FİLİSTİN SORUNU

Amerikan derin devleti, Donald Trup’ın başkan seçilmesinden bu yana onun yapısına uygun koşullar yaratmak için zaman kolluyordu.
 Irak’ta Saddam’ın devrilmesi, Suriye politikası, tarih boyunca din ve etnik felaketlerin merkezi olmuş Ortadoğu için ABD’nin planı çok eskiye dayanır. Etnik ve dini çatışmaları egemen kılma çabası “Büyük Ortadoğu” projesi ile denk düştü. Trump’ın seçilmesiyle uygulanabilirliği öngörüldü. Bölge ülkelerinin sınırlarını yeniden çizecek, bölgeyi bir maceraya sürükleyecek plan adım adım örülmeye başladı. Bu süreç yakın hedefte üç aşamalı görünüyor. Birincisi, İran’la nükleer anlaşmanın bozulması, ikincisi, Kudüs’ü başkent ilan etme projesi, üçüncüsü ise İran’la savaş olasılığı. Üçüncü gerçekleşirse Ortadoğu’da tarihte görülmemiş acılar yaşanır.
***
ABD ve küresel güçler 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde modern dünyanın teknolojik gücü ile Ortadoğu halklarını karanlığa gömmek istiyorlar. Müslüman Arap ülkeleri ABD emperyalizminin işbirlikçiliğinden kurtulmadıkça, halkların ulusal direncini yaratıp, emperyalizme karşı dayanışma ruhunu yükseltmedikçe, Ortadoğu’nun da, Filistin’in de kaderi değişmeyecek. İsrail’in saldırısı bir din savaşı, Müslüman-Musevi çatışması değil, Filistin halkının topraklarını onların elinden alma, Filistin halkını yok etme savaşıdır.
***
Filistinli Arapların ulusal davaları dinsel kimliğe büründükçe “Uluslararasılaşma” bir işe yaramadı yaramıyor. Filistin halkının onurlu bir mücadele tarihi var. Gençlik yıllarımız Filistin Kurtuluş Örgütü’yle (FKÖ) dayanışma ve ABD’ye protesto eylemleriyle geçti. Türkiye solunda devrimci gençliğin simgesiydi Filistin. Deniz Gezmiş’lerin Filistin’de savaşa katıldığını, yakın siyasi tarihimizin gerçeklerini yaşamış, tanık olmuş olanlar bilirler. 68’lilerin ilkesel bir duruşu, bir davası, (Emperyalizme karşı bağımsızlık) davaya adanmışlıkları vardı. 6. Filo Dolmabahçe’ye geldiğinde Amerikan askerlerini denize atmışlardı. O yıllar Yasar Arafat FKÖ’nün efsanevi  lideriydi. Örgüt o yıllar heterojen bir yapıya sahipti. Anti emperyalist sol güçler zayıfladıkça örgütün yapısı dinsel bir eksene kaydı. Giderek dünya kamuoyuna İslam-Yahudi çatışması şeklinde yansıdı. Filistin sorununun dinsel bağlantılı bir çatışma gibi görülmesi barış ve başarı şansını zayıflattı.
***
Filistin sorunu bir insanlık sorunudur. O topraklar en kadim halkların, Arapların, İbranilerin, Yahudilerin, Akadların ana yurdu, Müslümanların, Musevilerin, Hıristiyanların beşiği olmuştur.  Üç tek tanrılı dinler için Kudüs kutsal bir kenttir. Şimdi Kudüs nasıl bölünebilir, tekleşebilir? 
Hangi dilden, dinden, ırktan olursa olsun insanlığın silahsız ve savaşsız bir dünyada yaşayabileceğini inanmak, bunun yaratılmasını istemek bir ütopya değildir.