ÖĞRETMEN PERFORMANS SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRME TASLAĞI

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen çalışmasını değerlendirmek için, bir yönetmenlik taslağı hazırlandığını duyurdu. Öğrenci velilerinin ve öğrencilerinde öğretmenlere değerlendirme notu vermesini öngören bu taslak nereden çıktı bilmiyoruz.

Öğretmenin çalışmasını değerlendirmek, geri bildirimi objektif olarak ölçmek eğitim biliminde (Pedagoji) önemlidir. Bakanlığın internet sitesinde yapılan duyuru tepkiler üzerine kapatıldı. Bu noktada önemli olan şudur:

Hangi ortamda, hangi kültürel koşullarda eğitim öğretim ve öğretmen değerlendirme sistemleri yararlı olur, öğrenmenin niteliğini arttır? Bugünkü koşullarda öğretim değerlendirilmesi nasıl ve hangi yöntemle yapılıyor.

Önceki yıllarda ilköğretim müfettişleri (maarif denetmeni) ve okul müdürlerinin değerlendirilmeleri esas alınıyordu. Şimdilerde ilköğretim müfettişleri mesleğe yeni girmiş öğretmenler için rehberlik ve danışmanlık alanında görevliler. Çünkü mesleğe yeni girenler için değerlendirme, kontrol amaçlı değil, gelişim amaçlı olmalıdır.

Velilerin eğitim öğretim konularında, öğretmen çalışmalarını değerlendirme konularında, ne kadar bilgiye sahip olduklarını hangi ölçme ve değerlendirme standartlarını kullanacaklarını nereden bileceğiz. Daha da ötesi veli ve öğrenci öğretmene not verirse, öğretmenden isteği ne olacak?

Sistem not odaklı sınav sistemidir. Böyle bir yaklaşım eğitim çalışanlarının birliğini bozar, eğitim öğretimin en önemli bileşeni olan Veli-Öğretmen ilişkilerini kaosa sürükleyeceğinden, çok sakıncalı olacağını düşünüyorum. Bakanlık veliler üzerinde tarafsız bir kamuoyu yoklaması, araştırma ve incelemeyi yaptırırsa doğru sonuca ulaşabilir.

Okul Müdürünün meslek ve yöneticilik düzeyi yeterli ise, okulunda iyi bir eğitim önderi ise (Her okul müdürü eğitim önderi olmayabilir.) öğretmenler için de okulun diğer çalışanları için de iyi bir modeldir. İlimizde deneyimli, özgüvenli eğitim yöneticileri vardır. Okul Müdürünün öğretmeni hakkında periyodik aralıklarla veri destekli gözlemler sonucu; duygusal, ön yargılı, öznel olmayan, objektif, güvenilir kriterlerle yapacağı değerlendirme daha geçerlidir. Sistem içinde öğretmeni ve çalışanları en yakından tanıyan, gözlemleyen okul müdürüdür.

Bakanlığın uzun vadede üzerinde duracağı konu şu olmalıdır. Devletin öğretmen yetiştirme politikası yoktur. Bu iş üniversitelere havale edilmiştir. KPSS sınavında 3 test sorusu fazla çözen öğretmen olabilmektedir. Bu çok yüzeysel, derinliği olmayan, meslek niteliğini öne çıkarmayan bir öğretmen alımıdır. Bu yöntemle öğretmen alımı sorgulanmalıdır. Sorunun kaynağı: Nitelikli öğretmen yetiştirme ve öğretmen niteliğinin arttırılmasıdır. Bunun için üniversitelerden ayrı ‘Öğretmen Akademileri’ kurulmalıdır. Bu devletin öğretmen yetiştirme politikasının şekillenmesidir. Bu yazıda ayrıntılarına girmiyorum

Cumhuriyet’i kuranlar o günlerin koşullarında cehaletle mücadeleyi, öğretmen ve eğitim sorunlarını temel sorun olarak görmüşlerdir. Bunun için Köy Öğretmen Okulları, Köy Enstitüleri, Gazi Eğitim Enstitüsü v.b. bu amaçla açılmıştır. Yazılı ve sözlü sınavları geçerek alınan bu öğrencilerden, devletin olanaklarıyla yatılılık ruhu içinde paylaşımcı-dayanışmacı, katılımcı, özverili, ideal bir öğretmen kuşağı yetişmiştir. Çünkü, öğretmenlik İdeal (adanmışlık) gerektiren bir meslektir. Öğretmenlik meslek ruhu yetiştikten sonra değil, öğrencilik yıllarında kazanılır.

Mustafa Kemal öğretmenlere şöyle seslenmiştir: ‘Cumhuriyet sizden düşüncesi hür, vicdani hür, irfanı hür nesiller istiyor. Öğretmenler, yeni kuşakları Cumhuriyet’in fedakâr öğretmenleri olarak sizler yetiştireceksiniz. Yeni kuşaklar sizin eseriniz olacaktır. ’

 

A.Fuat Özkan

05.03.2018