SORUNLARIMIZI KENDİMİZ ÇÖZEMEZSEK; UBER ÖRNEĞİ

Denizli'den Çardak havalimanına yolcu taşıyan taksiler dört kişiye kadar yolcu alıp sefer maliyetlerini düşürerek talebi artırıyor ve bu hizmeti alan ve veren bakımından faydalı halel getiriyorlar. Bu hizmeti ihale yolu ile alan firma ise bu hizmetin taksicilikten öte dolmuşçuluk olduğu ve ihale ile elde ettiği hakkın gaspedildiğinden hareketle bu duruma itiraz ediyor. Mahkemesi epey uzun sürdü ama neticede taksilerin uygulamasında sakınca görülmedi. Denizli’de müşteri memnuniyeti açısından bakıldığında uygun bir iş yapılmış oldu.

İstanbul’a gittiğimizde arada bir baldızın evinde kalırız. Anadolu yakasında oturduğu için Atatürk havalimanına epey mesafelidir. Bir araç kiralama şirketinden araç istersen taksinin üçte iki bedeline Atatürk havalimanına gidebiliyorsun. Öyle her arayana araç göndermiyorlar, önceden kaydın olmalı. Havaalanına kadar da girmiyorlar. Bakırköy’ün orada bir taksiye aktarıyorlar. Böyle yapıyorlar, çünkü bu şekilde yolcu taşımak yasak. Neden yasak peki onu anlamak mümkün değil. Araç kiralamak mümkün, ancak şoförlü araç kiralamak mümkün değil. Bu işe taksici esnafı karşı çıkıyor yasalarda onları koruyor. İstanbul’da müşteri memnuniyetini dikkate alan bir uygulama yok.

Dünyada “Uber” diye bir şirket var. Bu şirketin bir tane aracı yok. Aracı olan herkes şirket ile görüşüp taşıyıcı olabilir. Akıllı telefonlara indirilen bir uygulama üzerinden ulaşılıyor, istediğiniz yerden alıp istediğiniz yere bırakıyorlar. İngiltere’ye gezmeye gittiğimizde biz de yararlanmıştık. Havaalanından otele, otelden havaalanına.

Uber şirketini son günlerde ülkemizde bilmeyen kalmadı sanırım. Taksiciler şirketten araç istemişler, sonra da şirketin şoförünü dayaktan geçirmişler. Nedeni tabii ki rantlarına ortak olunması. İstanbul’da bir taksinin ruhsat değeri 1,5-2 milyon TL arasında. Sürekli de artıyor. Yani verdiği hizmetten değil sahip olunan ruhsattan para kazanılıyor gibi bir durum. Taksicilerin karşı çıkmalarına getirdikleri gerekçe; bu şirketin vergi ödemediği, Hollanda bankaları ile çalışarak vergi kaçırdıkları yönünde. Uber ise hem vergi verdiği, hem de şoförlerin ve araçların  seçiminde bir dolu kamu kurumundan izin aldıklarını belirtiyor. Bu tartışmada kimin doğru söylediği ya da haklı olduğundan ziyade yine yazımın başına döneceğim.

Biz bu taşımacılık işine şoförlü kiralık araç modeli ile Türk işi bir çözüm bulmuşuz. Ama bu çözümü doğmadan boğmuşuz, daha doğrusu boğduğumuzu sanmışız. Zamanın ihtiyaçlarına ve çözümlerine nasıl direneceksin. Elin yabancısı gelir sana global sermayeyi dayatır. Hazırlığın da yoksa dayanamazsın.

Araç kiralama işi harika bir çözüm. Talep var ise buna yönelik arzın olması serbest piyasa ekonomisine uygun. Böylesi fikirler Avrupa ülkelerinde marka ve değer yaratıyor, el üstünde tutuluyor ama bizde dayak yiyor. İstiyoruz ki bizde de markalar çıksın girişimcilik artsın. Peki nasıl olacak?