KAÇINMAK YA DA YÜZLEŞMEK

Aslında çay en çok sevdiğim ve içmekten hoşlandığım bir içecek. Ancak kokusu burnumda tütse de ağzımın suları aksa da okulda içmiyorum. Biliyorum ki, içtiğim çaylar kısa bir süre sonra idrar torbamı dolduracak ve tuvalete gitme ihtiyacı hissedeceğim. Tuvalete giderim gitmesine de tuvaletten çıkmak ve sonrası benim için tam bir kâbus.  Tuvalette acaba sağa sola değdim mi, acaba üstüme idrar sıçradı mı diye çok fazla titizleniyorum. Bu yüzden paçalarımı dizlerime, kollarımı da dirseklerime kadar sıyırıyorum. Tuvaletten çıkmadan önce bu bölgelerimi de en az üç kez yıkıyorum. Çıktıktan sonra yine aynı şekilde dışarıda da yıkamam gerekiyor. Yine 3 kez. Ve daha sonra kâğıt mendille kuruluyorum. Güvendiğim bir arkadaşım var, ona acaba değmiş midir diye soruyorum. Biliyorum tuvalette benimle değildi ama yine de soruyorum. Sorum saçma olsa da ondan onay alma ihtiyacı hissediyorum. Bütün bu süreç bir hayli uzun zaman alıyor. Herkesin 3-5 dakikasını alan bir işlem benim için saatleri buluyor. Bu yüzden ben de ev dışında su ya da sulu ürünler almamaya özen gösteriyorum…
Yani?
Yani sizin de söylediğiniz gibi “kısa gün kârına”  tevessül ediyorum, kısacası kaçınıyorum. Ama o an inanın çok rahatlıyorum. Sadece kaçınma değil, kompulsiyonlarım da (bir ritüel halinde tekrarlamalı yapılan hareketler, defalarca elini yıkamak gibi…) rahatlatıyor beni.
Evet, kaçınma davranışı zaten tam da bu amaçla yapılır; rahatlamak! O an elde ettiğiniz kısa süreli rahatlığa karşın aslında hastalığınızın devam etmesini kabulleniyorsunuz.
Kaçınma davranışları; istenmeyen düşünce, duygu ve davranışlardan uzak durmak ya da tamamen kurtulmaya çalışmak amacıyla yapılırlar. Acı verici, sıkıntı doğurucu durumlarla karşılaşmamak adına o an için rahatlamak amacıyla kaçınma davranışında bulunulur. Daha çok fobik ve kaygılı durumlarda (OKB; takıntı hastalığı, sosyal fobi, özgül fobi, panik atak v.d.)  karşımıza çıkar. 
Kişi bu gibi durumlarda yaşayacak olduğunu öngördüğü kaygı ve korku ile baş edemeyeceğini düşünür, buna inanır. Bu yüzden sonucu kötü olacak bir durum için daha işin başında her hangi bir girişimde bulunmayarak kaçınma yolunu seçer.  Her ne kadar ilk bakışta makul ve mantıklı gibi görünse de kaçınma davranışları sonuç itibariyle hastalığın ya da sorunun artarak devam etmesine yol açar. O an kısa süreli bir rahatlamanın gerçekleştiği doğrudur.  Ancak sorun alttan alta devam etmektedir.  
Bir başka bakış açısıyla; aslında hasta kısa süreliğine de olsa rahat hissetmeye o kadar çok ihtiyaç duymaktadır ki, sonuçta hastalığı uzun vadeye yaymış olsa bile o an oradaki rahatlık kendisi için hayati derecede önemli gibi görünmektedir. Ne hazindir ki, sonuç acının artmasından başka bir şey değildir.
Kaçınmak kabul etme tercihinizin tam karşısında duran davranış modelidir. Kişisel acı deneyimlerinden kurtulabilmek adına yapılan kaçınma davranışlarına harcanan enerji ve geçen zaman uzun vadede başka sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Yukarıda adından söz ettiğim sorunların içinde yer aldığı hastalık grubu yani anksiyete (kaygı) bozukluklarında en temel davranış modeli kaçınmadır. Kaygının doğuracağı rahatsızlık hissi ile karşılaşmamak adına kişi kaçınarak rahatlama yolunu seçer. 
Kimileri kaçınma amacıyla farklı yollara başvurabilirler. Madde kullanımı, alkol, sigara ve ilaç bağımlılığı buna örnek verilebilir. İlacını (Xanax) almadan dışarıya çıkamayan danışanım için ilaç farmakolojik etkisinden çok güvenlik nesnesi olarak bir anlam ifade ediyordu.  İşlevsel olmayan bu gibi yöntemler belki kısa süreliğine geçici bir yarar sağlayabilirler. Ancak uzun vadedeki etkileri daha çok acı ve daha çok hastalık yönünde olacaktır.
Aslında kaygı ve korkuların eşlik ettiği psikolojik sorunların hemen tamamı “korkak köpek” gibidir. Sokak köpeğinden korkar da kaçmaya başlarsanız o sizi arkanızdan kovalar. Ama durup geriye doğru baktığınızda ve hele bir de karşı bir hamle ile üstüne gitme davranışında bulunduğunuzda önce duraksar daha sonra kuyruğunu kıstırarak oradan uzaklaşır. Kaygı ve korku bozukluklarının özündeki “korkmaktan korkmak” işte bu yüzden korkak köpek gibidir. Kaçarsanız korkunuz artarak devam eder. Yüzleşir ya da üstüne gitme cesareti gösterirseniz belki başlangıçta bir süre sıkıntı yaşarsınız ancak orta ve uzun vadede mutlaka kazanan siz olursunuz.
Korkmaktan korkmaya başladığımızın farkında olduğumuz, bilinçli farkındalık dünyamız geliştikçe kısa gün kârı yerine yüzleşme ve üstüne gitmeyi seçebilecek cesarete ulaşabileceğiz.