ACIPAYAM'DA DERİCİLİK VE AHİLİK

Acıpayam' da ahilik ile ilgili etkinlikler düzenlendi.  Etkinlikte PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nden Acıpayam Dernekler Birliği Başkanımız Prof. Dr. Turgut Tok, Ahi Kaysar'ın mezarını tespit ettiklerini bildirdi, mezarlar ziyaret edildi ve mezarın fotoğraflarını paylaştı. Denizlimiz, Acıpayamımız için büyük keşif olduğunu düşünüyorum.

Dericilik ve ahilik ile ilgili araştırma yaparken dericilik sanatı ile ilgili aşağıdaki satırlara rastladım. Kitapta yazılanları aynen aktarıyorum. “Dericilik sanatı dokumacılık kadar eskidir. Bu uğraş Türkmen boylarının, Denizli yöresine yerleşmelerinden sonra daha da değer kazanmıştır. 1071’de Türklerin Honaz Kalesi’ni ele geçirmeleri ile burada ilk yöresel Türk dericilik faaliyetinin temeli atılmıştı. Her ne kadar dericiliğinin kuruluşu Ahi Evran ile başlatılmakta ise de Ahi Evran Denizli’ye geldiğinde yörede gelişmiş bir deri sanatı bulunmaktaydı. Ahi Evran’a bağlı şeyhlerden Ahi Kaysar, orta çağda dericiliği Acıpayam’a bağlı Yeşilyuva’da tesis etmişti. T. Toker, debbahlığın piri olarak bilinen Ahi Evran’ın kendi adıyla kurduğu teşkilatın 32 iş koluna ayrıldığını yazar. Dericilik genellikle bol akarsu olan yerlerde yapılırdı. Bunlar arasında il merkezi, Honaz, Yeşilyuva ve Buldan İlçesi’ne bağlı Narlıdere Köyü, tabakçılık ve çizme yapımında gelişmişti. Osmanlı döneminde de önemini koruyan bu sanat, ayakkabıcılık, çizme, cilt, silah aksesuarı ve saraçlık olarak gelişmişti. Hayvan koşumları ve eğerleri, deri ve köseleden üretilmekteydi. Elvan deri olarak nitelendirilen deri örnekleri arasında siyah, kırmızı ve sarı renkler ünlüydü. Yakın bir zamana kadar bu renk derilerden kadınlara, genç kız ve gelinlere Hitit tipinde burnu kalkık, pullu ve işlemeli zarif terlikler yapılırdı. Yeşil yuva geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli bir dericilik merkezidir. XlX. yüzyılda kasabanın alt eteklerine değin akan ve kentin ortasından geçen Cilhan ve Macar dereleri boyunca, yüzlerce tabakhane kurulmuştur. Bu tabakhanelerde işlenmiş olan, kösele, sahtiyan ve meşin gibi deri ürünler Konya, Antalya, Girit, Rodos, Muğla ve İzmir’e gönderilmekteydi. Günümüzde de yöre insanı geçimini çoğunlukla ayakkabıcılıktan sağlar ve hemen her evin küçük bir ayakkabı imalathanesi bulunur. Daha önceleri elle dikilen ayakkabılar günümüzde teknolojik gelişmeyle birlikte yerini makinelere bırakmıştır. Geçmişte bir ayakkabının her aşamasını kendileri yapan ustalar bugün sadece belirli bir parçasını yapmaktadırlar. Böylece ayakkabıların belirli bölümleri üzerinde ustalaşma olmaktadır. Bu durum daha seri ve istenilen niteliğe yol açmıştır. Bu aşamalar saya kesimi, saya traşçılığı ve saya dikimidir. Yeşilyuva, günümüzde Türkiye’nin kösele ihtiyacının %80’ini karşılamaktadır. Ayakkabıcılık, ayakkabı kesme, taban yapıştırması, freze, fora, boyama ayrı ayrı işler haline gelmiştir. Bu mesleğe bağlı olarak semercilik, saraçlık meslekleri de yaygındır.”

