ERUV

Önce "eruv" sözcüğünün ne anlam taşıdığını yazalım: "Yahudilerin dini kurallara uygun yaşayabileceği bölge" anlamına geliyor. Muhtemelen İbranice bir kelimedir.

İslamiyet'in kaç yıllık bir din olduğunu hicri takvime baktığımızda görüyoruz: Takvim şimdi 1439 yılını gösteriyor.

Hıristiyanlığın yaşını da miladi takvim söylüyor: 2018 yıl.

Museviliğin 4000 yıl önce başladığı kabul ediliyor. Yani Hıristiyanlıktan ve Müslümanlıktan çok daha eski.

Şahsen en az bilgi sahibi olduğum din de Museviliktir. Yahudilerin kendi dinlerini İsrail dışında en rahat uygulayabildikleri ülkenin ABD olduğunu düşünüyorum. Eruv sözcüğünü incelerken onun da bugünkü şekliyle ortaya çıkışının ABD olduğunu görüyorum.

Biz Müslümanların uymaya çalıştığı bazı kurallar, alkol gibi, domuz eti gibi zamanla belki daha da yumuşayacaktır, bilemem. Ama Musevilerin özellikle Cumartesi gününe dair kurallarının hala katı bir şekilde uygulanmaya çalışılması ve hayvan kesiminin de çok ciddi bir Musevi kuralı içerdiği hayret vericidir.

Bizde nasıl İslami kuralları çok-orta-az ve daha da az uygulayanlar varsa Yahudilerde de durum aynen öyle. Museviliğin nasıl bir din olduğunu dahi pek bilmeyen Yahudilerin olduğunu dahi düşünebiliyorum. Buna karşılık iyi bir hahamlık eğitiminin tarih boyu hep var olduğunu da düşünürüm. Bizim imam eğitimi için bunu iddia edemeyiz. Sadece namaz kıldırmayı bilip bunun dışında da dinle ilgili her şeyi kendine göre yorumlayan eski imamlar bilirim.

Bizdeki Cuma günü dinen nasıl önemliyse ve Cuma günleri işe gitmeyen kırsalın insanları varsa Pazar günleri çalışmayan Hıristiyanlar ve Cumartesi çalışmayan Museviler de mevcuttur.

Yahudilerin Cumartesi ile ilgili kuralları diğer dinlerinkinden çok daha katı. Cumartesi günleri herhangi bir iş yapmak, evin dışında kendi çocuğunu dahi kucağına almak, onu çocuk arabasıyla dolaştırmak, taşımak mümkün değilmiş.

Yahudi toplumlarının tarih boyu daha eğitimli, daha kültürlü insanlar olduğu düşünülürse bu katı kuralları yumuşatmayı bilecekleri de düşünülebilir. Kuralların katılığı onu uygulayacak insanların bu kuralları doğrudan veya dolaylı ihlal etme meylinde olacaklarını beraberinde getirir.

Madem Cumartesi kuralları sadece evin dışında geçerli ve evin içinde uygulanmayabiliyor; o halde evin içini genişletmek ve evin önündeki bahçeyi, siteyi ve hatta mahalleyi evin içi sınıfına sokmak da mümkün olmalıdır. Zaten "dinci" kişilerin kuralları dolanması bir yorum veya fetva meselesidir. Her din için bu iddia böyle yapılabilir.

Bir mekanın evin içi olduğunu belirleyen tanım nedir? Ne zaman evin içindesiniz ve ne zaman ev dediğiniz mekanın dışındasınız?

Evin duvarları vardır. Duvarları her zaman taşlar, tuğlalar, betonarme yapılar oluşturmaz. Bir çadırın içi de evin içidir. Direklerin sınırladığı ve cidarını toprak, saman, bez, çit, ip, tel gibi malzemenin oluşturduğu mekanlar vardır ve ev görevi yaparlar. Hatta Eskimoların "iglu" dedikleri evlerinin duvarları buz kalıplardan oluşur.

Düşünceyi buraya kadar getirdikten sonra iş kolay. Evimin bulunduğu bahçenin duvarlarını "ev duvarı" ilan edersem bahçede de evde sayılırım ve Cumartesi (Sabbat) kuralının yasaklı kısmı çalışmaz.

Ama evimin bahçesi de icabında yetmeyebilir. Komşuya ve bakkala gidemem. Çocuğumu maçlara, kurslara götüremem.

Öyleyse sınırların daha da genişletilmesi gerekir. Böylece Yahudi inancına uygun yaşam alanlarını sitelere ve hatta büyükçe mahallelere genişletmek mümkün olmuş. Sınır olarak direkler dikip tellerle çevirmişler, hatta daha geniş alanlar için telefon direklerini dahi kullanmaktalar. Bu sınırlar elbette hahamlara veya diğer din görevlilerine onaylatılmaktalar.

İşte bu alanlara "eruv" denmekte ve Yahudiler için bu alanlar çok değerli olmaktadır. Örneğin ABD'de eruv içindeki bir evin fiyatı dışındakinin iki katı olabilmektedir.