ERDOĞAN VE AK PARTİ İLE İLERLEMEYE DEVAM

04 Aralık 2017 tarihinde yayımlanan “Ümitvar Olunuz!” başlıklı yazımdan sonra çeşitli sebeplerden dolayı yazı yazmaya fırsat bulamadım. Zaten birçok birikmiş duyguyu o yazıda ele aldığım için pek ihtiyaç da duymadım. Herkesin bildiğini ve yazdığını da tekrar yazmak içime sinmiyor. Önemli gündem oluştuğunda sosyal medya hesaplarımdan verdiğim mesajlar bana yeterli geliyor. Fakat yine çok önemli bir seçim gündemi ortaya çıkınca bu yazıya ihtiyaç duydum. 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramına denk gelmesini de güzel bir tevafuk olarak görüyorum.
Referandum ile kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin ilk seçimi Kasım 2019 olarak öngörülüyordu. Fakat birçok kişi gibi ben de seçimin bu tarihten önce olmasını bekliyordum. Fakat yeni sisteme geçiş ile ilgili düzenlemelerin yapılmasını müteakip, 2018 sonu veya Mart 2019’da yerel seçimler ile beraber yapılabileceğini tahmin ediyordum.
Referandumun fitilini ateşleyen Sn. Bahçeli’nin yine bir sürpriz ile yaptığı erken seçim çağrısı hiç gecikmeden, bir gün sonra Sn. Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan tarafından net bir şekilde yanıt buldu. 24 Haziran 2018 erken seçim tarihi olarak belirlenerek bir yandan sürpriz bir karar alındı, bir yandan da belirsizlik aynı anda kaldırılarak piyasalar rahatlatıldı. Bu süre uzatılsaydı belirsizliği sevmeyen piyasalar üzerinde büyük bir baskı oluşacaktı.
Netice itibariyle Ak Parti ile MHP’nin öncülük ettiği “Cumhur İttifakı” için güzel bir zamanlama olarak görüyorum. Diğer partilerde seçime hazırlıksız yakalanmanın şaşkınlığı var. Tabii açıkça söylenmese bile dört ay önce Sn. Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Sn. Erdoğan’dır” demesinin ve “Cumhur İttifakı” oluşturulmasının erken seçim habercisi olduğu muhalefet tarafından tam okunamadı. Sn. Erdoğan’a karşı ortak bir aday çıkaramamanın acısını hiç bu kadar hissetmemişlerdir herhalde.
Şu aşamada muhalefet “Cumhurbaşkanlığı seçimini zaten şimdiden kaybettik, bari kendimize güvenimizi gösterelim de milletvekili sayımızı düşürmeyelim” hesabı yapıyordur.
Muhalefetten bahsetmekten ziyade Sn. Erdoğan ve Ak Parti’nin seçimden zaferle çıkması gerektiğinin önemini hatırlatmak isterim.
Türkiye’mizin 2002’den itibaren Sn. Erdoğan ve Ak Parti kadroları liderliğinde büyük bir ivme ile ilerleme kaydettiğini muhalefet dâhil çoğumuz görüyoruz. Bazı konularda niceliksel büyük ilerleme olsa da nitelik olarak yeterli seviyeye gelemediğimizi görüyoruz. Fakat çoğu konuda hem nicelik hem de nitelik olarak büyük ilerleme kaydettiğimiz apaçık ortada.
Küresel politikada söz sahibi olma, İslam dünyasının liderliği, duble yollar, köprüler, kat kat artan okul ve üniversite sayısı, ekonomi ve enflasyonda başarı gibi yüzlerce konuyu sayabiliriz. Bunları neredeyse ezberledik hepimiz.
Fakat başarı çıtası yükseldikçe halkımız haklı olarak daha büyük başarılar ve tabana yayılan bir kalkınma ve adalet talep ediyor. Özellikle FETÖ hain darbe girişimi sonrası kifayetsiz görevlilerce yapılan hataların düzeltilmesini istiyor. Sn. Erdoğan’ın geçen günlerde bahsettiği “küskünlüklerin FETÖ’nün bir fitnesi olduğu” açıklaması bu yapılan hatalara karşı özellikle Ak Parti tabanına karşı oluşturulan komplonun düzeltilmesine yönelik bir sinyaldi bence.