Ahi teşkilatı vasıtasıyla geçmişten bugüne ülkenin ekonomik gelişmesine büyük katkı koyan pek çok iş kolunun ve ticaretin Denizli'nin tarihinde önemli yer tuttuğunu  görüyoruz. Kaleiçi’nde, eski Karahöyük pazarında, Yatağan, Yeşilyuva, Nikfer,  Kızılcabölük, Babadağ, Kızılhisar, Çivril gibi her noktada bir sanat bir ticari faaliyet var. Bu ticaretin derin kökleri var. Derin kökleri bulma işini tarihçilere, halk bilimcilere bırakalım. Her zaman söylediğim söz ile yazıyı bitirelim. Denizli muhteşem bir tarihe sahiptir. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ömer Alev
Ömer Alev - 4 ay Önce

Yüzlerce yıl Kaysay kılar saraç kıl ve ayakkabı üretimini her aile evlerinin altında ki atolyelerde yaptılar.
Sağlık koşullarına uygun alanlar değildi.
Bine yakın imalathane vardı.
Kasabada ayakkabı sanayisinde kullanılan ilaç ve yapıştırıcı kar kanserojen etkisi nedeniyle hastalıklar arttı.
1987 yılında Yesilyuva daki imalat hane sahipleri birleşerek bir ayakkabı üreticileri kooperatifi kurdu.
Arazilerini kendileri aldılar,hatta bir binanın temelini de attılar.
(Şimdiki mezarlık altındaki Küçük Sanayi Sitesi)
Devlet desteği için uzun yıllar hükümetten destek beklediler,ama hep hayal kırıklığı yaşadılar.
1993 yılında Acıpayam SHP ilçe başkanı olarak topluca bana geldiler.
Durum acil ve önemliydi,temaslarının sonrası.
Sanayi bakanımız Tahir Köşe ve Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı na Yeşilyuva ya yerinde incelemeleri için getirdik.
Geldiklerinde gözlerine inanamadılar,bu arada Sulama kooperatifi de bağcılığın çok olduğunu belirterek Bayındır Bakanından Kasabanın giriş bölgesindeki araziye 8 adet derin kuyu sondaj talep edildi.
Bakanı Bayındırlık bakanı hemen 8 kuyu açılmasının talimatını verdi.
Sanayi sitesinin yatırım programına girmesi için Ankara da yoğun temasımız oldu.
Başbakan yardımcısı Murat Karayalçın la görüştük,Bakan dan da olumlu rapor istedi.
Türkiye de ilk kez bir kasabaya sanayi sitesi yapımına izin vereceklerdi,programa alıp ödenek ayrılması gerekiyordu.
Acıpayam, Sarayköy,Serinhisar gibi büyük ilçelerin sanayi siteleri dahi ödenek alamamıştı.
Kolay olmadı,ona oldu ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile görüştü Düzce'ye 3. Sanayi sitesi karşılığı sorun çözüldü.
Bütçe meclise inmeden programa kondu ve bütçede 3 Milyar TL ödenek ayrıldı ve ihalesi yapıldı.
275 dükkanlık 3 katlı dükkanlar, sağlık koşulları dikkate alınarak projelendirilmiş ti.
Yoksa Yeşilyuva da ayakkabıcılık sizlere ömür olacaktı.
Esnaf Denizli ye,İzmir'e göç etmeye başlamıştı
O dönemin Yaşar Yayla başkanlığındaki yönetimine teşekkür etmeden geçmem haksızlık olurdu, teşekkürler.
Deri sanayi nın Yeşilyuva da ayrı bir hikayesi var.
Onu da bilen ve yaşayanlardan birisi anlatsın.
Şuanda deri ve ayakkabı ham maddeleri hep dışardan geliyor.
Yazınızı dikkatlice okudum, teşekkür ederim.
Küçük bir katkı da ben ilave edeyim istedim.
İtirazı olan varsa yazabilir,saygılarımla.