TARAFTAR: ORAYA 3 PUAN DAHA YAZMANIZI RİCA EDECEĞİM

Bir takım düşünün. Koyu yeşiline, kömür karası eklenmiş. Geleceğinde beyaz Ak’yüz’lerin günlerin olduğu. Beyaz formayı pek kullanmıyoruz ama olsun. Bu yolun sonunda bembeyaz bir sayfa açabiliriz. Denizlispor’dan bahsediyoruz. Ligin fizik olarak en güçlü takımlarından biriyle karşılaşıyoruz. Hocası tribünde, forveti sakat, kolu kanadı yarım saatte kırıldığı için kenara gelmiş. Kenardan gelecek fırfır çocuğu tahminen evinde yeni sözleşme hayalleri kuruyor. İlk yarı da çok kötü futbol oynamış. İkinci yarının başında penaltı kaçırmış oyuncuyu yerden zor kaldırıyorlar. 4. Hakem yedek kulübesini koltuklara hapsetmeye yemin etmiş. Böyle bir senaryonun sonunu bir eksikle herkes tahmin edebilir.  Kazandık. Nasıl mı? Kaosla, canla başla mücadele ederek kazandık. Denizlispor’un zor günlerinde hiç yalnız bırakmayan taraftarı olmasa, Bölgesel Amatör Lig’de Sandıklı karşılaşmasını izliyor olurduk. Taraftarın bir futbolcu topluluğunu bu kadar etkilediği maç sayısı sanırım çok azdır. 2006’da susmadılar, 2015’te, 2016’da Pazar günü de. Belki de cebindeki son parasını bilete veren taraftarlar, 15 Bin TL galibiyet prim kazandırdılar. Herkesin canı sağ olsun. Bu maç taraftara yazar.

Erzurumspor’un 60’ dakikadan sonra bu kadar kötü olmasını bekliyor muydum? Evet. İlk yarıda onların bize yaptığını biz onlara yaptık. 1900 rakımlı Erzurum’dan, 354 rakımlı Denizli’ye inmek onlara mutlaka etki edecektir diye mırıldanmıştım. Nitekim öyle oldu. Denizlispor orta alanının tapusunu Berkan, Aissati ve Burak’ın üstüne yapınca Erzurum’un kaçacak tek yolu kale arkasında yer alan tüneldi. İlk yarıda Mehmet Akyüz, Kappel, Ziya, İsmail ve Aissati karşısında ter idmanı yapan Trtovac-Acka gibi fuleli ağır stoperleri hızlı hücumlarla alt edemedik ancak aralarına attığımız her topta gol pozisyonu yakaladık. Sonuçta malum. Savaş devam ediyor. Geride 7 maç ve 4 rakip var. Artık torbadan kimi çıkaracağız diye düşünmeye gerek yok. Rakipler ortada. Kafamızı yukarı kaldırıp herhangi birinin paçasından tutup kırmızı ya da beyaz torbaya atacağız.

Bu arada yazımı Oscar Wilde’ın bir sözüyle bitirmek istiyorum. “Futbol sert kızlar için çok iyi bit oyun olabilir, ama narin oğlanlara pek uygun sayılmaz…” Savaşın lütfen…

Saygılarımla…