BAYBURT

Trabzon'un hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Baba tarafından sülalemin kaynak noktası Of vadisinin en dip ucunda bulunan Çaykara ilçesi. Evet iş ta oradan başlıyor. 1958 yılında vefat eden dedem orada doğmuş ve genç yaşında oradan gurbete çıkmış. O 20'li yıllarda Anadolu'nun kuzey doğusundan soluğu en batısındaki Ayvacık'ta almış. Büyükannem Behram'lı, yani Assos'lu. Gerisi malum; dedem hanımköylü oluvermiş.

Oradaki akrabalardan gurbete çıkan bize hep uğrardı. Bu sayede Trabzon bağlantım hiç kopmadı ve beni sonunda öğretim üyesi olarak Trabzon'a ve KTÜ'ye sürükledi.

Trabzon'un 17 ilçesinden 10'u Karadeniz sahilindedir. Doğu Karadeniz Dağlarının karlı tepelerinden kopan sular dik yamaçlardan hızla derinlerdeki derelere ve oradan da kısa ama suyu bol çaylardan denize koşarlar.

Karayolları bu vadileri takip eder ve viraj viraj üstüne yamaçlara ve oralardan da yaylalara tırmanırlar.

Kar erken düşer Sultan Murat Yaylasına ve altındaki tepelere. D915 numaralı devlet karayolu Of ilçesinden başlayıp Bayburt'a uzanan bir dağ yoludur. Kasım ayından başlayarak haber bültenlerimizde kış boyu sıkça adı geçer. Kardan hep kapalıdır. Bayburt'a veya Erzurum'a gidecekler Ziganalara ve Gümüşhane'ye gidip dolaşmak zorundadırlar.

Çaykara Bayburt'un komşusudur. Bazı köyleri birbirine çok yakındır. Çaykaralılar Bayburtluları tanır ve biraz da onlara yukardan bakarlar. Çok güzel Karadeniz fıkrası anlatan bir amcam hikayesine "Bayburtlunun biri..." diye başlar ve o meşhur Temel-Dursun fıkralarını Bayburtlulara devşirirdi.

Bir Bayburt köylüsü bana köylerinin her sene 2-3 ay karlar altında kaldığını ve dış dünyayla bağlarının hepten koptuğunu anlatmıştı. Merak ettim, bu izolasyon esnasında ne yaptıklarını sordum. Az sayıdaki hayvanlarıyla karların erimesini bekliyorlardı sadece bahara kadar. Kelime haznesinin pek fazla olmadığı da dikkatimi çekmişti. Anlaşılan birbirleriyle de konuşacakları konular ilk günlerde zaten tükeniveriyordu.

Bayburt ili ülkemizin "en"leri bol illerinden biri: En az nüfus, en az silahlı olay olan il, en az şirket kurulan il vs. Türkiye nüfusu 80 Milyon, Bayburt il nüfusu 80 Bin, yani ülkenin binde biri.

İl merkezi Bayburt'un verdiği resimde ilk göze çarpan muhteşem bir kale... Ve bu kale de kente hakim bir tepenin üstünde. Tepe ve kale... Her ikisi de tam olmaları gereken yerdeler ve ikisi de kent coğrafyasına çok yakışıyorlar.

Kenti ortalayan bir de nehir akıyor ortadan: Çoruh Nehri. Batum'da Karadeniz'e dökülen nehir suyu bol nehirlerimizden biri. Borçka'dan itibaren Murgul Bakır İşletmelerinin iğrenç çamurlarıyla azami bir kirlenmeye uğrasa da Bayburt'ta henüz temiz sayılır.

En az 5000 yıllık bir geçmişi olan Bayburt çok çeşitli kavimlerin hakimiyetine girmiştir. Son olarak da Pontus Rum İmparatorluğu, Selçuklular, Moğollar, Akkoyunlular, Osmanlılar (Yavuz Sultan Selim zamanı), Ruslar sırasıyla Bayburt'a hakim olmuşlardır.

Cumhuriyet döneminde ise önce Erzurum İline, daha sonra Gümüşhane'ye bağlanan Bayburt'u sonunda 21 Haziran 1989 tarihinden itibaren de il olarak görmekteyiz.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'a fahri doktora unvanı veren Bayburt Üniversitesinin yaklaşık 9000 öğrencisi Eğitim, İlahiyat, Mühendislik (Makine ve İnşaat), İktisadi ve İdari Bilimler, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültelerinde eğitim görmektedir.

Bu uzak ve gariban Bayburt'a bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gönderildiği rivayet edilir. Protokolün de hazır bulunduğu konser sonrası bir Bayburtluya konseri nasıl bulduğu sorulur:

"Valla, Bayburt Bayburt olalı böyle cefa görmedi" deyişi zamanla (Denizli dahil) diğer Anadolu kentlerine de yakıştırılmış ve meşhur olmuştur.

Merkez ilçe dahil üç ilçe ve 168 köyden oluşan bu ilimiz söz konusu olduğunda hep Ahmet Kutsi Tecer'in o meşhur şiiri aklıma gelir:

Orda bir köy var, uzakta,/ O köy bizim köyümüzdür.
Gitmesek de, görmesek de,/ O köy bizim köyümüzdür.