Ne hikmetse FETÖ münafıklarından olmadığı bilinmesine rağmen birçok Ak Parti ve Erdoğan sevdalısı göz göre göre hedef alındı. Yanlış kıstas oluşturup “bakın ben FETÖ ile mücadele ediyorum” diyerek Sn. Erdoğan’a karşı tavır alınmasına sebep oldular. Bu konu açıldıkça huzurum bozuldukça bozuluyor. O yüzden kısa keserek şunu söylemek isterim: Oran olarak az da olsa FETÖ ile yapılan mücadelede yapılan haksızlıkların çözümü yine ve sadece Sn. Erdoğan’dır. Bile bile veya beceriksizliklerinden dolayı bu hataları yapanlardan mutlaka hesap sorulacaktır.
Milletimizin haklı olarak son yıllarda artan enflasyondan, benzin fiyatlarından şikâyet ederken Ak Parti’yi suçladıklarını da görüyoruz. Bu konuda da kısaca şunu örnek vermek isterim. Dünyada petrol varil fiyatı 2016 yılbaşından şu ana kadar dolar bazında 2,5 kat arttı. Dolar da TL karşısında %35 artmasına rağmen TL bazında akaryakıt fiyatlarımız o kadar artmıyor. Hükûmetimizin aldığı tedbirler ve fedakârlıklarla bu artışlar halkımıza aynen yansıtılmıyor. Küresel ekonomiden apayrı bir ekonomimiz yok. Mutlaka diğer ülkeler gibi biz de etkileniyoruz.
Özellikle enflasyona karşı yapılması gereken bazı ek tedbirler de var fakat uzun bir konu olduğu için başka zamana havale ederek şu kadar bahsedelim. Ak Parti’den önceki ekonomik rezalet dönemlerinde %100, %50 enflasyonlar konuşulurken Ak Parti ile %7, %5’lerin konuşulması alışkanlık haline gelince %13 enflasyon tabii ki şikâyet edilmesine sebep oluyor. Bu sorunların daha çok cesaret ve sistemli şekilde çözümleri de yine Sn. Erdoğan ve Ak Parti ile olacaktır. Eminim ki %5 - %2 civarlarındaki normal enflasyon seviyelerine birkaç yıl sonra daha da yaklaşacağız ve sistemli, istikrarlı bir enflasyona kavuşacağız.
Sn. Erdoğan ile başarılan çok husus var. Başardıkça daha çok hain ve düşman değişik kozlarıyla hepimizi aşağıya çekmek istiyor. Bu kadar içimizdeki hain ve düşmanlara karşı Cenâb-ı Hakk milletimizin genelindeki feraset ile bizi bu hainlerden muhafaza ediyor ve daha da eder. Ne kadar eksiğimiz olsa da milletimizdeki bu iman ve vatanseverlik daha da ilerleyeceğimizi gösteriyor.
Allah bu aziz millete Sn. Erdoğan gibi bir lideri de nasip etmiş. Sn. Erdoğan’ın bilgisi dışında yapılan, hatta Ak Partili olmadığı halde o maskeyi giyen menfaatperestler tarafından yapılan hatalara odaklanıp bu kutlu yürüyüşün hızını kesmeyelim.
Sn. Erdoğan ve Ak Parti’nin 24 Haziran 2018 seçiminde de milletimizin teveccühüne tekrar mazhar olacağına inancım tamdır. Allah bu davaya hizmet eden ve destek olan herkesten razı olsun.
İlk kurucu meclisimiz 23 Nisan 1920’de Ulus Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazı sonrası dualarla, hatimlerle açılmıştı. İşte bu açılıştaki birlik, beraberlik ve manevi duyguları tekrar kazandıracak şekilde, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız tüm milletimize ve en büyük hazinemiz olan çocuklarımıza hayırlar ve huzur getirsin inşâallah!