GENÇLERİ ANLAMAK

İki gün önce Aydın'ın İncirliova ilçesinde ataması yapılmayan bir öğretmenin, bunalıma girerek canına kıydığı yazılıyordu gazetelerde. Sosyal Bilgiler öğretmeni Merve Çavdar hayatın baharında, yirmi beş yaşında yaşamına son veriyor. Bu haber insanım diyenleri üzüyor, derinden sarsıyor. Acaba kaç Merve benzer sıkıntılar içinde kıvranıyor? Kolay değil, işsizlik bizim gibi toplumlarda insanın en büyük düşmanı. Merve canına kıymadan önce neler düşündü, böyle bir korkunç kararı nasıl aldı bilemeyiz. On binlerce öğretmenin atamasının yapılamadığı koşullarda yaşanıyor bütün bunlar.
***
Çevremize şöyle bir baktığımızda birçok işsiz insanın olduğu, atanamayan öğretmenlerin olduğunu biliriz. Çoğu zaman bu gerçekleri bilmemiz yetmiyor; bunalıma giren gençleri nasıl hayatın içine katacağımızı düşünmek ve  onların insanca isteklerini karşılamak bir gereklilik olarak önümüzde duruyor. Yaşadığımız sorunları içimize atmak yerine tartışmak, konuşmak ve iş bulmada dayanışma içinde olmak gerekiyor. İnsanları ve gençleri yalnızlaşmaktan kurtarmamız gerekiyor. Bu haber üçüncü sayfada unutulup gitmemeli. Benzer sorunları yaşayanların bir araya gelmeleri ve çözüm aramaları ile olacak bir şey.İstersek mutlaka bir çözümü bulunur, çözme isteği ve iradesini göstermek kaçınılmaz.
***
Görüldüğü kadarıyla toplum hiçbir sorununu konuşmuyor; işi oluruna bırakmış durumda.Bir kere bu sessiz çoğunluğun sorunları ortaktır. Bu ortak sorunlar ancak birlikte, yan yana gelinerek çözülür. İşsiz ve ataması yapılmayan öğretmenler eğitim sendikalarının yardım ve desteğini alabilirler, onlarla birlikte hareket edebilirler. Uzaklaşmamak, ayrışmamak tam tersine yakınlaşmak gerekiyor. Sorunlar tek tek bireysel olarak çözülmez; benzer sorunları yaşayanların birlik ve dayanışmasıyla çözülür. Dayanışma insanları karşılaştıkları zorluklarıalt etmesine yardımcı olur; yalnızlaşma ise insanları bunalıma sürükler. Uzun zamandır unuttuğumuz dayanışmayı, insanlar tekrar hayata geçirmeli. Birbirimizden bu kadar yalıtık ne zamana kadar yaşayacağız?
***
Yalnız insan hayata küser; insanları bu küskünlükten uzaklaştırmak, dünyaya daha iyimser bir gözle bakabilmelerini sağlamak gerekiyor. Dayanışma ruhunu harekete geçirmeden bunlar olmaz; bir zamanlar karşılaştığımız sorunları dayanışmayla aşıyorduk. O zamanlar yapabildiklerimizi şimdi de yapabiliriz.Gençleri bunalımdan kurtarmak, onların iş, aş ve ekmek sorunlarına çözüm aramak toplumsal bir görev. Yoksa yalnızlaşan, işsizliği yalnız kendi sorunu gibi gören, kendini aşağılayan insanlar görürüz karşımızda. İstersek gençleri bu çıkışsızlıktan kurtarabiliriz. Gençlere olumlu yaklaşım, anlayış ve dayanışma çözümün başlangıcıdır. Yeni Merveler olmasın, aileler yeni acılar çekmesin istiyorsak; bu gençlerin sorunlarına eğilelim ve olumlu yaklaşımlar gösterelim.