ASSOS GÜNLERİ BAŞLARKEN

Takvimimizde 21 Mart önemli günlerimizden biridir. Ne mi oldu 21 Martta?

21 Martta gün döndü. Gecelerin gündüzlerden daha uzun olması sona erdi, kışın uzun ve soğuk geceleri güneşin git gide biraz daha fazla sıcaklığını hissettirdiği gündüzlere nihayet yenildi ve boyları denkleşti.

Bu önemli gün sadece biz Anadolu insanlarının "malı" değil, tüm yeryüzü canlılarının çok özlediği ve sevdiği bir gün. Ağaçlar, otlar, böcekler, sürüngenler, sürünmeyenler, atlar, koyunlar ve elbette insanlar bu güzel ve yeni günü, nevruzu kucaklamaya hiç doymadılar.

Bahar geldi bahar, ilkbahar!

2018 yılının 21 Martı varsın Denizli'de veya Çanakkale'de ya da Trabzon'da biraz serin geçsin hatta kar yağsın... Hiç umursamayın, korkmayın, kızmayın. Ondan sonraki günler artık bizim, baharı sevenlerin, özleyenlerin, kışa şöyle bir "güle güle!" çekenlerin, arkasına bakmayanların!

Benim takvimim biraz İslamiyet öncesi Türklerinkine benzer. Onlarda altı ay "kasım günleri", altı ay da "hızır günleri" varmış; bende de sekiz ay "Assos günleri" ve dört ay "Denizli günleri" var. 01 Nisanda Assos günlerinin başlangıcını iple çekiyorum.

Oysa Denizli'de geçen kış aylarının tadına doyum olmuyor. Sevdiğim dostlarla cumartesileri ızgarasını yediğimiz alabalığın tadı -neredeyse- Ege deniz balıklarında yok. Saim Ustanın az gören ama hep gülen gözleri, eşinin, kızı Havva'nın ve oğulları Emre ile Fatih'in sıcak ev sahipliği her şeye değer.

Salı günleri yaşadığımız kahve keyfimiz de bir diğer hoş yaşantımız Denizli'de. Salıları kalabalık biraz daha değişik ve biraz daha çokça oluyor.

Denizli'nin kışını sorarsanız, derim ki "yeme de yanında yat!" Kış aylarının en sempatik olduğu yerlerden biri Denizli. Yazını sormayın Denizli'nin; hiç sevmem. Bunaltır insanı. Zaten yazları oradan kaçan kaçana; tabii kaçabilene.

İlkbaharı kısa geçer Denizli'nin. Bir varmış, bir yokmuş... 6 Mayıs günü Hıdrellez orada zaten sıcak ve bunaltıcı günlerin başlangıcı sayılır. Son baharı ise "idare eder" vasfında. Şikayet olunmaz.

Saatli Maarif Takvimi denen şu meşhur yapraklı takvim sanki Assos için yapılmış. Yaz, sonbahar, kış ve ilk bahar hep üçer ay. Takvimde "Kocakarı Fırtınası" veya "Kırlangıç Fırtınası" mı yazıyor? Hiç şaşmaz, hemen kavaklar sallanmaya, otlar uçuşmaya başlar. Assos'un ilk baharı olduğu gibi gelincikli, papatyalı, ebegümeçli... son baharı da vardır yeşilin koyusuyla bezenen kırların ve sarı yamaçların çimenli simasıyla... Denizli'nin güzü ile Assos'un son baharı aynı aylara düşer.

Güneş zirveyi tuttuğunda Assos'un gölgeleri klimalıdır, İmbat eser, bunalmazsınız. Karadeniz'in veya Torosların yaylalarını aramazsınız. Oralarda olduğu gibi Temmuzda akşamları soba yakmanıza da gerek yoktur.

Şubat sonunda tarım fuarını yaptıktan sonra ben yavaştan denklerimi toparlamaya başlarım. Gözüm artık kuzey-batıya dönmüştür. Denizli-Buldan-Salihli-Gölmarmara-Balıkesir-Edremit derken bakmışsın 460 km geçivermiş ve Behram'a varmışsın. Behram girişinde "Behramkale" yazdığına bakmayın, o bizim Karayolları Genel Müdürlüğünün işi. Koca koca kaleleri gördükten sonra memurlarına sade bir "Behram" az gelmiş olmalı. Zaten çok kişi ne esas adı olan Behram'ı, ne takma adı "Behramkale"yi beğeniyor, Denizli'de Pamukkale sevildiği gibi orada da her yer Assos. Ayvacık'taki kasap da Assos, fotoğrafçı da Assos, lokantalar ve oteller zaten Assos.

İyi ki Behram'ın havasını, suyunu, iklimini, taşını, toprağını değiştiremiyorlar. Benim de zaten sevdiğim tarafları oraları.