2021 YILI EKONOMİ ÖNGÖRÜSÜ

1929 Büyük Buhran’dan bugüne dünyanın yaşadığı ikinci en büyük resesyon olan 2020 yılını geride bırakıyoruz. Gelecek ile ilgili tahminlerde bulunmaya çalışan, öngörüleri güçlü (!) astrologların bile yüzlerce yazısında dahi karşılaşamayacağımız ölçüde bir yıl geçirdik. Ancak, 2021 yılı için en azından ekonomi göstergelerinde bir toparlanma beklendiğini söyleyebilirim.

Morgan Stanley, IHS Markit ve JP Morgan gibi pek çok ekonomi ve piyasa araştırması yapan kurum bugünlerde 2021 öngörülerini peş peşe açıkladı. Hepsinin ortak görüşü, özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için ekonominin gidişatının 2020 yılına göre daha iyi olacağı yönünde. Özellikle güçlendirilmiş bir aşılama programının pandeminin hızını yavaşlatacağına ve ekonominin tekrardan dünya genelinde büyümesini sağlayacağına olan inancın yüksek olduğunu görüyoruz. Öngörülerin gerçekleşmesiyle ilgili gerekçeleri iyi yorumlamak gerekiyor. Zira, küresel ekonominin gidişatı Türkiye’nin kısa ve uzun vadeli planlarını tahmin edilenden çok daha fazla etkileyebilir.

2021 yılı ile ilgili genel beklentileri özetleyecek olursak:

  1. Dünya ekonomisi büyüyecek ancak her ülke eşit şekilde toparlanma göstermeyecektir. Çin gibi 2020 yılının ikinci yarısından bu yana toparlanma işaretleri gösteren ülkelerin yanı sıra, Japonya ve İspanya gibi ülkelerde 2020 öncesi seviyelere dönüş birkaç yıldan daha uzun sürebilir.
  2. İşsizlik oranlarındaki artışın, özellikle üretimin normalleşmesiyle birlikte önce stabil hale gelmesi ve ardından azalması bekleniyor. Burada Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı ülkelerde pandemi döneminde sağlanan istihdam teşviklerinin kaldırılmasıysa işsizlik oranları üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Özellikle istihdamın yoğun olduğu üretim şirketlerinin orta vade işgücü planlarını bu açıdan değerlendirmelerinde fayda var.
  3. COVID-19 pandemisinin yatırımlar üzerindeki etkisinin azalması oldukça olası. Bununla birlikte yatırımcıların sürdürülebilirlik konularına olan ilgisinde artış bekleniyor. Hatta, yapılacak yatırımların ESG katkıları yatırımcı kuruluşların yeni performans metriği olabilir. Türkiye olarak bu alanda farkındalığımız her geçen gün artış gösterse de faaliyete geçmede oldukça yavaş kalıyoruz. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından yapılan bir çalışmaya göre Türkiye’nin ciro olarak en büyük 500 şirketinin sadece %26’sı Sürdürülebilirlik Faaliyetlerini rapor olarak paylaşıyor.
  4. ABD, AB – Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya için para politikalarının uzlaşmacı olmaya devam etmesi bekleniyor. Politika faiz oranlarının 2021 ve hatta sonrası için bir süre daha sıfırın altında kalması sürpriz olmayacaktır. Öte yandan, mali açıdan daha kısıtlı olan gelişmekte olan ülke piyasalarında ekonomik toparlanmayla birlikte bankaların kayıplarını kontrol altına almaya çalışması gerekecektir. Artan kamu ve özel borç yükleri, devlet tahvillerine yoğun bir şekilde yatırım yapan yerel bankalar için ciddi sıkıntılara yol açabilir. Türkiye’nin de artan borcunu yönetmek için daha sıkı para politikaları uygulayacağını T.C. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal da Aralık ayı toplantısı sonrasında açıklamıştı.
  5. Gelişmiş olan ülkelerin ekonomileri 2021 yılı sonunda beklentilerin üstünde büyüyebilir. Özellikle COVID-19 aşılama takvimi büyüme oranlarını doğrudan etkileyecektir. ABD’nin yaklaşık %4’ün üzerinde büyümesi beklenirken; AB-Euro Bölgesi için bu oranın %3,5 civarında kalacağı öngörülüyor. Ancak, büyümede en büyük ivmeyi Çin’in yakalayarak 2021 yılında %7,5 üzerinde bir GSYİH artışı sağlayacağı tahmin ediliyor. Çin 2020’nin ikinci yarısında başlayan toparlanma süreciyle 2021’in ilk yarısını olumlu geçirecek diyebiliriz; fakat, 2021 yıl sonundan itibaren Çin’in 2012’de başlayan büyümede yavaşlama patikasına dönmesi oldukça olası. ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan ve Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Türkiye için büyüme oranı beklentilerini oransal olarak gelişmiş ülkelerin bir miktar altında, yaklaşık %3 olarak açıkladı.
  6. Amerikan Doları (USD) 2021 yılında zayıflamaya devam edebilir. Fed’in 2020 yılının başında gerçekleştirdiği mali düzenlemeye biraz gecikmeli de olsa piyasaların 2021 yılında tepki vermeye devam etmesi bekleniyor. Ayrıca, yatırımcıların risk toleransındaki artışın ve ticaret açığındaki büyümenin dolardaki zayıflamayı destekleyici etkenler olduğunu söyleyebilirim. Öte yandan, Japon Yeni’nin güçlenen ihracattan ve görece düşük enflasyondan dolayı güçlenmesi sürpriz olmayacaktır. Türk Lirası’nın ise Amerikan Doları karşısında değer kazancının kısa vadeli olduğu ve tekrardan değer kaybedeceği finans piyasalarında konuşuluyor. Gov Capital’in derin öğrenmeye (deep learning) dayalı kur tahminleme algoritmasına göre 2021 yıl sonu USD/TL kuru 8,08 ile 10,94 arasında kapanacak.

Tüm beklentiler ve tahminler gösteriyor ki, önümüzdeki yıl ekonomik açıdan stabilitenin ön plana çıkacağı bir yıl olacak. Ülkelerin ve şirketlerin pozisyonlamasını bu doğrultuda oluşturmasının faydalı olacağına inanıyorum. Sermaye sahipleri için gelişmekte olan pazarların yatırım için cazip hale gelmesiyle birlikte yerel dinamiklerde yaşanacak değişimler hiç de şaşırtmayacaktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
mesut mert
mesut mert - 2 hafta Önce

Barış Bey, değerli yazılarınızı keyifle okuyoruz.

banner212

banner211