PARA POLİTİKASI KARŞISINDA MALİYENİN TAVRI NE OLMALI?

İfade etmek gerekir ki, geçtiğimiz haftalarda yaşanan kur gerilimi ve makro ekonomik etkileri gündemin ilk konusuydu. Merkez bankası PPK kararları neticesinde nispeten kontrol altına alındı ve kurda sert bir düşüş yaşandı fakat spekülatif risk tamamen bertaraf edilmediği için ihtiyat güdüsü yaklaşımı devam ediyor. Bu tür parasal hareketler ister istemez piyasa konjonktürünün tamamını etkiliyor. Yani para politikasındaki hareket maliye politikasını, maliye politikasındaki bir hareket para politikasını etkileyip yön verebiliyor. 
***
Demek istiyoruz ki, maliye bakanlığının kayıt dışı ekonomi stratejisi ve enflasyonla mücadele yaklaşımı doğrultusunda yön verdiği maliye politikası davranışları da para politikasında yaşanan değişime ayak uydurmak zorunda. Fakat takdir edersiniz ki maliye politikası kararı almak para politikası kararı almaya göre daha zor. Çünkü Merkez Bankası bağımsız, toplanıp hemen karar alabiliyor, uyguluyor, etkisini de çabuk görüyor. Maliye Bakanlığı ise maliye politikasına ilişkin bir karar alacağı zaman mali alana dikkat ederek ve kararlarının siyasi maliyetlerini de hesaba katarak hareket etmek zorunda. Aldığı kararlar topluma ilave yük getirmemeli ki siyasi maliyet de doğmasın. Sayın bakanın son günlerde yaptığı enflasyonla mücadele açıklamalarına bu perspektiften bakmak lazım. Yükselmeye başlayan bütçe açığının gayrisafi milli hasılaya oranını daha fazla artırmadan bir vergi indirimleri politikası uygulanabileceği ifade ediliyor. 
***
Enflasyon rakamları çift haneli açıklanınca talep daraltıcı arz artırıcı vergi indirimleri stratejisi izlenmesi normal. Tabi piyasa yansıması anlamında çabuk etki beklenecekler KDV veya ÖTV de gidilebilecek süreli oran indirimleri. Bu indirimlerin de tüketen değil üreten sektörleri tetikleyecek şekilde ayarlanması lazım ki enflasyonun tek haneye indirilmesi amacı sekteye uğramasın, mesela yatırım üretim istihdam gibi sahalarda oran indirimleri. Şunu da söyleyelim ki, maliyenin enflasyon ve bütçe açıklarına yönelik somut kararları gün yüzüne çıkmaya başladıkça, ekstra spekülatif konjonktürel dalgalanmalar oluşmadıkça, merkez bankasının para politikası da paralel orantıda adımlar atma gayreti içine girecektir.
***
Bu arada ifade etmeliyiz ki, son yapılan destek ödemeleri gibi unsurlar çeşitli toplum kesimlerinde rahatlama sağlayacaktır. Mali disiplinden taviz vermeden, zaman zaman atılabilecek olumlu da bir adım olarak değerlendirilebilir. Fakat, enflasyonla mücadele stratejisi anlamında bu desteklerin maliyetinin bütçeye ek yük getirmeden gelir artırıcı gider azaltıcı (vergi harcamalarının kısılması) politikalarla giderilmesi gerekir.
Son olarak, maliyecilere mikrofon uzatıldığında “verginin tabana yayılması” gerekir cümlesini sıkça söyledikleri görülür. Sanki bizim gibi ülkelerde ekonominin kayıt altına alınarak vergi kapasitesinin artırılması amacı doğrultusunda “verginin tavana yayılması” daha da bir önemli ki gelir düzeyi yüksek kesim de hakkıyla vergilenebilsin..Bizden söylemesi..