“2020 YILI DENİZLİ YILI” OLMALIDIR

Gazeteci arkadaşımız, Denizli Düşünce Kulübü yöneticisi Seval Uysal sayfasında “2020 DENİZLİ YILI İLAN EDİLMELİ!” çağrısında bulundu… Denizli’nin plakası “20” olunca “2020 Denizli Yılı” olması çağrısına bürokrasi nasıl bakacak bilmiyoruz… Gazeteci Uysal, “2020 DENİZLİ YILI İLAN EDİLMELİ! Sevgili üyeler; bir süredir bu sayfada 2020 tartışması açtım. Sizlerin yorum ve görüşlerinizi istedim. Celal Şimşek'in önerisini DİKKATİNİZİ ÇEKMEK adına yeniden paylaşıyorum. Celal Şimşek Hoca ‘2020 Laodikeia UNESCO kalıcı Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeli ve Denizli yılı ilan edilmeli’ diyor.

Celal Hoca'nın görüşüne katılır mısınız? dedikten sonra sorulması gereken bir kaç soru var:

1-Celal Şimşek Hoca'nın söyledikleri bir temenni mi, yoksa gerçekleşmesi için bir grubun, yetkilinin, idarecinin çabasını gerektiriyor mu?

2- Laodikeia'nın UNESCO kalıcı Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmesi nasıl sağlanacak?

3-Denizli yılı olmasına kim ve nasıl karar verecek?

Bu soruların cevapları bizi bir adım daha 2020'ye yaklaştıracak” diyor…

Kentimizi yönetenler “2020 Denizli Yılı’nı görmeye bilir… Biz tarihe not düşmek adına 2020 yılı boyunca yazdıklarımızla “2020 Denizli Yılı’na atıflarda bulunursak, hedefimiz yerini bulmuş olur…

“2020 Denizli Yılı’na “Merhaba” diyoruz…

İLK DERSİ ANNEMİZDEN ÖĞRENİRİZ

Denizli Barosu avukatlarından Atilla Sezener, sosyal medya hesabında, “Annemin verdiği ders” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Gerçekte ilk dersi annemizden öğreniriz. Annemiz, üzülürse, bizde üzülürüz, o sevinirse biz de seviniriz…. Bazı sorunları, babalar her zaman en son duyan olur…Atilla abimizin yazısına bakalım…

“ANNEMİN VERDİĞİ DERS
Ben 7-8 yaşlarında iken anneme bir soru yöneltmiştim:
- Beni bir Yunanlı öldürse ve onun karısı doğum yapmak üzere olsa, o kadını doğurtur musun?...
- Ağlarım ama doğurturum.
*
Küçük yaşımda bu soruyu sormamın sebebi, İstiklal Savaşımızın halen büyükler arasında konuşulması, Yunanlıların özellikle Ege’de yaptıkları akıl ve ahlak dışı zulümlerin gündemde olmasıydı. O zaman Çal Gazi İlk Mektebinde öğrenci olduğumu ve annemin de Çal’da ilk resmi ebe olduğunu kaydetmem gerekir.
*
Annemin, ilkel duyguları çok aştığını daha ileri yıllarda daha çok anlayacaktım. Doğmamış bebeğin ne suçu vardı ki, dünyaya gelmesine engel olunsun ?.
*
Annemin beni etkilemesini hiçbir zaman unutmadım. Nurlar içinde yatsın..”

Atilla abimizin annesine “nur içinde yatsın” diyoruz… 

KÖY OKULLARIMIZ, YIKILIRSA NE OLUR?

Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim ve öğretim seferberliğinde köylerde yapılan okulların durumları şuan işler acısıdır… Seferberlik sırasında yapılan okulların hikayelerini dinlediğimizde, aydınlanmaya önem veren köylülerin imeceyle yaptıkları okullar hala sapa sağlam ayakta duruyor… İçinde çocuklar, öğretmenler yok… Anılarını yaşatan köylüler ise, okullarının yıkılıp gitmesini buğulu gözlerle izliyor…

Arkadaşımız Tahsin Eşmeli, “Okullarımızın yıkılmasını bekliyoruz” başlıklı bir yazı kaleme aldı… Eşmeli, yazısında devletin gösterdiği duyarsızlığı işaret ediyor…

“OKULLARIMIZIN YIKILMASINI BEKLİYORUZ…"
Az kaldı. Okullarımız yıkılacak. Yıkılması için her türlü zemin hazır. Zamanında devlet tarafından yaptırılan ve köydeki en güvenli bina olduğu bize öğretilen, "Devlet yapmışsa sağlamdır" fikri bize empoze edilen, herhangi bir deprem anında sığınılacak bir yuva olarak gösterilen köylerdeki okullarımız yıkılıyor.
Kapanan ve terk edilen okullarımız ile öğretmen lojmanları çaresizce kaçınılmaz sonunu bekliyor. Onların o halini gördükçe insanın yüreğinin yağı eriyor. Hele bir de o okuldan mezun olmuşsanız.
Bu okullar Milli Emlak'a ait. Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı olarak görev yapan bir genel müdürlüktür. Asli görevi Hazineye ait taşınmazların yönetimini sağlamaktır. İyi güzel de bu boşaltılan köy okulları nasıl yönetiliyor? Ne köyün ne de mahalle (Köyler mahalle oldu artık, garabet bir durum) muhtarlığının emrine veriliyor, ne de bakım yapılıyor. Şu anda sahipsiz durumda. Köyde ama köylünün değil. Devletin ama onun da ilgilendiği yok. Bu ne garip bir durum. Köydeki okulların köylünün gözüne sokar gibi gözlerinin önünde yok olması izlettiriliyor sanki. Terk edilmiş okulları köyün ve mülkün gerçek sahibi köy insanlarına verin ki korunup kollansın. Yoksa miras malı gibi ortadan kaybolup gidecek. Verirler mi, sanmam.”

Evet, okullarımız korunmalı ve müze haline getirebilmelidir. Yıkmak basittir, korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak ise güçlü bir irade gerektirir…

KÜTAHYA YAPAR DA, DENİZLİ YAPMAZ MI?

Arkadaşımız Seval Uysal’ın yönettiği “Denizli Düşünce Kulübü’nde, Pamukkale Üniversitesi’nde yüksel öğrenim gören Kütahyalı Ali Özçelik’in paylaştığı yazı dikkatimi çekti… Neden bu Denizli’de olmasın diyoruz… İşte yazı… “Merhaba ben Kütahyalıyım. Kütahya Belediyesi ‘İKAMETGAH KART’ diye bir uygulama başlattı. İkametgah Kart üniversite öğrencilerine yönelik bir uygulama. Adres değişikliği ile birinci adresini Kütahya'ya taşıyan öğrencilere % 25 su indirimi, anlaşmalı esnaflardan % 10 indirim, otobüslerde aylık 60 binimlik hak veriliyor. Denizli’de de olsa iyi olmaz mı? Bu uygulama henüz yeni başlatıldı ve ikametgâhını Kütahya'ya taşıyan öğrenci sayısı 6000 civarında. Devlet şehirlere bütçe ayırırken nüfusu göz önünde bulundurarak ayırıyor ve yatırımını da ona göre yapıyor. Denizli’de biz öğrenciler için böyle bir uygulama olsa güzel olmaz mı?” diyor…

Evet, aklın yolu birdir…

Pamukkale Üniversitesi’nde öğrenim gören öğrenciler, mezun olduklarında ve hayata atıldıklarında böyle bir uygulama ile Denizli’den mutlu ayrılacaklar, anılarında Denizli’den övgüyle bahsedeceklerdir…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1754’ÜNCÜ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ

"Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür."

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE