10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

Ülke ve toplum olarak birlik içinde kutladığımız milli ve dini bayramlarımız ve günlerimiz var. Ayrıca bazı meslek mensupları da kendileri için önemli günleri kutluyor ya da anıyor. Gazetecilerin ise bir değil iki önemli günü var; 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.

24 Temmuz’un, 112 yıl önce Osmanlı döneminde siyasal ve sosyal sonuçları olan İkinci Meşrutiyet ilanıyla birlikte basından sansürün kaldırılmasının yıldönümü olduğu genelde bilinir. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ise daha çok gazetecilerin özlük hakları ve çalışma koşullarıyla ilgili olduğu, ya da öyle sanıldığı için fazla bilinmez.

Peki, nedir 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü? Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilecekleri ortama ve ekonomik haklara kavuşturan, çalışma koşullarının iyileştiren, 212 Sayılı Basın İş Yasası’nın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 1961”in yıldönümüdür. Basın mensupları 1962 yılından itibaren bu günü  ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak coşkuyla kutlamaya başlamış haklar teker teker ellerinden alındığında ya da çalıştığı yayın kuruluşu kapandığında ‘çalışamayan gazeteciler’ olarak hüzünlenmiştir.

212 Sayılı Yasa çıkmadan önce de 5953 Sayılı Basında Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Kanun vardı. Ama gazetecilere mesleğin gerektirdiği hakları sağlamaktan çok uzaktı. Alınan  ücretle, çay ve simide talim ediliyordu. Cağaloğlu’nda gazete binalarının bodrumlarında, kurşun eritilerek satırların dizildiği mürettiphaneden çıkan zehri soluyor, yarı aç yarı tok çalışıyorlardı. Çoğu kez bir simit bir çayla karınlarını doyuruyorlardı, Çevredeki salaş lokantalara gidildiğinde ceplerinde para olmadığı için ay sonunda vermek üzere veresiye defterine yazdırıyor, ünlü yazarlar bile yemek paralarını ödemekte zorlanıyorlardı.

O dönemde bir gazetede müsahhih (düzeltmen) olarak görev yapan ünlü bir şairimizin şiirinde gazetecilerin ekonomik durumu şöyle anlatıyor:
“Kasketi kendi kendine giydi kafam,
Fırladım matbaadan,
Dışarda kar.
Yüzümde mürettiphanenin kurşunlu kiri,
Cebimde 75 kuruşum var,
Havada bahar.”

GAZETECİLERİN HAK MÜCADELESİ

Gazetecilere haklar getiren 212 Sayılı Yasa’nın çıkması, o dönemin gazetecilerinin büyük mücadelesiyle mümkün oldu. Resmi ilanların iktidar tercihiyle dağıtıldığı ‘Besleme basın’ dönemi sona ermişti. Gazeteler resmi ilanların tirajlara göre adil dağıtılmasını istiyordu ve bunu sağlamak için Basın İlan Kurumu kuruldu. Hemen ardından da 5953 Sayılı Basın İş Yasası’nda değişiklik yapılarak gazetecilere yeni haklar getiren 212 Sayılı Yasa yürürlüğe girdi.

Yasayı engellemek için yapmadıklarını bırakmayan dönemin anlı şanlı gazete patronları amaçlarına ulaşamadı. 10 Ocak 1961 günü 212 Sayılı Yasa Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girince basın tarihimizde ‘patron boykotu’ gibi bir olay yaşandı..

‘DOKUZ PATRON’ BOYKOTU

Gazete patronları bir araya gelip 212 Sayılı Yasa’nın geri çekilmesini istedi. Bu kabul edilmeyince de yaptıkları toplantıda boykot karar verip, gazeteleri üç gün çıkarmayacaklarını açıkladılar. O dönemde ulusal basını oluşturan ve  günlük yayınlanan (alfabetik sıraya göre) Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni Sabah ve Yeni İstanbul gazeteleri  “Gazetemizi üç gün kapatıyoruz’ başlığı ile çıktı. Ancak bu gazetelerin yazı işleri müdürleri ortak bir açıklamayla boykota katılmadıklarını söyleyerek gazete künyelerinden isimlerini çekti.

