bozuşmuş ve İngilizleri Katolik olmaktan çıkarmış Anglikan Kilisesini kurmuştur. O dönem de tam Martin Luther'in Almanya'da Katolik Kilisesiyle ters düştüğü ve Protestanlığı ilan ettiği döneme rastlar.

Ortaçağın sonunu getiren bu olaylara Amerika'nın keşfi, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethiyle Roma İmparatorluğunun tamamen sonunun gelmiş olması ve bazı başka olaylar da eklenebilir.

Hasılı Avrupa'daki öncelikle din savaşları ve nüfusun artması halkı fakir ve bitkin düşürmüş, Amerika'ya ve Avustralya'ya göçler başlamıştır.

Katoliklerin Protestan ve Anglikan olarak parçalanması özellikle İngiliz Hıristiyanların inançlarını zayıflatmıştır. Bu trend bugün de devam etmektedir.

Nottingham'da bu gelişmenin bariz bir örneğini meyhaneye çevrilmiş kilise olarak yaşadık. Koskoca kilise büyük vitrayları, duvar kabartmaları ve diğer kiliseye ait aksamla meyhane işletmesine devredilmiş. Bundan önce bir papaz heyetinin bu binayı törenle kutsal olmaktan çıkardığı söylenmektedir.

İşte bunları gördüm Nottingham'da.