HER ŞEYE ZAMAN VAR….

Merhabalar sevgili dostlar…
Kimimizin planlayarak, kimimizin cömertçe kullandığı zamanın öneminden bahsetmek istedim bugün. Geri getirilmesi ve tekrar yaşanması mümkün olmayan, biriktirilemeyen,
kimseden ödünç alınamayan, satın alınamayan bir süreç olan zaman hepimiz için oldukça kıymetli olmasına rağmen zamanı verimli kullanabilmek konusunda sıkıntılarımız olduğunu düşünüyorum. Öyle ki; bazen sevdiklerimize dahi zaman ayıramamaktan şikayet ediyoruz. Günlük hayatın koşuşturması, yapmak istediklerimiz ve mutlaka yapılması gerekenler şeklinde oluşan hayat düzenimizde her şeye yeteri kadar zaman mutlaka var aslında. Gün hepimiz için 24 saat hedefi olanlar yada büyük başarılara imza atan kişiler için de bu süre aynı kimseye torpil yok bu konuda maalesef.
Zamanı önceliklerimiz doğrultusun da kullanırsak kontrol altına alabiliriz. Önceliklerimizi belirlemek zamanı planlamanın  ilk aşamasıdır.
Bu konuda güzel bir hikaye okumuştum meseleyi güzel özetlemiş. Felsefe profesörü bir gün ders başladığında, hiç bir şey söylemeden büyükçe bir kavanoz alır ve içini tenis toplarıyla doldurur. Öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorduğunda hep bir ağızdan kavanozun dolduğunu söylerler. Profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını kavanoza döker tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve soruyu yineler, öğrenciler
tekrar hep bir ağızdan dolduğunu söyleseler de profesör sessizce başka bir kutudan kumları alır ve kavanozun içindeki çakıl taşlarının boşluklarını özenle doldurur ve bir kez daha aynı soruyu sorar öğrencilere. Öğrenciler aynı cevabı verirler. Sıra masanın altındaki iki fincan kahveye gelir ve onları da kavanoza doldurur.. Kahve de kendine kumlar arasın da yer bulur ve kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler profesörün bu gösterisini ayakta alkışlasalar da profesör için anlatmak istedikleri yeni başlamıştır. Bu tenis topları yaşamamızda ki önemli değerlerimizdir.. Bunlar sevdiklerimiz, sağlığımız gibi hepimiz  için önemli olan şeyler. Çakıl taşları ise bizim  için daha az önemli olan değerlerimiz ve daha az önemli olan değerlerimiz için ise kumlar der. Olmasa da olabilecek şeyler. Eğer kumları önce kavanoza koysaydım çakıl taşlarına ve daha da önemlisi tenis toplarına yer kalmayacaktı der. Aynı olay, yaşamımızda da geçerli. Zamanımızı ve enerjimizi ufak tefek konular için harcarsak, önemli değerlerimize vakit kalmayacaktır. Profesörün kavanoza koyduğu iki fincan kahve ise, yaşamımız ne kadar yoğun olursa olsun dostlarımızla içeceğimiz bir fincan kahveyi anlatmak içindir.
Bizim içim önemli olan değerleri baştan hayatımızın içine almazsak onlara hiçbir zaman yer kalmayacağını anlatan güzel bir ders olmuş. Dilerim ki bizim için bu kadar kıymetli olan zamanı böyle mükemmel şekilde planlayarak yaşayabilir her şeye zaman bulabiliriz.
Sevgiyle Kalın.