VARLIK BARIŞI DÜZENLEMESİNE DAİR

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen, Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı şimdiye kadar çıkan varlık barışı düzenlemelerinin belki de en kapsamlısı. Hem yurtiçi/yurtdışı kayıtlı olmayan gizli ve atıl maddi varlıkların ekonomiye kazandırılarak piyasaya canlılık getirilmesi hem de son yapılan kamuya olan borçlara ilişkin kapsamlı yapılandırmaya paralel olarak varlık sahipleriyle maddi barış temin edilerek gönüllü mali uyumun sağlanması anlamında önemli bir düzenleme. 
Sözkonusu kanun ile hem Türkiyede hem de yurtdışında olup kayıtlarda olmayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin sahip olduğu ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla taşınmazlar ve tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri kazançlar kapsama alındı. Anılan varlıklar 30.11.2018 tarihine kadar Türkiye'deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi durumunda dönem kazancında dikkate alınmayacak, sermayeye eklenebilecek, dağıtılabilir kara ilave edilmeyecek, istenildiğinde çekilebilecek ve bildirilen varlıklar üzerinden hesaplanan %2 vergi bir beyanname ile vergi sorumlusu sıfatıyla bağlı olunan vergi dairesine yatırılması durumunda varlık sahipleri serbestçe tasarruf hakkı elde etmiş olacaklar, bir önceki varlık barışı düzenlemesinde oran %3 idi.
Düzenlemenin en pozitif dışsallığı kayıtlı ekonomi stratejisine uygun bir adım olması yanında, konjonktürel anlamda kısmi likit darlık çeken piyasaya cansuyu etkisi yapacak olmasıdır. Bunun yanında varlıkların fiili durumu ile resmi kayıtlar arasında homojenliğin sağlanmasıdır. İlaveten getirilen bir hak ile, varlıklarını bu şekilde kayıt altına alanların, kayıtlara aktardıkları bedeller ile, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullandıkları yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerini en geç 30 Kasım 2018 tarihine kadar kapatabilecek olmalarıdır. Bu düzenlemede finans piyasalarına ayrı bir taze kandır.
Aynı zamanda, defter tutan gerçek/tüzel kişi mükellefler yurtdışından Türkiye'ye getirdikleri varlıklarını yıllık dönem kazancına ilave etmeyip işletme sermayesine ekleyebilirler veyahut şirketler, dağıtılabilir kare eklemeyip istedikleri zaman işletmelerinden çekebilirler. Bu durumda sermaye sıkıntısı çeken firmaları oldukça rahatlatacaktır. Kayıtsız taşınmazlarını kayıt altına alan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de aynı kapsamda yararlanabilecekler. Çok daha ileri iki adım ise; birincisi, eğer yurtdışı anılan varlıklar 31.07.2018 e kadar Türkiye’ye getirilerek resmi kayıtlara işlenirse %2 vergi de alınmayacak. İkincisi ise bildirim ve beyana konu varlıklara ilişkin vergi incelemesi ve ek tarhiyat yapılamayacak olması.
Beklentinin karşılanması ve amaca ulaşması durumunda bu düzenlemeden oldukça üst düzey parasal kaynak bekleyen maliyenin dikkat etmesi gereken en önemli husus, paternalist devlet anlayışıyla atılan bu adımların kayıtdışı varlık sahipleri tarafından suiistimal haline getirilmesini önleyecek adımları hemen Aralık 2018 de artık hayata geçirmesi ve kararlı şekilde uygulamasından geçmektedir. Toplum kayıtdışı hastalığından ilelebet kurtarılmalı ve bir daha yakalanmaması adına her türlü önlem alınarak istisnasız uygulanmalıdır.