KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞU

Köy Enstitüleri 17.04.1940’da 3803 sayılı yasayla kuruldu. Amaç neydi? Anadolu köylüsünü içinde bulunduğu cehalet ve karanlıktan kurtarmak, savaş sonrası kurulan genç cumhuriyeti taçlandırmaktı. 
Bu düşünceye nasıl gelindiğini kısaca belirtelim. Milli Eğitim Bakanlığı 1925 yılında Anadolu’ya irşat (Aydınlatma) heyetleri göndermeye karar verince, buna ilk karşı çıkan genç bir öğretmen, Hasan Ali Yücel’dir. ‘’Anadolu reşit değil, onu doğru dürüst tanımaktan aciz münevverlerimiz mi? Anadolu’yu irşat bu bizim hakkımız değil. Önce onu tanımaya çalışalım; ne olduğunu nasıl olabileceğini ve ne olması lazım geldiğini anlayalım’’ (Milli Mecbua 15 Ağustos 1341)1925).43)  
İşte bu idealist genç öğretmen bir süre sonra bakanlık müfettişliğine atanır.  Görevi nedeniyle Anadolu’yu karış karış dolaşır, ülkeyi, ülkenin içinde bulunduğu koşulları yakından tanıma olanağı bulur. Uygulanmakta olan eğitim yöntemleriyle Anadolu’nun aydınlanamayacağını görür. Cumhuriyetin aydınlanma ışığını, ilkelerini kırsal kesime götürmenin zorluklarını anlar. Köyü ve köylüyü kendi iç dinamikleriyle nasıl kalkındırabiliriz? Feodal bir toplumda toprak-insan ilişkileri sorusu kafasına takılır. 
Köy enstitüleri yasası TBMM’de görüşülürken dönemim Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel; Bu modelin orijinal olduğu, bir başka ülkeden kopya alınmadığını, fiili gerçeklere uygun oluşturulduğunu, bizim olduğunu (yerli, milli) vurgulamıştır. Köy Enstitüleri ikinci dünya savaşının dünyayı kasıp kavurduğu yokluk ve yoksulluk döneminde ülkemizin eğitim tarihine kalıcı izler bırakan özgün, çağdaş eğitim kurumlarıydı. Okul ve öğretmen yoksun kalmış, Anadolu’nun o kuşkonmaz, kervan geçmez en uzak köylerine bin bir heyecanla koşan Köy Enstitülü çocuklardı. Onlar Enstitülerin yetiştirdiği, cumhuriyetin ilk ışıklarıydı. O köyler, o öğrenciler onların ilk göz ağrılarıydı. Bir ülküleri, umutları ve özlemleri vardı. Asırlardır yaşam çizgileri hiç değişmemiş köyleri karanlıktan aydınlığa çıkaracaklardı. Bir başka ifadeyle ‘’Efendimiz köylüyü’’ ‘’Efendi yapma’’ isteğinin yansımasıydı. Enstitüler bir cumhuriyet projesiydi.
Köy Enstitüleri yaşama geçirildi. Ancak 1946’dan sonra savaş sonrasının hayhuyu içinde çok partili yaşama geçilirken parti içi dengeler ve muhalefetin oy devşirme polemiklerine kurban edilerek özü boşaltıldı. Daha sonra Demokrat parti döneminde kapatıldı. 
Bu okullardan okuyan, yazan, üreten, düşünen, yazar-çizer, cumhuriyeti daha ileriye taşıyacak güzel eğitimciler yetişti. Cumhuriyetin yarım kalan projesi olarak da eğitim tarihimize geçti.  Uygulanan eğitim anlayışı: Bireyin yeteneklerini tespit eden, geliştiren, akıl ve bilimi öne çıkaran, nedenleri, niçinleri sorgulayan, ulusal ve evrensel değerleri bilen, üreten, ürettiklerini bölüşülmesinde görev ve sorumluluk alan bir eğitim. 
Türkiye demokratik öğretmen hareketinin 100 yıllık tarihine köy enstitüsü mezunlarının katkısı yadsınamaz. 1946’dan sonra bölgesel öğretmen dernekleri kuruldu. Bu dernekler birleşerek Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nu oluşturdu. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS 1965), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER 1972). Bu örgütlerin önderleri Şükrü Koç, Fakir Baykurt, Cemil Çakır, Gültekin Gazioğlu ve Ali Bozkurt Enstitü çıkışlıdır. Bunların hepsini sonsuzluğa uğurladık, 17 Nisan’da saygıyla, şükranla, özlemle anıyorum. Bu önderlerden Avni Aytan abimiz Denizli’de yaşıyor. Bir elin parmağı kadar kalan 1940 kuşağı abilerimize sağlıklı yaşam diliyorum.