DİNİMİZ BİZDEN SAMİMİ OLMAMIZI İSTER..

Samimiyet, bir şeyi irade ve sevgiyle kabul etmektir  Gönülden istemek ve içten gelerek yapmaktır  Samimiyet, şüphesiz inanmak ve inancın edebini korumaktır  Samimiyet, her başarının anahtarıdır  İnsana dini de kazandırır, dünyayı da  İnandığını yapmayan, yaptığına inanmayan kimsede tad yoktur  İçinde samimiyet olmayan kimse huzurlu olamaz  İşinde samimi olmayan kimse başarıya ulaşamaz    
 
Allah, kulundan dürüstlük bekler  
Rasulullah s a v  Efendimiz: “İhlâsla amel yap, az da olsa sana yeter” buyurmuştur  (Hakim, Ebu Nuaym) 
Herkes, karşısındaki insandan samimiyet bekler  Yüce Allah kulundan, Hz  Peygamber s a v  ümmetinden, hoca talebesinden, koca ailesinden, hanım efendisinden, amir memurundan, idareciler halkından, halk idarecilerden, arkadaş arkadaştan; kısaca herkes birbirinden, önce samimiyet ister   
Ne kadar samimiyiz? 
      
 Dua ile temenniyi karıştırmayalım  Dua, bir şeyin olmasını irade ve arzuyla isteyip onu elde etmek için lazım olanı yapmaktır  Temenni ise, bir şeyin olmasını arzulayıp kendiliğinden olmasını beklemektir  Temenni ile ne din ne dünya kazanılır   
     
  Karnı aç bir kimsenin açlığını fark etmesi, yemek yemesi gerektiğini bilmesi, hatta yemeği görmesi ve yemek yiyeni seyretmesi açlığını gidermez  Bu kadar bilgi ve görgü ona yetmez  Doymak için yemeğe ulaşmak ve bizzat yemek gerekir  Buna, “lazımı yapmak” denir  Bütün insanlar dünya işlerinde bunu bilirler ve ne lazım ise onu yaparlar  
      
 Bir insanın yiyeceği rızık bellidir, ilâhi garanti altındadır  Böyle ilâhi garanti altında olan bir şey için bile çalışmadan olmaz diye inanırken, bize garanti edilmeyen cennet için sırf temenni ile yetinmek doğru mudur? Hele cehenneme sebep olacak işlerin içinde iken cenneti arzulamak, şeytanla dostluk yapıp Allah muhabbetini beklemek, günahların içinde kemale ve Cemal'e ereceğini düşünmek tam bir aldanış ve şeytanın tuzağıdır   
Samimiyetin meyveleri 
       
Bazı kullar az çalışır, çok kazanırlar  Bunun görünür sebebi kalpteki ihlâstır  İhlâs öyle bir şeydir ki, onun azı da çoktur  Allah için yapılan hiçbir amele az ve küçük denmez  Hangi amelin rahmeti çekeceğini ve kulun affına sebep olacağını kul bilemez  Yine, bir mümin için hangi günahın affedilmeyip onu azaba götüreceği de bilinmez  Bazen insanların basit gördüğü bir hayır, yapanın affına sebep olur  Bazen “ne var ki bunda!” denilip küçümsenen bir günah, onu yapanı azaba götürür  Bunun için elden geldiği kadar küçük-büyük ayırımı yapmadan, gücümüz neye yetiyorsa Allah için hayırlı işlere koşmalı; hiçbir kötülüğü de küçük görmeden terk etmeye çalışmalıdır  
        Siz bu rahmete ermek için bir bahane bulun  Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın  Önceki büyükler zamanında şöyle bir hadise anlatılır: 
İbn-i Asfur diye birisi vardı  Bu zatın hayırlı ameli azdı  Bu zat bir gün bir kuşu yakalayıp onunla oynayan bir çocuk gördü  Çocuk kuşla oynuyor, oynarken de kuşa eziyet ediyordu  Bu zat, Allah rızası için şu kuşu çocuğun elinden kurtarayım, diye niyet etti  Biraz para çıkardı, çocuğa verdi  Çocuk parayı görünce kuşu ona verdi  İbn-i Asfur da kuşu salıp azat etti  Bu zat bir zaman sonra vefat etti  Bunun Allah dostlarından bir komşusu vardı  Bu veli bir gün onun kabrine gitti  Ona dua ve istiğfar etti  Sonra gözlerini yumdu, murakabeye girdi  Yüce Allah'tan onun kabirdeki halini göstermesini istedi  Yüce Allah onun kabir halini bu veliye gösterdi  Adam evliyalar gibi güzel bir haldeydi  Ona, “bu halin ne güzel, bunu nasıl elde ettin, sana ne muamele edildi” diye sordu  Adam: “Bu işe ben de şaşırdım fakat çok memnunum  Bana, sen bizim rızamız için gücün yetti bir kuşu azat ettin; biz de seni günahlarından azat edeceğiz, bizim de buna gücümüz yeter  Sen bizim rızamız için o çocuğu ve kuşu sevindirdiğin gibi, biz de seni sevindireceğiz, dendi ve işte bu güzel nimetler bana verildi” dedi.
 Samimiyetle yapılan az bir amel nelere sebep oluyor  Bizler de Allah'ın rahmetine vesile olacak işlerle meşgul olalım ki, Ramazan ı şerif ayında bu sonsuz rahmetten nasiplenelim inşallah  
       
Selam ve dua ile…