MUHALİF SÖYLEMLER VE MİLLİ GÖRÜŞ CEPHESİ…

“Sakın yanlış anlaşılmasın, Muharrem İnce’ye alkol tükettiği için tabii ki sempati beslemiyorum. Ramazan vakti ulu orta alkol tükettiği için sempati besliyorum…”

Bu fikir, muhalif bir Twitter hesabına ait… Yorumu elbet kendisini bağlar ve her düşünce, saygı kuralları çerçevesinde dile getirilmelidir. 
Alkol ve ayran ikileminin ortaya çıkardığı problem, politikanın konusudur. 
Siyaset ise, alkol ve ayrandan daha ötesini kapsar.
Politika; “Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme”dir. (TDK – Güncel Türkçe Sözlük) 
Yani; politikada her yol mubahtır. 
Siyaset ise; “Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış”tır. (TDK – Güncel Türkçe Sözlük) 
Dolayısıyla; bu sanatı hakkıyla icra eden kişi, yönetim becerisini de elinde tutar.
Politika bizi ayrıştırır, siyaset ise birleştirir. Bu sebeple her bireyin iletişim gücü, kelimelerin anlamına ne kadar hâkim olduğu ile yakından ilgilidir. Ancak o zaman iyi bir iletişim süreci kurulur, işletilir ve doğru bir irtibat kurulur. 

Kardeşim Abdullah Gül…
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; CHP önderliğinde İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin 2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olabilir miydi? CHP’nin en üst kademsinden tabanına kadar Abdullah Gül ismine sıcak bakmadığı âşikârdı. Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu bunun için yoğun çaba sarf etti. Ama olmadı… İşin en ilginç yanı ise kendisine “kardeşim Abdullah Gül” diyen yol arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı, muhalefetin yanında yer tutmasıydı. Erdoğan-Gül meselesinde perdenin arkasını bilemeyiz fakat siyasette her şeyin mümkün olabildiğini bir kez daha gördük. 
Abdullah Gül’ün çelişkileri merakla beklenen basın toplantısında da gün yüzüne çıktı. 
Çelişki 1
“Bir faninin ulaşabileceği tüm makamlara ulaştım.”
“Geniş mutabakat olsaydı aday olurdum.”

Çelişki 2
“Cumhurbaşkanlığından sonra aktif bir siyaset içinde olmayacağımı söyledim, öyle de yaptım.”
“Çok geniş bir mutabakat olması durumunda üzerime düşeni yapmaktan kaçmayacağımı söyledim.”

Milli Görüş Cephesi’nde neler oluyor?
Muharrem İnce’nin CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesinin ardından çok farklı yorumlar yapıldı. Her kesim bir fikir beyan etti. Ancak hafta sonu bir okurumdan konuyla ilintili bir e-posta aldım. Yazdıkları çok ilginçti. Kendisini “Milli Görüş” hareketinin içinden gelen faal biri olarak ifade ettiği mailinde, Erbakan dönemine vurgu yapıp kendisini şu anki Saadet Partisi ile veya güncellenmiş Milli Görüş ile bir alakasının olmadığını belirtiyordu. Kendisine dönüş yaptım ve göndermiş olduğu bu e-postayı okurlarımla paylaşmak istediğimi söyledim. İsim vermeden yayımlayabileceğimi söyledi. Kendisine teşekkür ediyor ve bana göndermiş olduğu maili aynen yayımlıyorum…
“Gül’ün aday yapılmasına, bırakın Gül’ün adaylığına ona göre daha muhalif olan Abdüllatif Şener’in veya İlhan Kesici’nin adaylığına bile; adayımız kesin ve net CHP’li olsun diye karşı çıkan bir taban; sizden, bizden, benden vs. 1.5 ay boyunca oy isteyecek.
Sormanız gereken soru belli:
Siz, bizden sana en yaklaşabilen, hatta neredeyse sizden olmuş adaylara bile rasyonel, objektif bakamazken, yaklaşmazken; biz şimdi sizin adayınıza neden oy verelim, yaklaşalım?
İddia ediyorum olası bir İnce iktidarında ilk yapılacaklar bellidir.
Yaşam tarzınıza karışılacak.
Önce başörtüsü memuriyetten, okullardan, hayatın her alanından yasaklanacak. Sonra yaşam tarzınızın diğer nesnelerine…
Adalet, hak, hukuk, çevre, ekonomi vs. bunlara sıra gelecekse de, çok sonra sıra gelecek.
Sırf muhafazakar camiaya yakın diye, sırf geçmişi oradan diye; Türkiye’nin belki de bilinen en rasyonel, en ılımlı, en sakin, en konuşulabilir siyasetçini kabullenmeyen tabana zerre güvenmeyeceksiniz.
Kutuplaşmaksa, dibine kadar kutuplaşacaksınız…”

“Geniş mutabakat olsaydı aday olurdum” diyen Abdullah Gül ismi sonrası Muharrem İnce’nin CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olmasına bir de bu gözden bakın… 
Ya muhafazakâr seçmen ve sessiz milyonlar da böyle düşünüyorlarsa? 
Madalyonun diğer yüzünü de görüp üzerinde inceden inceye düşünmek gerektiği kanaatindeyim.

Tamam mı, Devam mı, Dolar mı, Euro mu?
Bu arada, 2018 seçimlerini Sosyal Medya’da dönen “tamam mı devam mı” yarışı belirlemeyecektir. Hele hele Twitter TT listesinde başı çeken T A M A M tweetlerinin sayısını seçim sonuçları gibi komik bir şekilde kanallarda an be an vermek de “sanal gündem” ile meşgul olmaktan başka bir şey değildir. Yoksa TT listesine girmişsin girmemişsin, bu; demokrasilerde işlerlik ve geçerlilik kazanmaz. Sosyal Medya’dan öte “sosyal halklar” olarak tanımlayabileceğimiz sessiz milyonlar en doğru kararı verecektir zaten. Bundan da kimsenin şüphesi olmaması lazım…