Daha sonraki yıllarda Türkiye Gazeteciler Sendikası’na dönüşecek olan İstanbul Gazeteciler Sendikası şemsiyesi altında toplanan gazeteciler, ‘Basın’ gazetesini üç gün boyunca çıkarıp tüm yurda dağıtarak, patronlara rağmen halkı gazetesiz bırakmadı. Abdi İpekçi’nin genel yayın müdürü olarak görev yaptığı ‘Basın’ gazetesi ilk gün ‘Daima halkın hizmetindeyiz’ manşetiyle çıktı. Patronların boykotunu kıran ‘Basın’ gazetesi, son gün ‘Allah’a ısmarladık’ manşetiyle yayımlanırken, “Çıkarken sizi gazetesiz bırakmayacağız demiştik, işte bırakmadık” başlığına yer verdi.

Fikir işçilerinin, yani çalışan gazetecilerin birlikte hareketi, patronların boykotunu yendi ve gazeteler yeniden yayınlanmaya başladı. Bu olay gazeteciliğin halk için yapıldığına inanan namuslu gazetecilerin zaferidir. Aynı zamanda bugün sanılanın aksine basının gücünün sadece patrondan, plazalarından, dev baskı tesislerinden, iktidar imtiyazından gelmediğini gösteren yüz akı eylem olarak basın tarihimize geçti.

212 Sayılı Yasa, gazetecilere ücretlerinin peşin ödenmesi, zamanında ödenmeyen ücretlerin günlük yüzde 5 faiziyle ödenmesi, yıllık izin haklarının artırılması, izin harçlığı, kıdem tazminatının mesleğe girişle başlaması ve istifa halinde kıdem tazminatı alınabilmesi, kar eden gazetelerin çalışanlara yılda bir maaş ikramiye vermesi gibi birçok haklar getiriyordu. Hemen ardından sendikalaşmayla birlikte toplusözleşme düzenine geçildi ve bu haklar hep ileriye taşındı. Gazetecilerin bir ay tek bir ay çift maaş uygulamasıyla yılda 6 ikramiye aldığı dönem yaşandı. 12 Eylül 1980 darbesiyle ikramiyeler önce yılda 4 maaşa indirildi, sonraki yıllarda tamamen kesildi. Gazetelerde sendika bitirildi, kazanılan aklar tek tek kaybedildi.

Bugün bakıldığında 212 Sayılı Yasa ile gazetecilere verilen haklar abartılı görülebilir.   Ancak o günün koşullarında hiç de öyle değildir. Örneğin ödenmeyen ücretin günlük yüzde 5 zamlı ödenmesi koşulu sayesinde gazeteciler maaşını zamanında alabilmiştir. İstifa, kıdem tazminatı ve diğer haklar gazeteciye imtiyaz sağlamaktan çok, iş güvencesine kavuşmasını, mesleğini baskı altında olmadan güven özgürce yapabilmesini sağlamıştır.

Bugün gazeteciler 212 Sayılı Yasa ile elde ettikleri hakların çok gerisindedir ve güvencesiz kalmıştır. Kurumları kapanan binlerce gazeteci her gün ‘işsiz gazeteciler ordusuna’ katılmaktadır. Bir çok gazeteci ücretlerini bile tam alamadıkları, hiçbir güvenceye sahip olmadıkları halde aşkla bağlı olduklarını mesleklerini devam ettirmeye çalışmaktadır. Hem ekonomik, hem siyasal kuşatma altında inim inim inletilen, aralarında ulusal yayın yapanların da bulunduğu yüzlerce gazete ve televizyon yayın hayatından çekilmek durumunda kalmıştır. Yani durum vahimdir, ama asla umutsuz değildir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.

YORUM EKLE

banner212

banner211