TRAFİK

Her Mayıs ayının ilk Cumartesi günü başlar "Karayolu ve Trafik Haftası" etkinlikleri. Bu etkinliklerin organizasyonu her defasında trafikten sorumlu il emniyet müdür yardımcısına düşer. İline göre bu etkinliklerin gerçekleştirilmesi bazen kabusa bile dönebilir. Neden?

Trafik haftalarındaki konuşmaların en dikkat edici tarafları elbette istatistiklerdir: Kaza sayısı, maddi kayıplar, yaralı sayısı, ölü sayısı...

Denizli Trafik Kazaları Önleme Derneğinde "aktif" olduğum dönemlerde bu haftanın etkinliklerine katılır ve arkadaşlarımla bizde yurt dışına göre pek yürümeyen trafik kurallarına dikkat çekerdik. Panellerde de özellikle denetim eksikliklerine vurgu yapmaya çalışırdık. Bugün de değişen bir şey olduğunu sanmıyorum.

Trafik kazası olmayan ülke yoktur. Bu kazaları önlemek için gösterilen veya gösterilmeyen gayretler hükümetlerin kendi vatandaşlarına verdikleri değeri de ortaya çıkarır. Bizdeki icraattan çok sözdeki uygulamalar kendini kaza sayılarında da apaçık gösteriyor zaten.

Dünya genelinde yılda 1 Milyon 250 Bin insanın trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi ve 50 Milyondan fazla insanın yaralanması bizdeki kaza ve ölü sayılarına mazeret olarak gösterilmemelidir.

Her konuda olduğu gibi trafikte de yasa ve yönetmeliklerimizin mevcut oluşu ama uygulamada sorunların olması hukuk devleti oluşumuzun da ancak sözde kalışının bir işaretidir.

KARAYOLU TRAFİK VE YOL GÜVENLİĞİ DERNEĞİ Genel başkanı Sayın İhsan Memiş'in verilerine göre; "Türkiye'de yıllık trafik kazalarında 7.300 kişi resmi rakamlara göre ölmekte, 300 bin kişi yaralanmakta ve ortalama 21.000 kişi de ömür boyu engelli olmaktadır."

Bu demektir ki her 72 dakikada bir insanımız trafikte can vermekte, sınırlarımız içinde her Allah'ın günü 20 (yazıyla: YİRMİ) insan ölmektedir. Her gün 60 kişinin sakat kalıyor olması ve Milyonlarca liranın maddi hasar sonucu kaybolması bu felaketin hangi boyutlarda olduğunu gösterebiliyor.

Bizim hükümetlerin eskiden beri bu korkunç manzaradan kaçabilmek için yaptıkları en kurnazca işi, bu sefaletin sorumlusunu gizlemek olmuştur.

Trafikle ilgili kurum ve kuruluşları araştırdığınızda tam 12 merci karşınıza çıkıyor. Bunlar da genelde komisyonlar. Yani işin Türkçesi: Sorumlu yok.

Her gün 20 kişinin öldüğü ve 60 kişinin sakat kaldığı bir sorunda bunun seçim kampanyası konusu dahi yapılmaması ibret verici değil de nedir?

Yalnız şunu da belirtelim: Trafik konusu da bir hukuk devleti sorunudur, hem de birinci dereceden.

"Hukuk devleti" olunacağına dair söylemleri yapan adaylar da yok değil. Acaba onlardan bu yarışı kazanan olacak mı? Acaba kazandıklarında da bu vaatlerini en kısa yoldan unutacaklar mı?

Vatandaşlar arasında da "trafik" konusunun sevilmemesi ve sanki önemsizmiş gibi algılanması ayrı bir trajedi.