DİNLEMEYİ BİLMEK

Konuşmak ve dinlemek iletişimin iki önemli parçası hepimizin bildiği gibi.

Duygularımızı düşüncelerimizi,bildiklerimizi  konuşarak paylaşırız.Karşı tarafa konuşarak kendimizi ifade eder anlatırız.Anlatmak kolay olan da acaba yeterince dinleyebiliyor muyuz?İletişimin can damarı olan dinlemeyi ne kadar yapabiliyoruz? Duymak ve dinlemek ayrı ayrı şeyler olduklarından,etkili dinlemek zor bir iştir.Etrafımızda cereyan edenleri herhangi bir gayret sarf etmeden duyabilsek de , anlamları anlayabilmemiz için çaba sarf etmemiz gerekir.

Yapılan bir  araştırmaya göre dakikada 125 kelime konuşabildiğimiz ,400 kelime düşünebildiğimiz söyleniyor.Bu nedenle zihnimizden geçen düşünceler karşı tarafa odaklanmamızı zorlaştırdığı için anlamakta zorlanabiliyoruz.İletişimde yaşadığımız sorunların bir çoğu dinlememekten kaynaklanıyor.Gerek iş gerek sosyal ilişkilerimiz de karşımızda ki muhatabımızı etkili dinlemek büyük farklar yaratıyor.Kanımca ,bir insanı can kulağı ile dinlememek onun kişiliğine saygı duymamaktır,bencilliktir.Dinlemek karşıya gösterdiğimiz nezakettir.Karşımızda ki kişiyi dinlemeli,başkalarına kendinden bahsetme fırsatı vermeliyiz.

ALLAH bize iki kulak ve bir ağız vermiş,iki kez dinleyip bir kez konuşalım diye.Gelin görün ki,dinlemeyi sevmeyen , lafını balla kestim diyerek konuşmayı sürdüren bir tabiata sahibiz.

Oysa ki dinlemek,sana saygı duyuyorum,değer veriyorum,dost olalım ve dost kalalım mesajı vermenin en kolay ve en doğru yoludur.

Ne güzel söylemiş HZ.MEVLANA bilginin doğal sonucu konuşmak,bilgeliğin ayrıcalığı dinlemektir.